Éric Rohmer Ve Ahlak Hikayeleri #1: La Boulangère De Monceau (1963)

Éric Rohmer Ve Ahlak Hikayeleri #1: La Boulangère De Monceau (1963)
  • 19
    0
    0
    14
  • Serinin ilk filmi, 23 dakikadan oluşan bir yapım. Bu kadar kısa sürede, nasıl bir ahlak hikayesi anlatılabilir demeyin.. Ve bu filme bir şans verin.

    Paris'te hukuk eğitimi gören genç bir öğrenci, her gün yolda karşılaştığı bir kadına ilgi duymaya başlar. Ancak onunla konuşmaya cesaret edememektedir. Bir arkadaşının desteği ile kadınla tanışır ve başka bir gün kahve içmek üzere sözleşirler. Ancak kadın, bu tanışmanın ardından ortadan kaybolur. Genç adam, tüm boş vakitlerini Sylvie'yi aramak için ayırır. Daha önce karşılaştıkları güzergahlar üzerine matematiksel hesaplamalar bile yapar, ama sonuç değişmez.

    Bir gün, ayaküstü bir şeyler atıştırdığı sokaklardan birinde, Monceau Pastanesi'ni keşfeder. Bu pastaneden her gün birer tane kurabiye almaya başlar. Aynı zamanda, pastanede çalışan genç kız, dikkatini çekmeye başlamıştır. Henüz 18 yaşında olan Jacqueline'nin de ana karakterimizi fark etmesi uzun sürmez. Bu noktadan sonra filmin vermeyi amaçladığı tüm ahlaki değerler, ikilemler, çıkmazlar ortaya dökülür: Karakterimizin, Jacqueline ile oynadığı nahoş oyun, beklenmeyen bir anda Sylvie'nin ortaya çıkması, final..

    Benim için filme dair en büyük kırılma, karakterimizin hayatına girmek üzere olan yahut giren kadınlar ile bir değişim geçirmeye başladığı noktalarda gerçekleşiyor. Filmin başında, bu genç öğrenci Sylvie ile tanışmadan önce kendisinin farkında bile sayılmazdı. Oldukça özgüvensiz denilebilecek davranışlar sergiliyordu. Sylvie ile konuşmak, onun tarafından reddedilmek üzerine endişeleri vardı. Ama Jacqueline ile tanıştıktan ve bu genç kızın ilgisi onun üzerine yöneldikten sonra kendini yeniden var eder. Özetle, karakterimiz Jacqueline üzerinden kendi narsistik kimliğini tanımlar. Bir dış göz tarafından kendine dair onay almıştır. Artık kendisinden birinin hoşlanması oldukça doğaldır. Hatta pastaneci kızın ondan hoşlanması ona, sınıfını ve sosyo-ekonomik düzeyini bilmeyen bir küstahın hadsizliği olarak görünür. Baştan çıkmış ve ve baştan çıktığı için kurban olmayı göze almış bir kadın da cezasız kalmamalıdır. Bu küçük oyuna devam ederek, kurbanına bedel ödetmelidir. Nitekim, ödetir.

    Film, bütün bu dönüşümler ile birlikte işin içine duygular ve öznellik girdiğinde ahlak anlayışının nasıl eğilip büküldüğünü göstermeyi başarıyor. Size, yazının başında filme bir şans verme üzerine yaptığım daveti yineleyerek, filmi izleyecek olan herkese şimdiden iyi seyirler diliyorum!


    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.