Her sabah aynı saatte uyanan, aynı toplu taşıma aracına binen, aynı koridorlardan geçip aynı masaya oturan insanın içinde bir yerlerde, her an patlamaya hazır sessiz bir isyan büyür. Dünyanın en düzenli, en kurallı ve en korunaklı hayatını yaşasanız bile; insan ruhu, formüllere ve mesai saatlerine sığmayacak kadar kusurludur. Çoğu insan hayatın yoğunluğunu ve rutinini bir zorunluluk sanır. Oysa gerçek bundan daha derindir. İnsan, kendi kurduğu o konforlu hapishanenin duvarlarını her gün gönüllü olarak boyar.
Hayatı sadece kurallardan ve sorumluluklardan ibaret sananlar yanılırlar. Çünkü mantık, insanın en emin olduğu anda iflas etmek üzere tasarlanmıştır. Ciddi koridorlarda yürürken, önünüzdeki rutin işleri yaparken ya da bir düzenin kusursuz çalışması için uğraşırken aniden pencereden sızan bir rüzgar veya çok eskilerden gelen tanıdık bir melodi tüm o mimariyi yerle bir edebilir. İşte tam o an, insanın kendine yabancılaşması başlar. Sistem sizden bir çark olmanızı beklerken, kalbiniz o çarkın dişlilerine sıkışmış bir anının peşinden koşar. Ne kadar hesaplarsanız hesaplayın, hayatın günlük algoritmasında özlemek ya da kırılmak gibi duyguların matematiksel bir karşılığı yoktur.
Yayımlanan romanlarım Bir Ümit ve Bir Tesadüf’ü kaleme alırken, hep o resmi ve düzenli hayatın tam ortasındaki görünmez çatlakları izledim. İnsan en çok nerede kırılır? En büyük hesapları yaptığı yerde mi, yoksa her şeyi kadere ve tesadüflere bıraktığı anda mı? Bize öğretilen düzen, hayatta kalmamızı sağlar ama bizi yaşatmaz. Yaşamak; o çok güvendiğimiz uzlaşmaların, saatli randevuların ve garantili yarınların dışına çıkıp, ruhun o meçhul ve sessiz coğrafyasında kaybolmayı göze almaktır. Düzen bize güven verir, kelimeler ise gerçeği. Düzen saati fısıldar, edebiyat ise o saatin içinde kaç kez eksildiğimizi.
Her gün aynı kapıdan girip çıkan, hayatı kuralların sınırlarında gezenler... Bugün kendinize bir iyilik yapın ve o çok güvendiğiniz hayatınıza ufak bir hata payı bırakın. Çünkü insan, ancak planlamadığı o boşluklarda kendi ruhuyla karşılaşır. Unutmayın; saatler ne kadar düzenli işlerse işlesin, hayat her zaman zamanın ötesinde bir yerlerden alacaklı kalır. İçimizdeki hatayı düzeltmeye çalışırken, bizi biz yapan o eşsiz kusuru kaybettik.



Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın