Sosyal medyada ruh sağlığı ile ilgili hesapların artması, bilgi içerikli paylaşımların viralleşmesi sonucu herkesin diline dolanan bazı kavramlar var. Bunlardan en çok bilinenleri travma, narsisizm tanı yaklaşımı gerektiren kavramlar. Aslında her şey şöyle başladı: "Sosyal medyanın ruh sağlığı uzmanları" bu tür kavramlar üzerinde çok fazla durmaya ve vurgulamaya başladıkça (ki bazılarının da bu kavramları bildiklerinden emin değilim) her olayın travma gibi algılanma modası oluştu (aynısı narsisizm için de geçerli insanlar çevrelerindekilere narsisist tanısı koymaya başladılar) ve devamında da herkesin her durumdan travmatize olduğu yönünde bir algı oluştu.
Tür olarak yaklaşık 300.000 yıldır dünya üzerindeyiz ve evrimsel "savaşta" oldukça güçlü bir şekilde hayatta kaldık (Bugüne kadar keşfedilmiş en eski Homo sapiens fosilleri yaklaşık 300.000 yıllık olup Fas'taki Jebel Irhoud (Cebel İrhud) arkeolojik alanında bulunmuştur, Geç Orta Pleyistosen dönemi)(1). 2026 yılı itibariyle de belki de insanlık türü olarak tarihteki en yüksek refah seviyesinde yaşıyoruz (türümüz büyük savaşlar, iklim krizleri, büyük kıtlık ve veba gibi salgın hastalıklarla da mücadele etti). Yani modern dünyada sık sık vurgulanan yaşadığımız çevrenin travmatik olduğu fikri tarihsel gerçeklikle pek de örtüşmüyor.
Şimdi gelelim travma tanımına. Dünya üzerinde ruh sağlığı alanında tanılama ve kategorizasyon için iki farklı tanılama sistemi kullanılır. Bunlardan DSM ( Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı) Amerika'da ve ülkemizde daha sık kullanılırken, ICD: International Classification of Diseases (Uluslararası Hastalık Sınıflandırması). Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ / WHO) tarafından hazırlanan, sadece ruh sağlığını değil tüm tıbbi tanıları kapsayan küresel standart sistemdir ve Avrupa'da kullanılmaktadır.
Her iki sistem de travmayı yalnızca "duygusal olarak zorlayıcı her yaşantı" şeklinde tanımlamaz; travmatik stresi belirgin kriterlere bağlar.
DSM-5 (DSM'nin en güncel versiyonu) Açısından Travma: Travma ve Stresörle İlişkili Bozukluklar (örneğin Travma Sonrası Stres Bozuklığı - TSSB) tanısı için travmatik olayı "Kriter A" başlığı altında tanımlar. DSM-5'e göre bir olayın klinik anlamda "travma" sayılabilmesi için kişinin aşağıdakilerden birine veya birkaçına maruz kalması gerekir:
Gerçek veya tehdit edilen bir ölüm,
Ciddi/ağır yaralanma,
Cinsel şiddet/taciz.
Bu maruz kalma biçimleri şu yollarla gerçekleşebilir:
1- Olayı doğrudan yaşama.
2- Başkalarının başına gelen olaya şahit olma.
3- Olayın yakın bir aile üyesinin veya dostunun başına geldiğini öğrenme (örneğin şiddetli/kazai bir ölüm veya ölüm tehdidi).
4- Olayın tiksindirici/aşırı ayrıntılarına tekrarlayıcı veya yoğun biçimde maruz kalma (örneğin ilk müdahale ekiplerinin ceset parçaları toplaması veya polislerin çocuk istismarı vakalarını incelemesi; medya aracılığıyla maruz kalmalar mesleki olmadıkça hariç tutulur).
DSM Kapsamı: Günlük hayattaki ayrılıklar, iş kayıpları, sınav stresi ya da sosyal reddedilmeler DSM-5 kriterlerine göre "travma" (Kriter A) sınıfına girmez; bunlar yaşam stresörü olarak değerlendirilir. Medya yoluyla travmaya maruz kalmak da (örn. televizyon haberlerini izleyerek) geçerli sayılmamaktadır.
ICD-11 Açısından Travma: ICD-11, travma tanımını klinik tabloya odaklanarak basitleştirmiş ve kavrama önemli bir yenilik getirmiştir. ICD-11'de TSSB (PTSD) için travmatik olay; "aşırı derecede tehdit edici veya korkutucu nitelikteki bir olaya ya da olaylar dizisine maruz kalmak" olarak tanımlanır. DSM'deki gibi fiziksel bütünlüğe, yaşama veya cinsel bütünlüğe yönelik ağır tehditler temel alınır. ICD-11, tekil ve ani gelişen travmatik olaylar (doğal afetler, trafik kazaları vb.) ile uzun süreli, tekrarlayan ve kaçmanın neredeyse imkansız olduğu travmaları (çocukluk çağı istismarı/ihmali, ev içi şiddet, tutsaklık, insan ticareti vb.) birbirinden ayırır.
Karmaşık travma; kişinin sadece korku tepkisi vermesine değil, benlik algısının bozulmasına, duygularını düzenleme becerisini kaybetmesine ve kişilerarası ilişkilerde süreğen sıkıntılar yaşamasına yol açan bir süreç olarak tanımlanır.
Tanılama sistemlerinden de anlayacağımız üzere her olay travma değildir. İnsanın ruh sağlığı pamuk ipliğine bağlı değildir, örneğin bir çocuğa sesinizi yükselttiğinizde çocuk travmatize olmamaktadır. Nasıl ki dozunda stres hayatta kalıp başetme mekanizmalarımızı güçlendirmek için önemliyse psikolojik dayanıklılık için olumsuz durumlar ve onların yarattığı durumlar da önemlidir. Büyümek ve olgunlaşmak olumsuz olayların da yaşam çerçevesine yerleştirilmesini gerektirir ve her olumsuzluğu "travma" olarak etiketlemek ruh sağlığımız açısından olumsuz etkiler yaratabilir.
"Zaman zaman kırılırız, içimize ışık girsin diye."
Not: Yüksek lisans tezim çocukluk çağı travmaları üzerine.
Kaynakça
1- Hublin, J. J., Ben-Ncer, A., Bailey, S. E., Freidline, S. E., Neubauer, S., Skinner, M. M., ... & Richter, D. (2017). New fossils from Jebel Irhoud, Morocco and the pan-African origin of Homo sapiens. Nature, 546(7657), 289-292.



Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın