Okunma Sayısı: 27
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Farklı Perspektiflerden Çocukluk Travmaları: Mysterious Skin (2004)


Farklı Perspektiflerden Çocukluk Travmaları: Mysterious Skin (2004)
Bir noktada aynı şeyleri yaşamış fakat tamamen zıt iki karakterin farklı hayatları, izleyenleri filmin ilk sahnesinden itibaren meraklandırmayı başarıyor. Girişte Brian’ın, yazın 8 yaşındayken hayatından kaybolan 5 saati bir türlü hatırlayamamasına ancak bayıldığını ve halen daha sürmekte olan burun kanamalarını hatırlamasına dikkat çekiliyor. Bayılması, burun kanaması ve kâbusları 10 yıl boyunca devam eden ve sebebini bir türlü hatırlayamayan bu genç bir yana; ana karakter olan Neil, Brian’ın aksine tüm yaşadıklarını detaylarıyla birlikte hatırlıyor.



Küçükken annesinin bir adam ile cinsel ilişki yaşadığını gören Neil, o anda aslında erkeklere karşı cinsel dürtüleri olduğunu fark ediyor. Aslında ilk travmaların bu olayla beraber başladığını söyleyebiliriz. Bu sahnede dikkatimi çeken nokta betimlemelere fazlasıyla yer verilmesi oldu. Adamın yüz ifadesini ve bundan aldığı hazzı anlatan bir çocuğun vücudunuzu karıncalandıran hikayesi böylece başlamış oluyor.



Fiziksel hazzı bir kenara attığımızda duygusal olarak beyzbol koçuna ilk görüşünden itibaren çocukça aşk duyan ve gözünde idolleştiren Neil, bir süre sonra koçunun hastalıklı cinsel tutkularının objesi haline geliyor. Tüm yazını koçuyla birlikte geçiren Neil’ın yaşadığı travma aslında oldukça ironik. Koçunun, kendi çocuk bedeni üzerinde uyguladığı tüm cinsel saldırılarına rağmen onun oyuncağı olduğu fikrini kabulleniyor ve ona olan bağlılığı gün geçtikçe artıyor. İşte bu da yakın zamanlı 2. çocukluk travması olarak karşımıza çıkıyor. Yıllar sonra Neil, yaşadığı kasabadaki erkeklerle para karşılığında birlikte olmaya başlıyor. Peki ya Brian’ın bu olaylarla alakası ne? İşte filmi izlerken Brian gibi izleyenlerin de cevabını aradığı bu soru çok trajik bir sonla cevabını buluyor.



Hayatından silinen 5 saatlik boşluğu hatırlamaya çalışan Brian bu süreçte uzaylılar tarafından kaçırıldığına ve uzaylı deneylerine maruz kaldığına kendini inandırmış, hatta Neil ile beraber bu kaçırılma olayına dahil olduğunu düşünüyor. Neil’ın peşine düşen ve neler olduğunu öğrenmek isteyen Brian biraz geç kalıyor çünkü Neil, New York’a gidiyor. Karanlık yoluna ışık tutabileceğini düşündüğü kişinin dönmesini bekleyen Brian, neler olduğunu Neil’ın soğuk ve akıllara durgunluk veren anlatımıyla öğreniyor.



Filmin son sahnesinde Brian, izleyenlerin tüylerini ürperten ve oldukça rahatsız edici bir acıyla ağlıyor. Brian ve Neil’ın aynı beyzbol takımında oldukları ve koçlarının ikisini de cinsel oyuncağı olarak kullandığı gerçeği aslında Brian’ın unuttuğu o 5 saatlik trajik olay olduğu anlaşılıyor. 8 yaşında olduğu o yaz gecesinde, 5 saat boyunca tacize uğradığını tüm detaylarıyla öğrenen Brian, o anda çocukluk travmasını öğrenerek hayatının en büyük gizemini çözmüş oluyor.



Bu durum aklıma şu soruyu getiriyor; filmin en başında hayatının en büyük gizeminin aslında en büyük travması olduğunu bilmeyen Brian acaba sonsuza dek bu bilinmezlikle yaşasaydı daha mı iyi olurdu? Oyunculukları ile derinden iz bırakan Joseph Gordon-Levitt (Neil) ve Brady Corbet (Brian), filmin yazarı ve yönetmeni olan Gregg Araki; bu filmi çocuk istismarı başlığı altında unutulmaz kılmış. Ortak bir travmanın farklı karakterlerin bakış açıları üzerinden anlatılış şekli biz izleyenlere de olaylara farklı perspektiflerden bakma şansı veriyor.



İki karakterin ortak noktası ise ailelerindeki problemler olmasıyla dikkat çekiyor. Brian, babası tarafından annesiyle birlikte terkedilmiş; Neil ise cinsel arzularına oldukça düşkün, pek ilgili olduğu söylenemeyecek bir anneyle yaşıyor.

Filmin yan ama bir o kadar da önemli karakterleri ile ilgili yapılabilecek en önemli çıkarım ise Neil’ a ne kadar bağlı ve sadık oldukları. Wendy (Michelle Trachtenberg) ve Eric (Jeffrey Licon) ile oldukça yakın ilişkisi olan Neil, bu iki karakteri de kendine hayran bırakmayı başarıyor. ‘’Wild, young and free’’ anlayışına tam olarak uyan bir 3 arkadaş ilişkisi izlerken Brian’ın ise arkadaşı olmadığını, yalnızca televizyonda uzaylılar hakkında izlediği belgeselde yaşadıklarını anlatan Avalyn (Mary Lynn Rajskub) ile arada bir görüştüklerini fakat Avalyn’in Brian’ı öpmesiyle son bulan iletişimlerini izliyoruz.



2004 yılı, ABD ve Hollanda ortak yapımı dram türündeki bu film, eşcinsellik ve çocuk istismarı konuları altında oldukça derin mesajlar barındırıyor.

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

WANNART
Profilini oluşturmak, İçerik yazmak, İtibar Puanı Kazanmak İçin Hemen Şimdi Kayıt Olabilirsin! KAYIT OL!