İşte bu konuda çok üzgünüm.
Aşağılık Umut

Hayatı yaşanmaz hâle getiren nedir diye sorsanız umut derdim. Hayata karşı duyulan, en ufak olumsuz düşünceye bile müsaade etmeyen, etse bile geçici olduğuna inandıran o hain umut. Her gece güneşin tekrar doğmasını bekleme sebebimiz. Hayatın afyonu. Düşük zekâda gerçeklikten koparan o sinsi umut. Ortalama zekâda mantıktan saptıran soytarı umut. Yüksek zekâda insanı deliliğe sürükleyen o kötü umut. Duygusal olarak çökmüş birine yapabileceğimiz en büyük iyilik umudunu elinden almak olurdu sanırım. Her şey zıttıyla vardır. Mutluluk yoksa üzüntü de yok. Umut yoksa umutsuzluk da yok. Her şeyi birden anlamsızlaştırma düşüncesi insanı cezbediyor. Umudu kaybetmek öyle kolay şey değil tabi. Delirmek gerekiyor bir kere. Zihin kendi için bütün ihtimalleri sindirip en kötüsünü seçiyor. Bunu da insana kaçış yolu olarak gösteriyor. Bu delilik değilse de nedir? Saat öğleden sonra 11.55. Gece yarısına yaklaştık. Akşamüstü takındığım umutsuzluk halinden eser yok. Her gece olduğu gibi yarın için heyecanlıyım. Ama yarın da hiçbir şey olmayacak biliyorum. Her gece, her gündüz tekrarlayacak bu döngü. Bunu da biliyorum. Bu konuda üzüntülü değilim. Kırgınım. Kızgınım. Ama üzüntü bir seçenek değil. Yeterince şey için üzüntü duyuyorum zaten. Hah! Kendi kendini kandıran melankoli hali. Cümlelerin alt metinleri yarına inanç sloganları atıyor. Bilinçli yapmıyorum bunu. Kimse yapmıyor. Keşke aksini yaşamak mümkün olabilseydi. Maalesef birçok şey gibi bu da asla olmayacaklar listesinde.


Harika , kaleminize sağlık✒️