Okunma Sayısı: 157
  • 7
  • 0
  • 0
  • 1

Piyano Çalmak İçin Yaratılmış Adam: Fazıl Say


Piyano Çalmak İçin Yaratılmış Adam: Fazıl Say

Fazıl Say Kimdir?


İfade gücü yüksek eserleri, edebiyata duyduğu derin ilgi ve sanatına adadığı sevgiyle Beethoven’ın en büyük varisi olan bir aydındır. 



Fazıl Say’ın Hayatı


Üniversitelerde temel eser olarak okutulan müzik kitabının yazarı Ahmet Say’ın oğlu olarak 14 Ocak 1970’te dünyaya gelen Say, günümüzde en büyük klasik besteci ve piyanistler arasında yerini almıştır.



Fazıl Say’ın Müzik Kariyeri


Dört yaşında piyano çalmaya başlayan Say, sekiz yaşındayken kendi bestesini çalarak televizyona çıkmıştır ve New York’ta yapılan kıtalararası yarışmanın birincisi olarak konser kariyerine başlamıştır. Mozart’ın 250. doğum yılında Viyana’daki kutlama komitesinin siparişi dolayısıyla “Patara” adlı bale müziği bestelemiş ve 2007 yılında Türk saz şairi Aşık Veysel’in “Kara Toprak” türküsünden esinlenerek bestelediği piyano parçasını içeren CD, Billboard listelerinde altıncı sıraya yükselmiştir. Şiir ve edebiyata olan ilgisini sanatına yansıtıp Nazım Hikmet’in şiirlerinin seslendirildiği 55 opera solistini bir araya getiren Nazım Oratoryosu’nu kurmuş ve aralarında Genco Erkal’ın da bulunduğu birçok değerli sanatçıyla çalışmıştır. Çanakkale Belediyesi’nin büyük besteciden binlerce yıllık Truva destanını anlatan bir eser yazmasını rica etmesi üzerine Fazıl Say, en kapsamlı piyano solo eseri olan ve en ünlüsü “Aşil” olmak üzere 10 bölümden oluşan Truva Sonatı’nı yaklaşık altı ay içerisinde bestelemiştir ve de eserleri icra ederken takındığı yüz ifadesi, parmaklarının piyano üzerinde adeta uçarak dans etmesi kendisinin ne kadar olağanüstü bir yetenek olduğunu gösteriyor. Ayrıca Beethoven’ın 650 dakika süren 32 piyano sonatını da yorumlamış ve “Ay Işığı” altında uyumasına yardım etmiştir. Mozart, Debussy, Satie ve Bach yorumlarını demeye gerek yoktur herhalde! 



Fazıl Say’ın Hayat Felsefesi


İnsanın ancak “iyi” ile sarmalandığında iyi şeyler üretebileceğini, “umut”un iyiden aldığımız güçle yaptıklarımız olduğunu, tabular ve önyargılarla insanların birbirini düşman ettiğini, burasının aslında çok da iyi bir dünya olmamasına rağmen umutlarımızı yok etmememiz gerektiğini ve nefesi içimize çekip “evrendeki iyiden asla vazgaçme”memiz lazım geldiğini düşünüp bu düşünceye “inan”mıştır 
 ki zaten Aziz Nesin’in kendisine şut çekmiş, evine kocaman bir edebiyat dünyası sığdırmış olan Fazıl Say, Nazım’ın kastettiği “yaşamak” anlayışını derinden kavramıştır. Evet; “bir sincap gibi mesela, yani yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden”...



Fazıl Say’ın Elde Ettiği Başarılar


 1. Avrupa Birliği tarafından “Kültür Elçisi” unvanıyla görevlendirildi.
 2. Uluslararası Beethoven Ödülü’nü kazandı.
 3. Boğaziçi Üniversitesi tarafından “Fahri Doktora” unvanı verildi. 
 4. Ve daha niceleri...


Fazıl Say’ı Çekemeyenler


Konuk olduğu bir programda “Konser sabahı twitter’a girdiğimde dört yüz tane hakaret mesajı görmek beni üzüyor.” demişti. Dünya çapında adını besteci ve piyanist olarak altın harflerle duyurmuşsun ve kendi ülkenin vatandaşı gelip sana hakaret ediyor... Yazık, gerçekten yazık. Klasik müziğin Türkiye’deki ve dünyadaki en büyük temsilcilerinden olan bir insanın moralini, müzikten ve sanattan anlamayan “kalitesiz” insanlar bozamaz ve buna hakları yoktur.