Okunma Sayısı: 82
  • 12
  • 0
  • 0
  • 9

Dekalog, Trzy| Krzysztof Kieslowski.


Dekalog, Trzy| Krzysztof Kieslowski.

Serinin üçüncü filmi hem ''Zina Etmeyeceksin'' hem de ''Şabat günü tatil yapacaksın ve o günü kutsal kılacaksın'' öğretilerini birlikte işler.


Pazar günüyle başlayan haftanın 7. günü olan Cumartesi, mutlak bir iş görmezlik günü olarak saptanmış ve bu güne "Şabat" adı verilmiştir. Şabat, kutsal addedilen bir gün olarak bireyin her türlü mesleki işine ara verip kendini ibadet ve Tora (Tevrat) öğrenimi yoluyla Tanrı'ya özgüleştirmesi yanında, ruhsal tarafını güçlendirmesinin beklendiği bir gündür. Şabat günü fiziki güç harcanacak herhangi bir iş yapılması dinen yasaklanmıştır. Bugün; bir tatil günü olmanın ötesinde, manevi anlamda güçlenmeye ve bireyin sıradan bir canlı olmaktan ziyade, ruhunda Tanrısal nitelik parçacıkları taşıyan bir varlık olduğunu hatırlamaya olanak tanıyan ve bunun gereğini yerine getirmeyi esinleyen bir zaman birimi olarak algılanmalıdır. Şabat koşulları cuma günü, gün batımıyla başlayıp, cumartesi günü gün batımı sonrasına kadar devam eder. Şabat'la ilgili kurallar ve yasakların temelinde bütün işlerin durdurulması vardır. Ev halkı Şabat'ı karşılamak üzere temiz ve şık giyinmiş olarak hazırlanır, Şabat sofrası erkenden kurulur, evde önemli bir misafir gelecekmişçesine beklemeye girilir. Bütün hazırlıklar Şabat mumlarının evin hanımı tarafından yakılmasıyla son bulur.


Doğru bilgi vermek adına başlangıca bu açıklamayı eklemem gerektiğini hissettim. Yukarıdaki alıntıdan da anlaşılacağı üzere, Şabat günü Yahudiler için gerçekten çok fazla anlam içermekte. Bu bilgiyi cebimize koyarak, yazımıza devam edelim. 


Filmin açılış sahnesinde, bu filmde ön planda olan karakter Janusz'un Noel Baba kıyafetleri içindeyken, serinin ilk bölümünden tanıdığımız babayla karşılaşmasına şahit oluruz. Babanın yüzündeki o keder, genel ifadesine yayılan dalgınlığı bana bu karşılaşmanın babanın oğlu Pawel'ı kaybettikten sonra yaşandığını düşündürdü.



Eşi ve çocukları ile mutlu bir akşam geçiren Janusz, gelen bir telefon ile, bahane olduğu açıkça belli olan bir sebebi öne sürerek evden ayrılır. Gelen telefon, ikisi arasındaki ilişkiyi filmin ikinci yarısından itibaren anlamlandıracağımız Ewa'dandır. İkisi arasında bir dönem yasak sayılabilecek bir ilişki yaşanmıştır. Ve bu gece, Ewa eşi Edward'ın kaybolması ile ilgili yoğun endişelerini Janusz ile paylaşarak ondan eşinin bulunması konusunda yardım ister. Ve ikilinin, eş Edward'ı arama yolculuğu başlar.



Filmde benim için en keskin olarak nitelendirebileceğim iki sahne vardı. Birincisi Ewa'nın içinde biriktirdiği ve başından beri özenle kontrol ettiği öfkesini, Prag Hastanesinin morgunda ortaya dökmesi: Kocasının ya da Janusz'un ikisinden birinin ölmesini arzuladığını içtenlikle belirtmesi. Burada öfkenin gerçekliği ve kontrolden çıkması bence çok başarılıydı. İkincisi ise, Janusz ve Ewa'nın trafik polisinin kontrolünden geçtikten hemen sonra, araba ile birlikte yaşadıkları hız deneyimi sahnesiydi. Burda da yönetmenin, oyuncuların, tüm ekibin biz izleyicilere pekçok duyguyu bir arada yaşattığını sanıyorum. 



Janusz Ewa'nın evinde banyoya girdiği sırada, aslında kayıp olmayan bir adamın izinin beyhude bir biçimde sürüldüğünün farkına varır. Bu farkındalığı ona, banyodaki körelmiş, aylardır kullanılmadığı belli olan jilet yaşatır. Bunun farkında olmasına rağmen, Ewa'ya belli etmeden, ona kendisinin bir şeyleri itiraf edeceği ana dek eşlik etmesi bize eski sevgilisini hala sevip sevmediği sorusunu sordurur.



Ewa bir dönem yasak aşk yaşadığı Janusz ile farklı bir kader yaşamıştır. İşlenen günah ortak olmasına rağmen, daha ağır bir bedel ödemiştir. İlişki sonrasında Janusz evli, kısmen mutlu bir hayata devam ederken, o yapayalnız kalmıştır. Bu gece ile birlikte bir şeylerin değişebileceğini düşünmüştür. Ama hayatları tıpkı arabalarını farklı iki yöne sürdükleri sahnede olduğu gibi iki ayrı yöne doğru akıp gitmiştir. Ve böyle olmaya devam edecektir.



Eve döndüğünde, koltukta uyuyakalan karısı Janusz'a  ''Ewa mı?'' diye sorar. Eş her şeyin farkındadır. Kocasına yeniden geceleri çıkmaya başlayıp başlamayacağını da sorar. Eşinden aldığı kesin 'Hayır' cevabı, bir süreliğine onu yatıştırır. Film eşlerin birbirlerine bağlılıklarının olduğu bu sahnede biter. Janusz zina etmeden eve gelmiştir, bir öğreti çiğnenmemiştir. Bir diğer öğreti olan, kutsal günde aile ile vakit geçirmemenin bedelini de, bu yolculukta yaşadığı inişli çıkışlı duygular ve hesaplaşmalar ile ödemiştir. 



Son olarak bu filmde kırmızı renginin ön plana aldığını görüyoruz. Kim bilir belki de yönetmen burada ilerleyen yıllarda ortaya çıkaracağı üç renk üçlemesinin sinyallerini vermiştir. 


Yorumlar (0)

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

WANNART
Profilini oluşturmak, İçerik yazmak, İtibar Puanı Kazanmak İçin Hemen Şimdi Kayıt Olabilirsin! KAYIT OL!