Okunma Sayısı: 39
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Altan Gördüm'le Samimi Bir Röportaj


Altan Gördüm'le Samimi Bir Röportaj
Son zamanlarda yetiştirdiği oyuncular ve oyunculuk okuluyla, geçmişte ise oyunları ve kamera önündeki performansıyla ismini sıkça duyduğumuz Altan Gördüm, 1958 yılında Adana'da doğdu. 1978 yılında Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde eğitimine başlayan Gördüm, öğrencilik yıllarında Ankara Sanat Tiyatrosu'nun kurslarına katıldı. 1995-1996 yıllarına kadar burada oyunculuk, yönetmenlik, yöneticilik ve eğitmenlik yaptıktan sonra Ankara Devlet Tiyatrosu'na katıldı. Meslek hayatını hem kamera önünde hem de sahnede icra eden sanatçı bugünlerde Akademi 35Buçuk Sanat Evi isimli oyunculuk okulunda öğrenciler yetiştirmekte.

Biz de Wannart ekibi olarak Altan Gördüm'ü sanat okulunda ziyaret ettik ve keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. İyi okumalar!

-Merhabalar Altan Bey, sorularımıza mesleğe giriş sürecinizle başlamak istiyoruz. Sizin için oyunculuk nasıl başladı? Tesadüf müydü seçim miydi?

Aslında tesadüf diyebilirim ya da kimine göre kader. Yıllar önce bir dizide izlemiştim. Lost. Çok hoşuma gitmişti. Orada eski bir din adamı vardı. “Kaderle rastlantıyı birbirine karıştırma bazı şeyler rastlantıdır bazı şeyler kaderdir.” diyor. Ben de öyle düşünüyorum. Lisede öğretmenimin tavsiyesiyle tiyatroya başladım. Hatta bana “Konservatuar oku.” dedi. Rahmetli babam "Oğlum aç kalırsın bu ülkede tiyatroyla kim yaşıyor?" demişti. Okula girdim siyasal okumak istiyordum ama işte kader ağlarını örmüştü ona yapacak bir şey yok. İkinci sınıftayken bir arkadaşım “Tiyatro sınavı açılıyor oraya gidiyorum.’’ dedi. Ben de onunla gitmeye karar verdim. Girdik sınava, arkadaşım kazanamadı ben kazandım. Sonra küstü benimle.



 -Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden tiyatroya adım atmak sizin için zor bir aşama mıydı?

Hayır hayır. Ailem beni izledi ve başarılı buldular. Tiyatroya başladım, eğitim gördükten sonra oyunlara çıkmaya başladım, küçük roller çocuk oyunları gibi. Zaman geçti, TRT’den seslendirme için teklif geldi ve seslendirme yapmaya başladık. Bizimkiler gurur duyup kabullendiler işimi. Sonra başarı kazandık nispeten, devlet tiyatrosundan davet aldım. Devlet tiyatrosuna girmek için o zaman, ki şimdi de öyle, konservatuvar mezunu olmak gerekiyor. Bizi sağ olsunlar kendini kanıtlamış sanatçı kategorisinde davet ettiler, sonra Ankara Devlet Tiyatrosu’nda müdürlük yaptım. Sonrasında erken bir şekilde, gençlere yer açılsın diye ve başka işlerle de meşgul olduğum için bıraktım.

-Peki çocukluk döneminizde ileride başarılı bir sanatçı olacağınızın ipuçları gizli miydi?

Başarı, tek başına yapacağın bir şey değil. Doğuştan gelen bir yetenek olmalı sanatta ve sporda. Başarı hiçbir zaman rastlantı değildir. Bir defa belki, iki defa da rastlantı olabilir ama piyasada kalıcı olmak istiyorsan, iyi izler bırakmak istiyorsan çok çalışman lazım. Çünkü birbirinin alternatifi yüzlerce, binlerce insan var. Bir özelliğin olmalı, bir artın olmalı ki tercih edilmelisin.



-Sizin için sanat ve sanatçı nedir?

Gerçek anlamda sanattan söz edecek olursak sanatçı hayatın içinde durmalıdır. Kendi ülkesinin koşullarından dünya koşullarına, dolayısıyla hayattan haberdar olmalıdır. Sanatçılık, bizim ülkemizde birçok şeyde olduğu gibi yanlış anlaşılıyor. Sanatçı deyince marjinal, dış görünüşe gereğinden fazla önem verenler akla geliyor. Fakat gerçekten tavır olarak sanatla ilgilenmek ve sanatçı olmak lazım. İnsan olmak lazım. Sanatla ilgilenmek önce insan olmayı gerektirir. Sanatın yüksek olduğu dönemlerde bizim ülkemizde de başka ülkelerde de insani koşullar da çok yüksektir. Sanatın olduğu yerde kötülük olmaz insanlık daha yüksekte olur diye düşünüyorum.

-Sizin sanatınızda şansın yeri var mı? Gerçekten şanslı insanlar mı bir yerlere geliyor?

Şans evet bazen insanın yüzüne güler. Çok iyi olabilirsin ama kimsenin senden haberi yoktur. Türkiye'de sanat, bir anlamda oyunculuk, televizyon dizisi düzeyine indirgendi. Televizyon dizisinde oynadın, dizin de tuttuysa başarılısın. Diyelim ki çok başarılısın, çok yeteneklisin ama adamların kafasında bir fotoğraf var, bu rolde oynatmak istedikleri insanın fotoğrafı var. O fotoğrafa yakınsan olabilir ya da çok iyi olabilirsin ama kapısını çalsan kimse yüzüne bakmaz. Şans doğru kişileri, doğru aracıları bulmakta aslında.



