Advertisement

ilhamımı gördünüz mü?

ilhamımı gördünüz mü?
  • 0
    0
    0
    0
  • çocukken en sevdiğim şey hayal kurmaktı. farklı evrenlerde farklı hayatların başrolü olurdum ve içimdeki yarım kalmış sevgiyi bu şekilde tamamlardım. ilk başta sadece kendim için kurulan bu hayaller zamanla arkadaşlarımı da içine almaya başladı. ilk hikayelerimi bu şekilde kaleme almaya başladım. küçük defter sayfalarına onların sevdikleri insanlar ile istedikleri evrenlerden hikaye yazıyordum. yazmak tıpkı uçmak kadar sıradışı ve özgür hissettiren bir eylemdi. aynı zamanda yaralı çocuk yüreğimize iyi bir ilaçtı. 

    liseye kadar bir sürü defterim olmuş, yetmemiş bir de ders defterlerimin kenarları dolmuş taşmıştı. kimisinde günlük niyetine yazılar olurdu, kimisinde ise masallar veya hikayeler yazardım. 

    sonra ne oldu bilmiyorum, anlayamıyorum da. 

    yirmili yaşlara girip hayat savaşının göbeğine atıldım. mental rahatsızlıklar, gelecek kaygısı ve kalp kırıklığı derken ilham perim bu kaostan yara aldı. sonrasında ise korkup saklandı benden muhtemelen. bazen oturup boş sayfayı dakikalarca izlediğimde oldu, sayfaları yırtıp yırtıp öfkeyle çöpe attığımda. yazmak özgürleşmek demiştim. bunun bir kere tadını aldığım için yazamadıkça kendimi tutsak gibi hissetmeye başladım, hâlâ tutsağım. 

    şimdi ayağımda zincir, zihnimde ise çuval çuval birikmiş cümleler var.

    ergenken dünya daha renkli, yemekler daha lezzetli ve duygular daha dolu dizgin geliyor. benim için de öyleydi. aynı zamanda kalbim daha kırılmamıştı ve "aşık olmak" fikri beni heyecanlandırıyordu. o dönemi ne özlüyorum bir bilseniz. duygularımız koca bir illüzyondan ibaret. bunu farkedip hissetmeyi bıraktığında en büyük silahın olan kalemi de bırakıyorsun. duygularımı anlamlandıramadığımdan beri bir tane bile evren tasarlayamadım. 

    en çok aşkı yazmayı severdim. sonu mutlu biten imkansız aşkları kaleme almayı. 

    ama şimdi biliyorum ki aşk kurgu dünyalardaki gibi işlemiyor gerçek hayatta. tıpkı Kâmuran Akkor'un da dediği gibi; "aşk eski bir yalan, Adem ile Havva'dan kalan

    ayrıca bilinçlendikçe iç sesimiz kendimize karşı daha da acımasız oluyor. hiçbir şey mükemmel olmak zorunda değil ama kendimi mükemmele sığdırmak zorunda hissediyorum. 

    bazen elime yüzüme bulaştıramaz mıyım?

    bu metin pek sevgili kanadı da kalbi de kırık ilham perime çağrıdır. seni nasıl iyileştireceğim, ben de bilmiyorum. zaten ben hayatın bulmacalarını çözemedim, şifadan hiç anlamam. ama yazmayı çok özledim. umarım bir şekilde iyileşip özgürlüğümü ellerime tutuşturursun. gerçek hayata pek tahammülüm kalmadı. benim gibi gözyaşı gözünün ucunda olan birisi için dayanılmaz hâle geldi çoğu şey. o yüzden çabuk yetişmeni umut ediyorum.

    ve sen gözleri bu satırlara değen kişi; eğer yazabiliyorsan hiç durma şimdi yaz bir iki kelime. umarım ilhamın seni hiç bırakmaz ve motive eder. hayat ne olursa olsun hissetmeye ve hayal kurmaya değer. 

    eğer seni de ilhamın terkettiyse benden sana hediye bir şarkı pinhani - yıldızlar olsun. 

    kendine iyi bak.

    •ahuzart

     


    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.