Okunma Sayısı: 67
  • 3
  • 0
  • 0
  • 0

Duygular, Duygularımız


Duygular, Duygularımız

                                                                                              Duygular Üzerine...

 

Aklımız, duygularımız, hareketlerimiz ve fikirlerimiz.. Bunlarla yaşar ve bunlarla ölürüz. İçinde bulunduğumuz bu kısıtlı zaman içerisinde bütün bunların devamlılığı belirsizdir. Aklımı yitirdiğimizde deli, hareket edemediğimizde felç, fikirlerimiz öldüğünde cahil oluruz. Peki ya duygularımız ölürse ne olur?

 

Aşk, sevgi, heyecan, nefret, korku… bütün bunlar fıtraten içimizdedir. Duygularımızı kitaplardan öğrenemeyiz. Kitaplardan duyguların yoğunluğunu ve yorumlanışını öğrenebiliriz ancak. Duyguları öldürmek, bir o kadar kolayken, bu duyguların yokluğunda yine de ölmeyiz. Örneğin, nefret duygusunu yitirmiş birisi çevresindeki iğrenç olaylardan, sinir bozabilecek davranış biçimlerinden uzaklaşır, daha pasif bir kişiliğe bürünür bu olaylarla karşılaştığında. Olaylara pasif yaklaşmaya başladığında, durumsal farkındalığını kaybeder ve belki de ilerisi için istemediği bir durumla karşılaştığında nasıl davranacağını bilemeyebilir. Korku duygusunu yitiren kişi cesurlaşır. Cesurlukla ahmaklık arasındaki o ince çizgiyi bile yakar geçer, bıraktığı enkaza sonradan dönüp bakar. Heyecanı biten kişi yeni bir haber beklemez, yaşadığı anda kendisiyle beraber geçmişten getirdiği, cevaplanması imkansız sorularla uğraşıp durur. Geleceği düşünemez, ona göre harekete geçemez. İleride hayatın ona ne sunacağıyla ilgilenmez keza her zaman geçmişten getireceği bir soru veya bir hayal kırıklığıyla uğraşır.

 

Şüphesiz bu tükenen -tüketilen- duyguların en vahimi sevgidir. Sevgisiz insan vahşileşir. Empati duygusu yavaş yavaş kaybolur. Belki sosyopatlığa gidecek bir  sivrilme yaşar kendi içinde. Hukuk, Felsefe, Tarih, Matematik bütün bilim dalları insanın kümülatif bir biçimde var olduğunu ispatlayamaz. Sadece bu oluşumun -insanın-  bir parçayla ilgilenir, onunla ilgili araştırma yapıp teoriler geliştirir bilim insanları. Sevgiyi buna benzetebiliriz. Evlilikten gelen sevgi, aile sevgisi, sevgiliyle olan muhabbet hatta vatan sevgisi. Burada sormamız gereken üç önemli soru vardır; Sevgi tam olarak nasıl oluşuyor? Nasıl gelişiyor? Nasıl sonlanıyor? Ne yazık ki bu soruların hepsine cevap veremeyiz. Üzerinde bulunduğumuz toprağı sevebilir, bunun uğruna ölebiliriz. Özgürlük ihtiyacından vatan sevgisi, bağımsızlık isteği doğmuş olabilir gayet doğal. Ülkenin atlattığı badireler sayesinde bu sevgi ve muhafazakarlık artmış da olabilir. Ancak bu sevginin geleceğini kestiremeyiz. Nerede söneceğini,  bu tutkulu, güçlü duygunun ne zaman biteceğini veya nereye evrileceğini kestirmeyiz. Son soruya cevap bulamadık. Aile sevgisi sonsuzdur. Her zaman biliriz onları seveceğimizi koruyup kollayayacağımızı ama onları neden sevdiğimizi hiçbir zaman bilemeyiz. Aile sevgisi kavramı altında, bunu çok irdelemeden geçiştiririz. Kısacası sevginin nereden geldiği ve nereye gideceği belirsiz, bir insanın içinde olan bu belirsiz duygu aynı zamanda insanı hayatta tutan, nefes alıp yaşamasını sağlayan yegane duygudur.

 

En kötü sevgi yok oluşu, ölüşü tecrübeyle meydana gelendir. Kitaplardan, makalelerden, idollerden muhakkak önemli bilgiler öğreniriz. Ama tecrübe bu öğrenme kaynaklarının başında gelir. Aynı zamanda en etkilisidir. Karşısındaki insan sebebiyle kaybedilmiş bir sevgi, kaybeden için fazla tehlikelidir. Sevgiyi öldüren zaten gitmiştir, artık onu ilgilendiren bir mesele yoktur. Sevgiyi kaybeden kişi, fikirlerinden, düşüncelerinden, prensiplerinden, hayata karşı olan duruşundan emin olamaz, sorgulamaya başlar. Belki de yeni. Bir arayışa girer. Bu durumu romantik ilişkilerde görebiliriz. Sevgisi ölen ve sevgiyi öldüren iki kahraman olsun. Sevgiyi öldüren kişi gittiğinde, sevgisi ölen enkazı toplamaya çalışır, içinde kalan incinmiş, kırılmış sevgi duygusunu düşünür. Kalp kırıklığı, kin, öfke, keder gibi duyguların  kişinin kendi karakterine göre  yansımaları olur. Kimisi sevgiye küser ve köşesine çekilir, başkasında aramaya koyulur sevgiyi.  Akla göre bütün bunları süzgeçten geçirmek çok kolay olur ancak bir duruş sergilemek gerektiğinde, sevgisi ölen kişinin verebileceği bu sayısız tercihler pek net gözükmeyebilir. İleride bir gün, tekrar sevgi duygusunun çiçek vereceğini bilerek, ağacı sulamaya devam eder.


Yorumlar (0)

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

WANNART
Profilini oluşturmak, İçerik yazmak, İtibar Puanı Kazanmak İçin Hemen Şimdi Kayıt Olabilirsin! KAYIT OL!