Herkesi Sevdin
Bir serçenin ürküşüne bile
merhamet oldun.
Kırılmış bir dalı görünce
için sızladı.
Yağmuru sevdin.
Denizi sevdin.
Geceyi…
Sabahı…
Yoldan geçen, adını bile bilmediğin insanları sevdin.
Bir tek…
Ben,
kalbinin eşiğinde ölmeyi bekleyen
isimsiz bir mevsim kaldım.
Bana bakarken
gözlerin hiçbir şey söylemedi.
Sanki ben,
Tanrı’nın bile yarım bıraktığı
bir cümleydim.
Oysa ben,
ömrümü senin “kal” diyebilme ihtimaline yatırmıştım.
Şimdi düşünüyorum da…
İnsan,
sevmediği birini bu kadar sessiz öldürebilir mi?
Ne bağırdın,
ne kırdın,
ne de gittiğini söyledin.
Sadece…
beni, varlığınla alışan bir nefesin
yokluğuna mahkûm ettin.
Ve en acısı şu:
Sen benden sevgini esirgemedin.
Çünkü bana verecek
hiç sevgin yoktu.
Herkese dağıttığın o koca kalpten,
bir avuç his bile düşmedi payıma.
Belki de ben,
yanlış kapının önünde ömrünü bekleyen
son dilenciydim.
Belki de kader,
beni sevilmek için değil,
bir başkasının sevgisizliğini ömür boyu taşımak için yazmıştı.
Şimdi adını anınca
içimde bir mezar açılıyor.
Toprağı ben oluyorum,
ölüsü yine ben.
Ve gecenin en kör saatinde
tek bir soru,
kemiklerime kadar iniyor:
Her varlığı sevdin bu dünyanın…
Bir bana mı yer yoktu kalbinde,
yoksa ben hiç doğmamış biri miydim senin gözlerinde?





Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın