Advertisement
Okunma Sayısı: 226
  • 7
  • 0
  • 0
  • 0

midem, aklım şu kadarcık


midem, aklım şu kadarcık
Advertisement

-Vapur kalktı.

Gözlerim kurşun gibi ağırlaşmıştı. Vücudum mermerden amatörce oyulmuş gibi sabit. Boğazımda bir yumru, donuk bir zihinle oturağa sabitlenmiştim. 

Yine bir ses duydum.

-Vapuru kaçırdık kime diyorum ben?

Sesin geldiği yöne başımı çevirmeyi denedim. Başaramadım. Fakat karşımdaki klarnetçiyi görebiliyordum şimdi. 

"...Müjganla ben ağlaşırız..." 

Pala bıyıklı, kirli sakallı ve koyu tenli bir adamdı. Bakınca kirlenmiş hissederdiniz. Bakarsanız tabi.

-Allahın cezası otur tek başına gidiyorum ben.

Sesin geldiği yöne bakamadım. Tek bildiğim müzisyenin olduğu yerde durduğuydu. Önemli olan da buydu.

"...Müjganla ben ağlaşırız..." 

Zamanla çözündü eklemlerim. Yumruyu yuttum herhalde, midem şiş. İskeleden ayrıldım.

 

O gece çok yokuş çıktım. Kararmış havada birkaç bekçiye rastladım. Kimliğimi sordular.

-Dünya vatandaşıyım hemşerim.

-Türk değil misin?

-Değilim.

-Nerelisin?

-Dünya dedik ya.

-Yabancıysa uğraşma. Başımıza bela almayalım, dedi öteki.

Akıllı adammış. Gittiler.

 

Yürüdüm kordon boyu saat kulesine yaklaştım. Gözlerim yaşlı. Herhal müjganla ben de ağlaştım.

Birkaç damla öptü dudaklarımdan. Yağmur düştü mü toprağa yüreğim kıyılır, tanımadığım bir adama dönüşürüm. Yağmurda uzun adımlar atmam. Bilirim, üşürüm.

Vapur kaçmasaydı iyiydi, diye düşündüm.

Bu sefer de kaçmasa iyiydi.





 


Yorumlar (0)

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

WANNART
Profilini oluşturmak, İçerik yazmak, İtibar Puanı Kazanmak İçin Hemen Şimdi Kayıt Olabilirsin! KAYIT OL!