Temmuz Ayı Okudukları-1 La e oeil se repose

Temmuz Ayı Okudukları-1  La e oeil se repose
0 Beğen
0 Yorum

 

   --Olma Sanatı-Erich Fromm

Erich Fromm’un bu kitabını büyük bir merakla okumaya başladım. Bazı sayfaları okurken kendimi “Ne kadar doğru!” diye sesli düşünürken buldum. Bazı sayfalarda ise Fromm’un söylediklerini gerçek hayatta uygulamanın, onları okurken kabul etmek kadar kolay olmadığını düşünüyorum.

Fromm’un sözünü ettiği “olmak”, yalnızca hayatta bulunmak değil; insanın kendi düşüncelerinin, tercihlerinin ve hayatının gerçekten sahibi olabilmesi. Başkalarının düşüncelerini tekrar etmeden, sürekli bir şeylere sahip olmaya çalışmadan ve kendisini dünyanın ona sunduğu kalıplarla tanımlamadan yaşayabilmesi.

Fromm, bizi yıpratan ve aklımızla oynayan insanlardan uzaklaşmamızı söylüyor. Ne yazık ki günümüz dünyasında bunu sağlamak her zaman mümkün değil. Birlikte çalıştığımız insanları, arkadaşlarımızın eşlerini veya bulunduğumuz bir etkinlikte karşılaşacağımız kişileri biz seçemiyoruz. Değiştiremediğimiz insanlara nasıl tahammül edeceğimizi ise çoğu zaman yalnızca yaşayarak öğreniyoruz. Bu nedenle insanın kendisi olabilmesinin sadece kimlerle görüştüğüne değil, onların karşısında kendisinden ne kadar vazgeçtiğine de bağlı olduğunu düşünüyorum.

Olmak meselesi, yalnızca düşünsel olarak var olmak değil; kendi düşüncelerimizi de fark etmek. Bilgi kirliliğinin çok yoğun olduğu ve sürekli hap bilgilere maruz kaldığımız günümüz dünyasında ne kadar odaklanabiliriz? Bu, aslında uzun süredir düşündüğüm bir konu. İnsan, sadece tutku duyduğu ya da çok faydacıysa kendisine fayda sağlayan konuların üzerine bu kadar eğilir. Yapmak istediğimiz şeyi tanımlayıp düşüncelerimizle baş başa kalmak için kendimize zaman ayırmadığımızda, peşinden gittiğimiz hedeflerin gerçekten bize ait olup olmadığını nasıl anlayabiliriz?

 

--Günler Aylar Yıllar- Yan Lianke
Uzun zamandır merak ettiğim bu kitabı eşimin kitaplığında gördüğüm, bi kaç sayfa okuduktan sonra günler, aylar öncesinde başlayıp devamını getiremediğimi fark ettim. Bu bu yüzden bu kitabı tamamlamalıydım. Küçük bir çin köyünde yaşlı bir amca ve "kör" köpek karakterleri ile başladı kitap. İlk başlarda kitap dikkatimi çekmese de bu iki karakter bana ne anlatabilir diye düşündüm. Okudukça aslında bir şey anlatmadıklarını düşündüm bu durum beni daha çok okumaya itti,en sonunda sabaha kadar uyumayıp kitabı tamamlamıştım. Günler Aylar Yıllar hakkındaki güzel duygular hissetmediğimi fark ettim. Ama yine de üzerine düşünmeliydim. Eşime sesli olarak anlatırsam üzerine yorum yapabileceğimi düşündüm ve öyle oldu.
Önce yaşlı amcanın bitmek bilmez "3 gün sonra açlıktan öleceğiz"sözü ile defalarca karamsarlığa düşmesi ve ardından defalarca bir çözüm bulması, köpeğin kör olma hikayesi, ve yaşlı adamında kör'ün de birbirinden razı olma durumu, paranın iki tarafının da tura olması zihnimde zamanla bir yavaş yavaş bir anlam kazanmaya başladı. Ertesi gün kahve içerken hala bu kitabı düşündüğümü fark ettim. Vazgeçmemenin hikayesi, adanmışlığın hikayesi ve nihayetinde bir hayatta kalma hikayesi. Lianke aslında bize fark ettirmeden aklımıza sürüklediği şeyler. Belki de şuydu; Uğruna öldüğü mısır fidesi için gübre olabilmek.

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın