Neden artık sır yok? Neden artık sessizlik yok? Bu bitmek bilmeyen uğultu nereden geliyor? Eskiden kulaklarımız maruz kalırdı bu gürültüye, şimdi gözlerimiz, zihnimiz, neden hiç durmuyor? Hepimizde, bütün insanlıkta bitmek bilmeyen bir teşhir ihtiyacı var. Yaşadığımız her an, aklımıza gelen her düşünce, her fikrimizi her yerde teşhir ediyoruz. Kalabalık, sigara dumanından geçilmeyen, herkesin ice latte içip ilişkisini masaya yatırdığı o kocaman kafelerde, tüm gün bizi bir zombiye dönüştüren o iğrenç zihin hapishanesi telefonlarımızda, her an her yerde dinmeyen bir gürültü ve sömürü.
İnsanın iç dünyasını böylesine teşhir etmek istediği başka dönemler de olmuş mudur acaba? Merak ediyorum. Cevabı tabii ki bilinmeyecek ama durum iyice ilginçleşmeye başladı. Bugün içli börek yediğinden bahseden tweetler, kızlar ağda mı yaptırsam kafama mı sıksam diye başlayan whatsapp mesajları, en ufak şey için toplantı üzerine toplantı düzenleyen işletmeler. Sanki düşüncelerimiz hiç susmuyor. Geçenlerde bir tweet gördüm, kız diyor ki "En yakın arkadaşınızın sizden hoşlanmayan bir sinsi olduğunu anlamanın ilk yolu: Ona süslenip püslendiğiniz bir video atın ve tepkisini izleyin. Benim arkadaşım videoma şu yanıtı verdi: Bu ne şimdi? Ve hemen arkadaşlığımı bitirdim."
:)
Tweeti görünce çok düşündüm, tıpkı bu kız gibi ilgi bağımlısı, sürekli insanların onayıyla yaşayan çok yakın bir arkadaşım var. Maalesef sanki sevgilisiymişim gibi günde 150 değişik videosuna maruz kalıyor ve tıpkı bu kız gibi düşünmesin diye ona sürekli övgüler yağdırmak zorunda kalıyorum. Ama içten içe zihnimde yankılanan tek bir şey var; senden de seni görmekten de bıktım! Bunu dışa vuramıyorum. Bu da benim iki yüzlülüğüm olsun. İnsanlar kendilerine bir dost ya da arkadaş değil, sürekli onları alkışlayacak, övecek, her konuda hak verecek küçük şakşakçı maymunlar arıyor. Ben de maymunmuşum gibi ayak uyduruyorum, belki herkes öyle yapıyor. Ama hiçbirimizin gösteri ihtiyacı bitmiyor. Kendimde teşhirciliğimin ne boyuta geldiğini ilk şurada fark ettim; Arkadaşıma dedim ki 'Ya ben anal denemek istiyorum. Acaba denesem mi?' Tabii ki kavga kıyamet, asla yapmayacaksınlı birkaç ahlak bombardımanı ve konu kapandı. Sonra dedim ki kendime; Yahu! Bu kadar mahrem, bu kadar özel bir konuyu neden arkadaşınla paylaşmak istedin? Neden onun onayını almak istedin? Üstelik kızın bu konuda bir deneyimi bile yoktu, tamamen kontrolsüz bir paylaşma ihtiyacı. Hadi kendimi geçtim, arkadaşım niye bu kadar özel bir konuda bu denli yorum yapma ihtiyacı ve sorumluluğu içerisinde hissetti kendini? Bunu neden yapıyoruz? Neden bile isteye sapık gibi hayatımızın her detaylarını birileriyle paylaşıyoruz? Neden artık özelimiz, sırlarımız yok? Neden ilişkilerimiz artık minimum 6 kişilik? En ufak şeylerde bile neden tüm arkadaşlarımızdan yardım istiyoruz? Biz her gün 200 liraya kahve içip gerçekten ne konuşuyoruz bir arada? Artık kimseden bir keyif aldığım yok. Konuşmalara doyamıyoruz, kimseyi dinlemiyoruz, sanki belirlenmiş bir düşünce kalıbımız ve fikirlerimiz var ha zaten hepimizin fikri birbirinin birer kopyası ona hiç girmiyorum da çığlık çığlığa bütün bu senaryoyu farklı farklı hikayelerde haykırıp duruyoruz. Dinlemeden konuşuyoruz, yorum yapıyoruz, yargılıyoruz, hiç susmuyoruz. Fikrimiz çok önemli! Tabii ya, herkesin izlediği reelsleri izleyip, herkesin okuduğu tweetleri okuyor, herkesin kullandığı dyson ve bilmem ne çantasını takıyorum. E elimde protez tırnaklarım ve stanleyim de var tabi. ELBETTE Kİ FİKRİM HERKESTEN FARKLI VE ÇOK ÖNEMLİ.
Ne kadar kopyası olduk her şeyin. Ruh, karakter diye bir şey kalmadı. İnsanı insan yapan, şahsına münhasır hiç kimse kalmadı sanki. Dediğim gibi, ilişkilerimiz bile toplu bir tiyatro oyunu sanki. Her şey bir oyun gibi. Kadın-Erkek fark etmez tükettiğimiz içerikler o kadar gerizekalıca ki, sırf kimseden eksik kalmamak için izlediğimiz diziler, dinlediğimiz şarkılar, günlük hayatımız bile öyle yapay, öyle iğrenç ki. Erkekler kafayı Victoria secret modelleriyle, kripto paralarla, garibanın yüzü gülür mü yav aforizmalarıyla bozdu, adam günde 150 kadına dm atarak kendini peynir kovalayan fareye çevirdi, dopamin reseptörleri yandı gitti. Kadınlar desen günde 30 ERKEĞİNİZİ KENDİNİZE ŞÖYLE BAĞLAYIN temalı videolar hemen ardından gelen, milyoner sevgilim olsun, ay ben şöyle zor kadınım, erkekleri peşimde şöyle gezdiririm, herkes bana aşık diye diye kendilerine hayali ve tatmini imkansız bir dünya kurmuş durumda. İki cinsin birbirine olan nefretine düşmanlığına diyecek söz yok zaten. Bence insanlık tarihinde bu kadar ahmak ve işe yaramaz olduğumuz başka bir dönem olmamıştır. Gerçekten nereye gidiyoruz?



Yorum Bırakın