-Her çocuğun bir meslek hayali vardır. Sizinki neydi?

Ortaokuldan beri kaymakam olmak istiyordum ben. Kalkınmanın, iyileşmenin köylerden başlayacağına inanan bir insanım. Hala köye çok inanırım ben hatta tersine göç olmasını çok destekleyenlerdenim. Şehirlerden köylere. Bunu yapmalıyız. Şehirlerde düzensizlik zaten almış başını gidiyor. Köye biz yeterli önemi vermezsek ki vermedik yıllardır, yakında açlık başlayacak.

 -Öğrencilerinizi seçerken çok dikkat ettiğiniz kıstaslar var mı ya da bu özellik olmazsa olmaz dediğiniz özellikler?

Çok iddialı bir şey olacak ama insani yanı çok önemli. Yetenekli ama problem çıkarabilecek insanlarla yola çıkılmaz. Her işte olduğu gibi oyunculuğun da sahtekarlığı var. Onlarla aynı yolda yürümek istemiyoruz.



-Kızınız da siz ve annesi gibi oyuncu. Onun bu seçimi üzerinde herhangi bir etkiniz olduğunu düşünüyor musunuz?

Hayır, hatta ben engellemeye bile kalktım. O da zaten nefret ediyordu. Şöyle nefret ediyordu, küçükken annesi Adana Devlet Tiyatrosu’nda görev yapıyordu ben Ankara'da yaşıyordum. Uzunca bir süre anne kız görüşemediler. Ve kızım o zaman küçüktü, nefret ediyordu ama işte armut dibine düşer.

-Sanatçı olmak isteyen fakat önüne karamsar bir tablo çizilenlere nasıl bir tavsiye verirdiniz?

Bir şeyler için uğraş, olmuyorsa iyi bir nedeni vardır. Hayatım böyle örneklerle dolu, buna çok inanıyorum. Çaba göster, uğraş yine de olmuyorsa mutlaka senin için iyi bir nedeni vardır.

 -Akademi 35Buçuk’tan bahsetmemiz gerekirse, okulunuzun bir mottosu var mı? Varsa nedir?

Bizim burada kurallarımız var, uyabilecek arkadaşlarla yola çıkalım. Her aldığımız da oyuncu çıkmıyor, kimi öğrenemiyor. Var bir hamur ama o hamur olarak kalıyor. Onu yorumlayamıyorsun. Kafasında doğruları var.

Mesela geçenlerde eski bir öğrencimizin uyarladığı bir oyuna gittik. Yedi kişilik bir oyundu bu. Oynayanlar da eski mezunlarımızdan üç kişiydi. Salon doluydu, müthiş bir alkış, çok da güzel oynadılar. Çok mutlu olduk. Bunun parayla ölçülecek bir değeri yok. Hep söylerim, bizim hocalarımız da eğer iyi bir şey yapıyorsak bizim hakkımızda böyle düşünüyorlardır mutlaka. Tohum atıyorsun, bir süre sonra o çiçeğe dönüyor, fidan oluyor ve meyve vermeye başlıyor. Benim bir katkım varsa daha ne olsun. Sonuçta bu da tarım gibi. Biricik üretim tarım ya, burada da böyle. Birilerinden, ustalarımızdan el aldıysak bu sanatı onu alabilecek insanlara vermek. Okulun ana teması da bu.



-Peki, Akademi 35buçuk’un kurulma hikayesi var mı?

Sanatta hep öyledir istediğin kadar okul oku hep usta-çırak ilişkisi vardır belli bir sistematiğin içerisinde. Sonra televizyon dizileri güzel, para kazanıyoruz iyi ama eğitimci yanımız da olduğu için bir tarafımız boştu. Böyle bir okul kurmak istedik ve ismi için de düşünüyorduk derken Vahide, eski eşim, doğma büyüme Karşıyakalı, ben de orada lise okudum, üzerimizde emeği var Karşıyaka’nın vefa borcu olarak olarak 35buçuk yaptık. Esprisi de oldu, güzel oldu.

-Rolünüze nasıl hazırlanırsınız?

Rolü televizyonda da tiyatroda da özellikle dönem işiyse çok iyi araştırmak gerektiğini düşünüyorum. Dönem tavrı denilen bir şey vardır. Örneğin yeniçeri oynayacaksın, onun yürüyüşü bile farklıdır. Bir olaya sevindiğinde yaptığı jestler de farklıdır. Güncel bir karakter olarak oynayamazsın onu. Nasıl dilde de ona dikkat ederek senaryoyu ona göre yazıyorsak oyunculuğu da buna göre yapmalıyız.



 -Peki, Altan Bey son olarak Wannart okurlarına ve oyuncu adaylarına söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Hayatın içinde dursunlar, bilgi biriktirsinler. Bilgi çok önemli. Bol bol okusunlar, aykırı şeyleri de okusunlar, aykırı düşünceleri de okusunlar. O lafı çok severim "Barika-i hakikat müsademe-i efkardan doğar." Ne demek bu biliyor musun? "Gerçeğin ateşi fikirlerin çarpışmasından doğar." Ben 3-4 gazete okurum biliyor musun? Bir haberi biri böyle yazmış öteki böyle yazmış. Hangisi doğru? Bunları düşünmeliyiz.

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

WANNART
Profilini oluşturmak, İçerik yazmak, İtibar Puanı Kazanmak İçin Hemen Şimdi Kayıt Olabilirsin! KAYIT OL!