Advertisement
Okunma Sayısı: 164
  • 3
  • 1
  • 0
  • 0

The Diner at 00.56am.


The Diner at 00.56am.
Advertisement

Gözlerinin içine baktım.

-Hadi kapat gözlerini.

-Sen?

-Uyu hadi. Benim biraz işim var.

-Peki iyi geceler.

-İyi geceler.

 

Soğuk bir geceydi. Salondaki tekli koltuğa bıraktım kendimi. Pencereden karşıdaki zeytin ağaçlarına baktım bir süre. Uykum yoktu. Yağmurun pencere camında bıraktığı izleri inceledim. Hayal kurmadım. Süzüldüm camdan aşağı, pervaza sıkıştım kaldım. Uzun süredir aynı yerdeyim. 

-Her zamankinden lütfen.

-Anlamadım efendim.

-Hep verdiğim siparişi diyorum. Aynısını istiyorum.

-Ama efendim her gün farklı sipariş veriyorsunuz.

-Öyle mi?

-Öyle.

-Bugünkünden alayım o zaman. Yarın aynısından getirirsiniz.

-Tabiki.

Etrafı incelemeye koyuldum siparişi beklerken. Kocaman gezegende bir ben yalnız oturuyordum herhalde. Garsonlar yeterli ücreti alıyor mu acaba, diye düşündüm. Bana gülüyorlar mı acaba? Öğlen 12 ile 1 arası geliyorum hep buraya. Oldukça yakın düşündüğüm yere. Hemen her gün gelirim. Mekandaki tüm masalar dolu bugün. İçeriye anlaşılmaz bir gürültü hakim. Kararsız gürültüleri severim. Masaları dolduran insanları severim. Var olmak için birlik olmak zorunda olan insanları hasetle karışık bir kibir ile severim.

Siparişim geldi o arada. Geçmişimden birkaç tatsız anı... Tabi hemen yaladım yuttum. Beğendim de tatlarını. İyice çiğnedim lokmalarımı. Tane tane yuttum. Sindirdim bana olmuş ve olabilecek olanları. Çünkü ben dünden ziyade, zaman ve vakitte tutunmak gayesiyle sürükleniyorum. Anlamsız. Çünkü ben biliyorum... Hayır bilmiyorum. Tahminen bu gerçeklikten hiç kurtulamayacağım. O vakit kalabalıklar anlamsızlaşıyor ve dünkü ben yalnızca küçük bir çocukken, neden üzüleyim? Hata tanımına kahkahalarla gülüyorum.

Saat ilerledi. Siparişin ücretini ödedim. Bir ömür tutmuş. Biraz fazlasını verdim. Garsonlara bahşiş olsun. Bir ömür tutmuş patronlara yetmez. İşçiye bir yardımı dokunsun. 

 

-Tutunamıyorum işte. Neyse ışığı açmasak olur mu?

-Olur. 

-Ben, dedi. Yutkundu, sustu.

-Efendim.

Cevap vermedi. Yılları gözünün önünden geçti, gördüm. Gözlerinden yaş süzülmedi. Yutkundu. Uzun süredir aynı yerdeyim. Burkuldum.

 

-Yağmur yağıyor.

Keşke seninle biraz daha konuşabilsem.

-Yağmur yağıyor. Anlamsızlık insana özgü. Tezat bir sanat ve kainat tatsız bir şaka. Sen uzun uzun kendi kendine düşün bakma bana. Ben birazdan öleceğim. Bitmeye gebe her başlangıç gibi senin hayatından geçip gideceğim.

-Görüşmek üzere. 

Keşke seninle biraz daha susabilsem. 

 

Veda etti. Hiç var olmamışçasına kayboldu. 

Kahroldum. Uzun süredir aynı yerdeyim. Güldüm, ağladım, sevdim. Alıştım. Zapt oldum.

 

 

 

 

 

 

 

 


Yorumlar (0)

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

WANNART
Profilini oluşturmak, İçerik yazmak, İtibar Puanı Kazanmak İçin Hemen Şimdi Kayıt Olabilirsin! KAYIT OL!