DEVLERİN -incelikli- SAVAŞI

DEVLERİN -incelikli- SAVAŞI
0 Beğen
0 Yorum

Günümüzde bulmakta güçlük çekilmeyen ayrışacak konu popülasyonuna yaraşır derecede, karşıtlıkların hakkını veriyoruz. Bu çatışma biçimlerimizin ortak bir özelliği de var: kabalık. Sokaktan medyaya, sosyal medyadan -yeniden üretilerek- hayata tekrar yansıyan; zemin olarak trafik, siyaset, sanat, spor ayırt etmeyen her türlü şiddetin desibeli de bir hayli yüksek. “Kimsin sen?!” haykırışlı soru cümlesi, kabalığın nakaratı biçiminde yüksek perdeden ve her alanda boy gösterebiliyor. Bu argümansız, seviyesiz ve dahi terbiyesiz gürültünün yorgunluğu bir yanda, hayat telaşesinin yorgunluğu diğer yanda İzmir İstinye Art’ta geçtiğimiz haftalarda izlediğim Devlerin Savaşı bana Dune gezegeninde suya kavuşan bir Fremen gibi hissettirdi.

Okan Bayülgen ve Celal Kadri Kınoğlu’nun başrollerini paylaştığı, oyuncu olarak da görmemizin yanında oyunun yönetmenliğini Nihal Usanmaz’ın üstlendiği Devlerin Savaşı, tam olarak özlediğimiz ve nihayetinde çok ihtiyaç duyduğumuz o şeyi gözlerimin önüne serip bana yeniden hatırlattı: Zekanın, inceliğin, estetiğin ve nezaketin de kişisel bir çatışma biçimi olabileceğini. Bir ayrışmanın tarafı olmak kolay. O çatışmayı incelikle biçimlendirebilme yeteneğiyse hayata yeniden bir değer olarak dönmekte.

KABALIK ÇAĞINDA DÜNÜN NEZAKETLİ DÜELLOSU

Oyun, klasik müziğin ayrı kutupları denilebilecek iki önemli orkestra şefinin bir otel barındaki, gerçek buluşmalarından yola çıkıp, hayali yüzleşmelerini sahneye taşıyor. Oyunun yazarı Peter Danish, Viyana Sacher Hotel’in Blaue Bar’ında bulunduğu sırada bir garsondan, Herbert von Karajan ve Leonard Bernstein’in daha önce tesadüfen orada bir araya geldiklerini öğrenir. Bu görüşmenin gerçekleştiği masaya; iki şefin buluşmuş olduğu yere geçerek bilgisayarını açar. İki yanında Karajan ve Bernstein’ın olduğu hayaliyle “Benimle konuşun” diyerek yazmaya başlar. Yazar üç saatin sonunda ilk taslağı bitirdiğini aktarıyor.

Oyun, asıl metniyle Sevin Okyay çevirisinin harika olduğunu aynı anda idrak ettirebilme edebi gücüne sahip. Bu güçlü yan, muhteşem oyunculukların katkısıyla tam bir sanatsal tatmin içerisinde salondan ayrılmayı garantiliyor.

İlerlemiş yaşlarında kendilerini çoktan ispatlamış bu iki seçkin adamın incelikli düellosunda neler yok ki? Kıskançlıklar, geçmişle ilişkili zıt politik konumlanış ya da savruluşlar, suçluluk duyguları, İkinci Dünya Savaşı travmalarıyla kapanamayan hesaplar, Avrupa-Amerika farklılıkları, kişisel egolar, hayranlıklar, farklı yönelimler... Leonard Bernstein’da içinden geldiği gibi olmaya teşne mizacının yansıdığı yaratıcı, yenilikçi, eğlenceli ve coşkulu bir sanat anlayışını görüyoruz. Yüzleşmenin diğer tarafındaki Herbert von Karajan’da gözlenense, varolanı sadakatle koruma refleksiyle inşa ettiği konservatif bir sanatsal tavır, ölçülülük ve disiplin!

Çok öncelerden tanış olmanın avantajını kullanmaktan çekinmeyen iki şef, birbirlerini en hassas yerlerinden yakalayıp oradan vurmaktan çekinmiyorlar. Bu vuruşların derinliği arttıkça edebi metinsel derinlik de artıyor. Çatışmanın şiddeti yoğunlaştıkça da sanki bu iki insanın birbirine daha çok yaklaştığını görüyoruz. Ayrışıklığın altını çize çize gelen bu yaklaşma hali; entelektüel seviyesi ve saldırganlığın dahi zarafetle gerçekleşebilmesiyle kıymetleniyor. Gerginlikler arası rahatlatıcılık işlevini pekiştiren düzeyli mizah da seyircinin duygusunu ayrı bir yerden yakalıyor.

Hani ara sıra önümüze düşen 90’lı yıllardaki Liderler Oturumu videolarında açığa çıkan seviyeli ayrışma ve tartışma özlemimizin nostaljiye bulanmış duygusunun ötesine geçmek için de bir fırsat olarak görüyorum bu oyunu.  

Kariyerleri boyunca rekabet duyguları hem olağan şekilde ortaya çıkmış hem de dışarılıklı etkilerle yarışları köpürtülmüş bu iki insanın nazik düellosu -özetle- ilham vericiydi.  

Seviyesi yerlerde, kaba saba, çirkef, gürültülü, ölçüsüz kavgaların ve kapılıp gitmeye heveslisinin bol olduğu linçlerin yorgunluğuna bir tiyatro oyunu süresince ara vermek isteyen herkese öneriyorum Devlerin Savaşı’nı.

Oyunun derdine düşürdüğü bu zarif yüzleşmenin hatırıma getirdiği ve 20’li yaşlarda yazdığım bir şarkı sözünden alıntıyla bitireyim:

“Ümit bugün canım yakan bir felaket

Hasretimdir geçmişteki o zarafet.”

Oyun sonrası söyleşiden bir kare

DEVLERİN SAVAŞI

YAZAN: PETER DANISH

ÇEVİREN: SEVİN OKYAY

YÖNETMEN: NİHAL USANMAZ

OYUNCULAR: OKAN BAYÜLGEN - CELAL KADRİ KINOĞLU - NİHAL USANMAZ

KOSTÜM - DEKOR TASARIM: İNCİ KANGAL ÖZGÜR

MÜZİK DÜZENLEME: MURAT TÜKENMEZ – KEMAL ALPAN

SAÇ - MAKYAJ TASARIM: HÜLYA TÜZÜN

AFİŞ FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

AFİŞ TASARIMI: BERKCAN OKAR

YAPIM SORUMLUSU / REJİ ASİSTANI: DİLAY YILDIZ – FERDİ TAŞKIN

ORGANİZASYON: YSM YAPIM

SANAT YÖNETMENİ: OKAN BAYÜLGEN

YAPIM: KABARE DADA & ONKCONTENT

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın