“The Arnolfini Portrait”
Jan Van Eyck
(1434)
Döneminin ötesinde bir realizm yaratıcısı olan Van Eyck, Burgonya Dükü III. Philip’in saray ressamıydı.
Yüksek statülü kişilerin portrelerini yapmasıyla bilinirdi, özellikle Burgonya sarayına yakın isimlerin.
Van Eyck, Resmi belgelerle çalışmaya alışkındı. Bu yüzden bir sahneyi doğrudan gözlemleyerek, hatta belki de noter gibi belge niteliğinde resmetmiş olması mümkün.
“ Arnolfini’nin Evlenmesi “ veya Arnolfini Çifti olarak da bilinen başyapıt, 1434 yılında tamamlanmıştır.
82.2x 60cm ölçülere sahip, ahşap panel (meşe) üzeri yağlı boya eser National Gallery, Londra’da Sergilenmektedir.
Eserde, dönemin ünlü tüccarlarından Giovanni di Nicolao di Arnolfini ve eşi olarak bilinen Giovanna Cenami tasvir edilmiştir. Ancak, kimlikleri üzerine halâ bazı tartışmalar bulunmakta.
Teknik açıdan, Van Eyck’in ustalıkla işlediği ışık, yansıma ve dokular, bu tabloyu sadece bir portre olmanın ötesine taşıyor. Eserdeki detaylar, sanatçının gözlem gücünü ve sembollerle zenginleştirdiği anlatım tarzını tamamen ortaya koyuyor.
Arnolfini ailesi, 15. yüzyılda Brugge’de yaşamış, oldukça varlıklı bir tüccar ailesiydi. Giovanni di Nicolao di Arnolfini, dönemin ticaret kayıtlarında geçiyor ve Van Eyck’in çalıştığı Burgonya Dükü ile de bağlantıları olduğu biliniyor.
Öyleyse Bu Sahne Bir Nikah Töreni mi, Yoksa Başka Bir Şey mi?
Tablo genellikle bir evlilik töreni sahnesi olarak yorumlanır. Özellikle, tablodaki kadının hamile gibi durması (ki aslında elbisesinin kesimi nedeniyle böyle görünüyor), sahnenin bir hamilelik ya da doğurganlık temasıyla da bağlantılı olabileceği yorumlarına neden oldu. Bizi bu sahnenin bir nikah, düğün olabileceğine çok ikna edebilir bir resmetme gücü..
Ayrıca o dönemde, bir çiftin evlenmesi için kilisede bir ayin yapılması zorunlu değildi; özel şahitler önünde yapılan bir yemin de evlilik olarak kabul edilebiliyordu.
Öyleyse bu neden bir düğün olmasın ki?
Belki hakikatin ta kendisi, belki de yalnızca bir yanılsama..
Evet, işte tam da bu noktada “Arnolfinin Evlenmesi” adı verilen eserde işler ilginçleşiyor..
Tablodaki kadının kimliği, sanat tarihinin en çok tartışılan konularından biri oldu çünkü mevcut tarihsel kayıtlarla tablonun tarihi tam olarak örtüşmüyor.
Arnolfini’nin eşi kimdi?
Giovanni di Nicolao di Arnolfini’nin karısı uzun süre boyunca Jeanne (ya da Giovanna) Cenami olarak kabul edilmiştir. Bu bilgi, 19. yüzyılda keşfedilen Cenami ailesiyle ilgili arşiv belgelerine dayanıyordu.
Fakat!
Kritik tarihsel çelişki, tablonun tarihi 1434.
Jeanne Cenami ile Arnolfini’nin evliliği ise 1447 yılında Bruges kent kayıtlarına geçmiş.
Bu bilgi 1990’larda Bruges arşivlerinin daha derinlemesine incelenmesiyle ortaya çıktı.
Bu kadın, Arnolfini’nin eşi Jeanne Cenami olabilir, ama gerçek şu ki; bu evlilik 1434 eserin yaratılma tarihinden 13 yıl sonra belgelenmiştir.
Bazı sanat tarihçileri, tablodaki kadının Arnolfini’nin ölen eşi olabileceğini ve resmin bir anı portresi olabileceğini öne sürdü. Ancak, Van Eyck’in bu sahneyi tamamen hayal gücüyle yaratması pek olası görünmüyor. Çünkü eser, hem kompozisyon hem de detaylar açısından oldukça gerçekçi ve belgelerle desteklenmiş bir sahne olması ihtimaline daha yakın.
Figürlerin duruşu ve mimikleri, günlük yaşamdan bir anı yakalanmış gibi. Özellikle adamın ciddi ve vakur duruşu, kadının hafifçe başını eğmesi, sahnenin kurgu değil, bir anı kaydetme amacı taşıdığını güçlü bir şekilde hissettiriyor bize.
Sahnede detaylara verilen önem, bir belgeleme niyeti taşıdığını gösteriyor. Zengin kumaş dokuları, süslemeler, şamdan, ayakkabılar gibi nesneler, o dönemin yaşam tarzını ve sosyal statüyü anlatan gerçek unsurlar.. Her yönüyle gerçek bir sahne, ama yine de;
Uçuk ama şiirsel bir fikir ile..
Önceden evleneceği kadını tahmin etmiş olabilir mi?
Dersek;
Bu, neredeyse kaderin sanata yansıması gibi bir düşünce oldukça romantik, ama elbette tarihsel gerçeklik açısından spekülatif.
15. yüzyılda böyle bir davranışın veya “önsezisel” bir tasvirin örneği yok. Ancak bu düşünceyi destekleyecek bir şey varsa, o da Van Eyck’in “görünmeyeni görünür kılma” becerisidir diyebiliriz ancak. O dönemde portrelerin bir tür dua, niyet ya da hayal biçimi olarak kullanıldığı da olmuştur. Yani bu fikir uçuk, evet ama sanatın sınırlarını düşününce tamamen dışlanamaz.
Yalnız tüm ancakları, fakat ve amaları en çok da romantizmden uzaklaşarak daha realist bir bakış açısı takınmamız gerekirse..
Tablodaki en ilginç detaylardan birine odaklanalım.. , arka plandaki içbükey aynada iki figürün daha görünmesi. Bunlardan birinin ressam Jan van Eyck olabileceği düşünülüyor. Aynanın üzerine yazılmış “Johannes de Eyck fuit hic 1434” (Jan van Eyck buradaydı, 1434) ifadesi, onun bu sahneye bizzat şahitlik ettiğini gösteriyor.
Jan van Eyck, Burgonya Dükü Philip the Good’un sarayında sahip olduğu pozisyon, “peintre et varlet de chambre” (ressam ve özel görevli). Bu görev, yalnızca sanatsal değil, aynı zamanda belgesel ve diplomatik sorumluluklar da içeriyordu. Bu önemli bağlamda tabloyu görmek daha gerçekçi bir okuma olur.
Bir nikah değil, özel bir belge olabilir. Tablonun formel duruşu, sembollerin bolluğu ve arka duvardaki imza (“Jan van Eyck was here”) doğrudan bir tanıklık demektir.
Van Eyck belki de bir tür özel kontratın, evlilik öncesi bir yeminleşmenin ya da mülk beyanının belgesel niteliğini resmetmiş olabilir. Ancak evlilikten 13 yıl önce yapıldığını düşünürsek kafa karıştırmaya devam eder..
Ayna ve yazıt önemine çok daha fazla değinmek gerekir.
Bu bir tanıklık olabilir.
Aynada görülen iki figürden biri Van Eyck olabilir, belki bir diğeri noter ya da tanık. Aynı zamanda üstteki yazıt tam anlamıyla “buradaydım” diyor bu, bir ressamdan çok bir noter ya da kayıt memuru gibi davranış.
Bu detay, Van Eyck’in bu sahneyi belgelendirdiğini, hatta belki de hukuki bir sözleşmeye tanıklık eden bir not bırakmış olabileceğini düşündürebilir.
Bu tartışmalar, tablonun sadece bir düğün sahnesi olmaktan çok daha fazlasını içerdiğini ve gizemini koruduğunu gösteriyor.
Dolayısıyla Van Eyck’in bu sahneyi hayalî olarak değil, gördüğü bir anın sanatsal bir yorumu olarak resmettiği çok daha mantıklı. Ancak sahnenin anlamına dair belirsizlikler, onun yalnızca fiziksel bir kaydı değil, aynı zamanda sembollerle yüklü bir anlatıyı da amaçladığını net biçimde görebiliriz.
Özetle, adamın gerçekten Giovanni Arnolfini olduğu güçlü bir ihtimal, ancak kadının kimliği hâlâ belirsiz.



Yorum Bırakın