Ross The Boss'un Ardından

Ross The Boss'un Ardından
0 Beğen
0 Yorum

Kendi adını taşıyan grubu ve diğer projeleri dışında, elbette daha çok Manowar kurucu üyesi olmasıyla tanınan gitarist Ross “The Boss” Friedman 26 Mart 2026’da aramızdan ayrıldı. Hastalık (ALS – Amyotrofik Lateral Skleroz) açıklaması hayranlarını üzmüştü ancak veda haberinin bu kadar hızlı bir şekilde geleceğini kimse düşünmemişti. Hastalığın duyurulmasından bir buçuk ay kadar sonra “Rest in Power” başlıklı açıklamayla ölüm haberi de geldi ne yazık ki.

Müzisyenin ölümünün ardından hayranlarıyla birlikte metal dünyasının pek çok önemli ismi de üzüntülerini ifade etti. Sosyal medyada taziyelerini paylaşan isimler arasında David Ellefson (Megadeth eski üyesi, Metal Church), Alex Skolnick (Testament), Doro, Bill Hudson (I am Morbid, eski Savatage, U.D.O., Dirkschneider gitaristi), Eddie Trunk, KK’s Priest gibi isimler yer alıyordu. Gördüğüm kadarıyla üzüntülerini dile getiren dostları, meslektaşları ve hayranları üzüntülerini ifade edip Friedman'ın saygınlığını teslim ederlerken onun çok iyi bir insan olduğunu da özellikle vurguluyorlardı.

Manowar’un resmi taziye paylaşımıysa grubun alışılmış ‘metal kardeşliği’ söyleminden uzak bir başsağlığı mesajıydı diyebiliriz. Blabbermouth sitesine ait haberin ekran görüntüsünü gönderi olarak paylaşan grup, diplomatik denilebilecek şekilde üzüntülerini dillendirdi. Ace Frehley ve Ozzy Osbourne’un vefatları sonrasında -hak ettikleri şekilde- yaptıkları özel paylaşımların bir benzerini, kurucu üye Ross The Boss için göremeyen bazı hayranlar tepkilerini dile getirdi. Buradan da Ross The Boss’un hayata Joey DeMaio’yla yıldızları barışmadan veda ettiğini anlamak zor değil.

“Gitar Çalamamak Beni Çok Üzüyor”

9 Şubat 2026’da hastalığı açıklanırken, Friedman’ın şimdi yürekleri daha fazla burkan şu sözleri de paylaşılmıştı:

 "Önümüzde ne olduğunu bilmek zor ve gitar çalamamak beni çok üzüyor, ancak gösterilen sevgi çok güçlüydü. Ailemden, arkadaşlarımdan ve hayranlarımdan gelen sevgi ve destek karşısında hayrete düştüm. Hepinizi seviyorum."

“Müzik Onun Hayatıydı”

Manowar’un diplomatik sayılabilecek açıklamasında -hakkını vermeliyim ki- objektif bir gerçeğin altı çizilmişti. Eski grubu “Müzik onun hayatıydı,” diyordu. Gerçekten de öyleydi.

1972’de kurucu üyesi olduğu The Dictators’le başlayan bu yolculuk, Shakin’ Street, Manowar, RTB Band, Death Dealer, Spinatras ve kendi tam adını taşıyan grubu dahil olmak üzere pek çok projeyle ömrünün sonuna kadar devam etti.

Manowar nasıl ki, klasik heavy metal ile epik etkileri birleştirip yeni türlere kapı aralamışsa, gitaristin bir diğer önemli projesi olan The Dictators de punk dünyasında etkili ve saygın bir yere sahip. New York punk sahnesinin bir diğer öncüsü Ramones ile aynı damardan ve dönemden gelen grup (kronolojik olarak Ramones’tan bir adım önce) ticari bir başarı elde etmemişse de türün öncü ve etkili isimleri arasındadır. The Dictators için punk’ın gelecekte harlanacak ateşinin ilk kıvılcımlarından dersek yanlış olmaz.

