Bir Tiyatro Binasının Mimari ve Kültürel Tarihi: Tepebaşı

Bir Tiyatro Binasının Mimari ve Kültürel Tarihi: Tepebaşı
2 Beğen
0 Yorum
Bir zamanlar şehrin en önemli kültürel etkinliklerine sahne olan Tepebaşı Tiyatrosu, İstanbul’un yalnızca mimari olarak önemli bir sembolü değil aynı zamanda Türk tiyatro tarihinde de etkin bir role sahip. Bir yangında kül oluncaya kadar sayısız oyuna, hatta grevlere ve cenazelere de ev sahipliği yapmış ama ahşap gövdesi yangına yalnızca yüz yıl kadar dayanabilmiş bir şaheser. Tepebaşı Tiyatrosu’nun başlangıcı da aynı bitişi gibi bir yangın hikayesine dayanıyor. Bugün Beyoğlu olarak bildiğimiz semtte 1870 yılında çıkan büyük yangın, bölgeyi etkisi altına alıyor ve yeniden yapılanma için bölgede çalışmalar başlatılıyor. Bünyesinde eski mezarlıkları da barındıran bölgenin ne olarak kullanılacağı uzun süre merak konusu oluyor. İstanbul’un 1858 yılında 14 belediyeye ayrılmasıyla, o dönem 6. Daire olarak anılmaya başlanan Beyoğlu Belediye Başkanı Blaque Bey tarafından bölgenin seyir terası ve bahçe alanlarıyla bir kamusal bahçe (Jardin Publique) olarak yeniden düzenlenmesine karar veriliyor. “1872'de Abdülaziz'den izin alan Guatelli Paşa'nın talebi üzerine Tepebaşı Mezarlığı'nın yerinde çizimlerini Giovanni Battista Barborininin yaptığı geniş programlı bir tiyatro projesi hazırlamıştır. Ancak Guatelli Paşa ile anlaşmazlık çıkınca bu proje gerçekleşmemiştir. Daha sonra Tepebaşı'nda inşa edilen yazlık ve kışlık tiyatronun mimarı Hovsep Aznavur'dur. Barborini'ye büyük yangından (1870) sonra Beyoğlu'nda tek kalan Palais de Cristal tiyatro salonunu kurtarması için 1.000 frank önerilmiş, o sırada Tepebaşı Tiyatrosu'nu yapmayı planlayan Barborini, bu kadar az parayla bu işe girişemeyeceğini bildirmiştir.” 1874 yılına gelindiğinde, tiyatro binasının yapım hazırlıklarına başlanıyor. Önceleri kâgir olarak düşünülen yapı, bütçe yetersizliğinden dolayı ahşap olarak kararlaştırılıyor. Belirlenen 10 bin liralık bütçenin 3 bini yapım masrafları, kalanı ise iç mimari ve dekorasyon için ayrılıyor. Yapımı 1890’da tamamlandığı düşünülen Tepebaşı Tiyatrosu, ilerleyen yıllarda İstanbul Şehir Tiyatroları olarak anılan Dârülbedâyi’nin de doğduğu yerdir ve Türkiye’nin ilk kurumsal tiyatrosu olma özelliği taşıyor. “Tepebaşı Dram Tiyatrosu'nun 256 koltuğu bulunan bir parteri vardı. Bu parteri at nalı biçiminde kuşatan iki kat locası, bunların üstünde de bir kat galerisi bulunuyordu. Zemin kattaki 20, üst kattaki 28 locasında ise toplam 182 koltuk yer alıyordu. Koltuklar kırmızı kadifeyle kaplıydı. Yine aynı kırmızı kadifeden perdesi, sahneyi çerçeveleyen yaldızla bezenmiş portali ve süslemeli tavanı ile küçük ama tipik bir barok tiyatro örneğiydi. 1891 yılında girişe bahçenin kapısına kadar uzanan bir ek yapıldı. Bu, üzeri teras çatılı, ön cephesinde üzeri kemerle geçilmiş üç açıklığı bulunan kâgir bir yapıydı. Her bir kemeri, üzeri iyon başlıklı pilastrlar taşıyordu” 1908 yılından meşrutiyetin ilanına kadar olan süreçte yalnızca yabancıların kullanımına sunulan tiyatro sonraları; Sarah Bernhardt, Rejane, Charlotte Lyses, Jane Hading, Jeanne Boulier ve daha pek çok opera ve ses sanatçısını ağırlıyor. ”Sonun başlangıcından, 7 Ocak 1970’te “yangın tehlikesi var” diyerek boşaltılmasından önce, İstanbul Şehir Tiyatroları burada kaldığı sürede 368 adet oyunu 13.273 kez sahnelemiş. Tepebaşı Tiyatrosu'nda oynanan son oyun Mayıs 1969'da Darphne du Maurier'den “Sonbahar Fırtınası” oldu.” “Tiyatro yaklaşık yüz yıllık tarihi boyunca, Darülbedayi, Şehir Tiyatrosu, dram tiyatrosu ve deneme sahnesi olarak önemli gösterilere ev sahipliği yapmıştır. 1970’te ise nasıl çıktığı belli olmayan bir yangın neticesinde bir asırlık tarihi sona ermiştir. Küllerinden doğmaya çalışan Tepebaşı Deneme Sahnesi çeşitli gerekçelerle 1983’te yıkılmış, yerine mimar ya da şehir plancısı olmasına gerek kalmadan, kimsenin bağlamına oturtamadığı yeni halinin temelleri Büyükşehir Belediyesi tarafından atılmıştır. 14 dönüm üzerine 70 bin ton beton dökülerek yapılan otopark ve bina (tiyatro yapılacağı vaat edilmişse de pek öyle olmamış) son olarak Büyükşehir Belediyesi’nin borcuna karşılık TRT’ye satılmıştır.” Kaynak : 1, 2, 3, 4, 5

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın