Okunma Sayısı: 20
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Van Gogh ve Onu Büyüleyen Japon Sanatı


Van Gogh ve Onu Büyüleyen Japon Sanatı

“…Bu basit Japonların, doğanın ortasında sanki kendileri de birer çiçekmiş gibi yaşayan Japonların bize öğrettiği neredeyse başlı-başına bir din değil mi? Bana öyle geliyor ki, Japon resmini inceleyen herkes çok daha neşeli ve mutlu oluyor. Gelenek ve göreneklerle dolu bir dünyada aldığımız tüm eğitime ve yaptığımız çalışmalara karşın doğaya yönelmeliyiz bence….


…Japonların çalışmalarında her şeyin sonsuz bir açık-seçiklik içinde olmasına gıptayla bakıyorum. Bu çalışmalar hiçbir zaman bıktırıcı değil ve hiçbir zaman aceleyle yapılmış gibi durmuyorlar. Soluk alıp vermek kadar basit görünüyorlar; bir figürü birkaç kesin ve emin çizgiyle bir ceket düğmesi iliklercesine kolaylıkla, verebiliyorlar.”


 

Van Gogh, kardeşi Theo’ya yazdığı mektuplardan birinde bu şekilde hayranlığını dile getirdiği Japon sanatıyla ilk olarak Anvers’te tanıştı. Anvers’te ve Paris’te yaşarken topladığı Japon baskılarında onu etkileyen şey güçlü renkler ve net çizgilerdi.

[caption id="attachment_190698" align="aligncenter" width="287"] Courtesan (after Eisen) (1887)[/caption]

Japonya’nın 1850’lerden itibaren Batı’ya açılmasıyla Avrupa, Japon kültürüne dair büyük bir ilgi ve merak duymaya başlar. Bu, 20.yüzyılın ortalarına kadar sürecek bir ‘Japonizm’ akımının başlangıcıdır. Özellikle Fransa’daki sanat severler ve sanatçılar renkli Japon baskılarına yönelmeye başlarlar. Hatta, Jean-François Millet ve Theodore Rousseau gibi dönem ressamları, bu baskılarda yer alan canlı renk kullanımlarından ve baskıların kompozisyonlarından ilham alarak yeni bir tarz geliştirmeye başlar. Van Gogh’un Japonizm akımıyla tanışması ise bu akımın zirveye ulaştığı bir döneme denk gelir. Piyasada oldukça fazla bulunması nedeniyle fiyatları düşen bu baskılardan sürekli satın alan Van Gogh’un kendine ait bir koleksiyonu bile bulunmaktadır. Günümüze bu koleksiyondan 531 adet baskı ulaşmıştır. Van Gogh’un Japon hayranlığı sadece Japon baskıları almasıyla sınırlı değildi. Pierre Loti’nin Japon evlerinin muhteşem estetiğini anlattığı Madame Chrysantheme (1887) adlı kitabını büyük bir ilgiyle okuyan Van Gogh, kardeşi Theo’dan içerisinde “Japonların süsleme dehası” metninin bulunduğu Le Japon artistique dergisini istemiştir.

[caption id="attachment_190695" align="aligncenter" width="650"] Portrait of Père Tanguy (1887)[/caption]

Van Gogh, Avrupa sanatının Japon sadeliğini kendine örnek alarak yenilenebileceğine inanıyordu. Bu nedenle, oldukça etkilendiği Japon sanatını Batı tarzı yağlı boya resimle başarılı bir şekilde buluşturarak modern sanatını gelişmesine öncülük etmeyi umuyordu. Bu gayesini gerçekleştirmek için koleksiyonunda yer alan baskıları kopyalar, Japon sanatından öğrendiği metotları ve araçları kendi sanatına adapte etmeye başlar. 1888 yılının sonbaharına geldiğinde Japon kültürüne beslediği tutkuyu ve çalışmalarını biraz daha ileri götürerek kendini gözleri çekik ve kafası kazınmış bir Budist rahip gibi resmeder. Kendini bir Budist rahip gibi görmesindeki düşüncenin ardında kendi yaşam tarzının, basit ve doğaya yakın bir hayat yaşayan rahiplerin hayatlarına benzetmesi yatmaktadır.

[caption id="attachment_190696" align="aligncenter" width="1976"] Self-Portrait Dedicated to Paul Gauguin (1888)[/caption]

“…Ah, ne yapıp yapıp, birkaç çizgisiyle bir figür çizmeyi başarmam gerek! Bütün kış bununla uğraşacağım...”


Japon sanatçılarının daha sakin olmaları ve daha basit duygulara sahip olmaları nedeniyle çok hızlı çizimler yaptığına inanıyordu. Bu nedenle, az çizgi kullanarak ve hızlı bir şekilde çizimlerini ortaya koymaya çalışmaktaydı. Japon sanatını taklit ettiği eserlerde eklediği kaligrafik figürlerde bunu başardığını görebiliyoruz.

[caption id="attachment_190697" align="aligncenter" width="422"] Bridge in the Rain (after Hiroshige) (1887)[/caption]

Van Gogh’un Japon sanatı üzerine olan çalışmaları akıl sağlığının kötüye gitmesiyle sona erer. Arles hastanesinde yattığı sırada kendine olan inancını kaybeder ve yeterince iyi bir sanatçı olmadığını düşünmeye başlar. Japon sanatını Avrupa sanatına entegre ederek modern sanatı bir adım öteye götürme gayesinden vazgeçer.

Kaynak: 1, 2, 3, Theo’ya Mektuplar (Vincent Van Gogh), İşte Van Gogh (George Roddam)

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

WANNART
Profilini oluşturmak, İçerik yazmak, İtibar Puanı Kazanmak İçin Hemen Şimdi Kayıt Olabilirsin! KAYIT OL!