Kaan Turhal ile Fikir İzleri Akademi kanalındaki canlı yayınımızı yukarıdan izleyebilirsiniz. Yazılı söyleşimiz de aşağıda.
1. Tanışma ve Hayat Hikâyesi
- Gizem Çetin kimdir? Bize kendinizden bahseder misiniz?
Bir mühendis, yazar ve hayalperest olarak özetleyebilirim. 29 yaşındayım. Elektrik-elektronik mühendisliği mezunuyum. Konya’da yaşıyorum. Çoğunlukla bilimkurgu türünde öykü ve romanlar yazıyorum. Üretkenliğimi korumaya, düzenli olarak yazmaya çalışıyorum.
- Yazarlık yolculuğunuz nasıl başladı? İlk kıvılcım neydi?
Her zaman kitapları seven bir çocuk olmuştum. 11 yaşındayken televizyonda haberlerde benim yaşımda bir çocuğun kitap yazdığını gördüm. “En genç yazar” diye anılıyordu. O yapıyorsa neden ben yapmayayım dedim. Okumayı severdim, hayal kurmayı da severdim, mesele ikisini birleştirmekti. O gün oturdum bilgisayar başına, serbestçe yazdım. O gün bugündür de hiç bırakmadım. İnşallah ömrümün sonuna kadar devam ederim.
- Yazmaya başlamadan önce hayatınızda neler yapıyordunuz?
Çocuktum, oyunlar oynuyordum. Oyun için kafamda senaryolar kuruyordum, her çocuğun yaptığı gibi. Yazmak bir nevi içindeki çocuğu korumaktır aslında. Hepimiz hayal kurma yetisiyle doğarız, bunu farklı şekillerde yaratıcılığa dönüştürürüz ama bir kısmımız, maalesef, yetişkin olurken bunu kaybeder ya da bastırmak zorunda kalır.
- Sizi yazmaya iten özel bir an ya da dönüm noktası oldu mu?
Televizyondaki haberi gördüğüm an, hayallerimi yazıya dönüştürmeye ikna olduğum andı. O günden sonra da yazmayı hiç bırakmadım.
2. Yazarlık Serüveni
- Bugüne kadar hangi eserleri kaleme aldınız?
2015’te Papatya Tarlasında Rönesans’ı yazdım. Gizemli bir adadan gelen bir prensesi anlatan bir kitap. İnternette geniş bir kitlede ilgi gördükten sonra 2018’de yayımlandı.
2017-2020 arasında ise Yedi Mum serisini yazdım. Galaksileri bile fethettiğimiz uzak gelecekte bir kara delik aracılığıyla dünyanın geçmişine yolculuk eden iki karakterimiz var bu kitapta. Yedi Mum serisi şu an Kaktüs Sanat’tan yayımlanmaya devam ediyor. Serinin dört kitabı basıldı, üç kitabın da eli kulağında.
Bunların dışında elliyi aşkın sayıda öyküm de websitemde yayında.
- Bu eserler ağırlıklı olarak hangi türlerde şekilleniyor?
Genelde bilimkurgu ve fantastik. Fakat onlarla sınırlı değil. Mesela şu an politik gerilim ve alternatif tarih türünde dört kitaplık bir seri yazıyorum. Bölümleri internette haftalık olarak yayınlıyorum.
- İlk kitabınızı yazarken en çok zorlandığınız nokta neydi?
Disiplini korumak. Yazarken uzun aralar vermemek ve bağı koparmamak lazım, çünkü kurgudan soğuduğunuzda geri dönmek zorlaşıyor. Ta 2016’da başlayıp yarım bıraktığım romanlarım var.
- Zaman içinde yazarlığınızda ne gibi değişimler ve gelişmeler gözlemliyorsunuz?
Önceden, sanırım kendimi kanıtlama dürtüsüyle, ağdalı ve uzun cümleler kurardım. Zamanla sadeliğe ve anlaşılabilirliğe yöneldim. Asıl derinliği cümlenin şeklinden ziyade anlama vermeye çalıştım.
3. Üretim Süreci
- Bir eseri yazmaya başlamadan önce nasıl bir hazırlık süreciniz oluyor?
Anlık bir ilhamla başlıyorum. Önceden bir hazırlığım olmuyor fakat asıl araştırmalarımı yazarken yapıyorum. Kurgunun geçtiği tarih, mekân, bilimsel konuları; karakterlerin psikolojisine etki edecek etkenleri araştırıyorum.
- Yazarken benimsediğiniz belirli bir rutin var mı?
Her gün bir cümle bile olsa yazmaya çalışıyorum. Elim soğumasın istiyorum. Onun dışında katı bir rutinim yok. Bazen bilgisayarda, bazen defterde, evde ya da dışarıda yazabilirim.
- İlham genellikle nereden geliyor?
Kendime sorduğum sorulardan. Hayat nedir? Geçmişten biri günümüze gelirse ne hisseder? Teknoloji çok ilerlerse ne olur? Bu tür sorulardan kurgular ortaya çıkıyor.
- Karakter oluştururken en çok nelere dikkat edersiniz?
Karakterin çok boyutlu olmasına. Gerçek hayatta saf kötü de saf iyi de yoktur. Yin Yang işaretindeki gibi siyahta bir parça beyazlık, beyazda bir parça siyahlık bulunur.
4. Yazarlık ve Disiplin
- Sizce yazarlık daha çok yetenek mi yoksa disiplin mi?
Disiplin işin özüdür. Yazmak, spor yapmak gibidir. Yazdıkça ve yazdıklarınızı analiz ettikçe gelişirsiniz.
- Yazarken tıkanma yaşadığınızda bunu nasıl aşıyorsunuz?
Yazdıklarımı bir süre kenara bırakıp dinlendiğimde baştan okuyorum. Eğer bu yöntemle aşamazsam, nehirdeki bir taşı iter gibi kendimi zorluyorum, küçük parçalar yazıyorum. Bu aşamada zaten çok büyük oranda tıkanıklığı aşmış oluyorum. Nehirdeki taş yuvarlanmaya mahkûmdur.
- Günlük yaşam ile yazarlık üretimini nasıl dengeliyorsunuz?
Yapacaklarımı not alarak zamanımı yönetmeye çalışıyorum.
5. Okuyucu ve Geri Bildirim
- Okuyuculardan gelen geri dönüşler sizin için ne ifade ediyor?
Okuyucuların yazdıklarıma vakit ayırmış olması benim için çok değerli. Hepsini büyük bir ciddiyetle okuyor ve takip ediyorum. Yorulduğum, yavaşladığım zaman bana tekrar güç veriyorlar.
- Eleştirilerle nasıl başa çıkıyorsunuz?
Bugüne kadar ağır bir eleştiri almadım. Eleştiriler, bana yol gösteren mahiyette oldu. Bu yüzden minnettarım.
- Okurla bağ kurmanın bir yazar için önemi sizce nedir?
Yazar, özünü değiştirmediği sürece bu bağ çok kıymetlidir. Sonuçta yazma ya da yazdıklarımızı yayınlama amacımız, birinin bizi duymasıdır. Kuyuya, çöle seslenmediğimizi, bir yüreğin başka bir yürekle bağ kurduğunu böylece anlarız. Ancak yazarın yazdıklarını sırf okur tepkisine göre yönlendirmemesi şart. Örneğin, kurgu gereği ölmesi gereken bir karakteri okurlar seviyor diye yaşatırsa bir anlamı kalmaz.
6. Türkiye’de Yazarlık
- Türkiye’de yazar olmanın en büyük zorlukları sizce neler?
Yazarak maddi anlamda geçinmek mümkün değil, bu yüzden imkânı olan az sayıda insan dışında birçok yazarın çalışmak zorunda olması, çalışma saatlerinin uzun olması, böylece yazabilmek için yeterince boş vakit bulamaması büyük bir zorluk.
Haluk Bilginer’in sözlerinin geçerli olduğu bir dünyayı ne kadar da isterdim: “Bana kalırsa insanlar sadece öğlene kadar çalışmalı. Öğleden sonra da dere kenarına gidip, resim ve felsefe yapmalı. İnsan 70 sene bir ev almak için çalışır mı kardeşim?”
- Yayıncılık dünyasına dair gözlemleriniz nelerdir?
Popülerliğin, nitelikten daha çok değer görmesi üzücü. Bugün yeni Tolstoy bile olsanız, kitabınızı basacak bir yayınevi bulmak çok zordur ama örneğin TikTok fenomeniyseniz belki siz yazmadan bile teklif gelir.
- Genç ve yeni yazarlara yeterince alan açıldığını düşünüyor musunuz?
Geleneksel yayıncılık risk almıyor, genç ve yeni yazarlara az alan açıyor. Dijital yayıncılık ise genç ve yeni yazarlar için bir umut.
7. Genç Yazarlara Tavsiyeler
- Yazar olmak isteyenlere vereceğiniz en önemli tavsiye ne olurdu?
Kendilerine inanmaları. Korkmayın, “yazamam” diye düşünmeyin. Kötü de olsa, beğenmeseniz de yazmaya devam edin. Eleştiriyi kabul edip kendiniz de analiz ettikçe daha zamanla yazılarınız daha iyi olacak.
- İlk kitabını yazmak isteyen biri sizce nereden başlamalı?
Aklındaki fikirleri kâğıda dökerek başlamalı. Önceden bir taslak da oluşturabilir, hangi bölümde neler olacağı ya da kitabın nereden başlayıp nereden sonlanacağı gibi… Yahut doğrudan ilk bölümden başlayıp yazarken de şekillendirebilir. Sonuçta en uzun seri bile bir cümleyle başlar. O cümleyi yazmak gerek.
- Bol okumak mı, bol yazmak mı daha belirleyici?
Bol okumak da olmazsa olmaz, ancak bol yazmak bir adım önde. Çünkü yazmadan yazmayı öğrenemezsiniz. Pratik yapılarak öğrenilebilecek, yaptıkça daha da ustalaşılacak becerilerden biridir yazmak.
8. Gelecek Planları ve Kapanış
- Şu sıralar üzerinde çalıştığınız yeni projeler var mı?
“Avarya Oyunları” adında dört kitaplık bir politik gerilim serisi yazıyorum. “Avarya” adında hayali bir ülkede geçiyor, fakat gerçek ülkelerin arasında. Balkanlara dair bolca okuma yapmamı gerektirdi bu sebeple. Şu an ikinci kitaptayım.
- İleride denemek istediğiniz farklı türler bulunuyor mu?
Bilimkurgunun farklı alttürlerinde eserler vermek istiyorum.
- Yazarlık sizin için ne ifade ediyor, tek cümleyle nasıl özetlersiniz?
Yazarlık ruhumun izdüşümüdür.


Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın