Merhaba sevgili okuyucum. Yoğun geçen gündemlerden ve koşuşturmalardan sonra kısa bir mola verip biraz dertleşelim istedim. Kendimi sık sık dinlediğim ve düşündüğüm saatlerdeyim. Eminim sen de ara sıra da olsa bir buhrana kapılıyor; ne olacak bizim bu halimiz, biz neden bu kadar yalnızız diye düşünüyorsundur. Aslında birkaç arkadaşım var ama diye başlayan cümlelerle benim de yaptığım gibi kendini avutmaya çalışıyor olabilirsin. Çevrende tüm özel günleri hatırlayan, herkese hediyeler alan sensindir ama senin özel günlerin sıklıkla unutuluyordur. Olsun arkadaş, kalabalıklar içinde yalnız olan tek biz değiliz. Nice güzel insanlar var ki öyle çok yalnız kalmış, güzel eserler bırakmış, yalnızlığımıza yıllar geçse de ortak oluyorlar.
Edip Cansever örneğin, ''insan bir bakıma unutulmuş gibidir, bilmem ki nasıl anlatmalı? Yalnız bile değilim.'' diyor. Peyami Safa birkaç dizeyle kalmıyor, Yalnızız diye roman yazıyor. Sabahattin Ali ruhen yalnızım, yalnız gitmekten yorgunum diyor. Ve daha niceleri...
Ben bir gün sıkıntıların, yalnızlıkların biteceğine, sonsuz mutluluğun bizimle olacağına inanıyorum. Umudumu kaybetmiyorum. Varsın bugün kimse hatırlamasın, ne olur ki? Dünya dönmeye devam ediyor. Her günü güzelliklerle, yazarak, çizerek geçirelim. Yarın yalnız hissedeceklere; üzülmeyin biz de o yoldan geçtik diyelim. Ahmed Arif'in şu şiirini hatırlatmak istiyorum: Öyle yıkma kendini, öyle mahzun, öyle garip... Dayan kitap ile. dayan iş ile, tırnak ile diş ile, umut ile, sevda ile, düş ile. Dayan rüsva etme beni.
Yalnızlık bile bazen güzel sonuçlar veriyor, kitap okuyorsun, yürüyüşe çıkıyorsun yahut ben gibi bu satırları yazıyorsun. Bahar aylarının keyfini çıkarabilmenizi dilerim. Yorumlarda buluşmak dileğiyle, sevgiyle kalın.
Melisa D.





Tebessüm ettirdi