Shakin’ Street dönemi ise metal tarihinin önemli bir kesitine geçiş süreci gibidir. Black Sabbath’ın Heaven & Hell turnesinde ön grup olan Shakin’ Street gitaristi Ross The Boss, Joey DeMaio ile Ronnie James Dio tarafından tanıştırılır. Joey DeMaio, Black Sabbath için bas gitar teknisyenliği ve sahne efekti yöneticiliği yapmaktadır. DeMaio’nun bas çalışından etkilenen Dio, Ross The Boss’u iyi bir ekip ve arkadaş olacakları telkiniyle DeMaio’ya götürüp tanıştırır. Burada, belki de üç müzisyenin İtalyan köklerinden gelen bir tür ortak memleket etkisinin heavy metal tarihine yansımasını görüyoruz. Sabbath sahnedeyken, kulisteki jam coşkusuna kapılan bu iki genç adamdan, Manowar’un habercisi olan sesler yükseliyordu. Derken Manowar’un kuruluş süreciyle Ross, Shakin’ Street’ten ayrılır.

Ross The Boss’un Manowar’daki Yeri

Pek çok büyük metal grubunda olduğu gibi Manowar’da da ilk yıllardan yükselişe doğru akan döneme ait şarkıların hayranlardaki yeri bir başkadır.  Grubun 46 yıllık kariyerinin yalnızca 7 yılına yayılan, Ross The Boss’lu ilk 6 albümdeki şarkıların yer almadığı bir Manowar konserini düşünmek mümkün değil. Bu etki yalnızca Ross The Boss’un varlığıyla açıklanamasa da; bir doku uyumunun, gençliğe içkin bir motivasyonun, yaratıcı güç paylaşımının ve bir grup olarak birlikte çalma pratiğinin etkisi olduğunu düşünüyorum. Bu albümlerde şarkıları zenginleştiren gitar riffleri, melodiler, standart akış harici sürprizler barındıran şarkı trafikleri dikkat çekiyor. Grubun karakteristik bas soundu üzerinde özgürce katkısını sunan gitar numaraları görmek de mümkün. Grup, Joey DeMaio’nun yaratıcı gücü ve Eric Adams'ın eşsiz vokali sayesinde, elbette Ross The Boss sonrasında da iyi işler ortaya koydu. Bunlar, yine etkili ve güçlü şarkılar olmakla birlikte geniş kitlelerce bilinirliklerinin ve hayranlardaki yerlerinin erken dönem şarkılarının gerisine düştüğü söylenebilir.

RossTheBoss3Yaratım süreçlerine baktığımızdaysa ortak üretimlerin zamanla azaldığını ve Joey DeMaio şarkılarının yoğunlaştığını görüyoruz.  İlk albümleri Battle Hymns’da Metal Daze haricinde grubun üretimi bütün şarkılar DeMaio ve Ross The Boss ortaklığıyla yazılmışken sonraki albümlerde ağırlıklı olarak Joey DeMaio’nun imzasını görmekteyiz. Secret of Steel, Each Dawn I Die, Army of Immortals, The Oath gibi klasikler ve grubun marka değeri yüksek iki şarkısı Kings of Metal ve Hail and Kill’da da Ross The Boss ortaklığını görüyoruz.

Ne var ki Ross The Boss, Kings of Metal albümünün turnesine çıkamadan gruptan uzaklaştırıldı. Grup, yükselişe geçeceğinin habercisi şarkılara sahip ve sonradan bir heavy metal klasiği olacak bu albümle krallıklarını ilan ve iddia ederken, Joey DeMaio da Friedman’ı göndererek grup yönetimini ve liderliğini tek başına üstleneceği süreci başlatmış oldu.

Ross çok geçmeden New Yorklu, sokak karakterli punk köklerine dönerek eski grubu The Dictators üyelerini barındıran Montiba’s Wild Kingdom’a dahil oldu. Sonrasında The Dictators yeniden bir araya geldi ve müzik kariyerini eski grubuyla sürdürdü.

2005: Tüm Manowar Üyeleri Aynı Sahnede

Manowar, 2005 yılında Earthshaker Fest’te eski ve yeni tüm üyeleriyle aynı anda sahne almış, yıllardır bahsettiği metal kardeşliğini pratik olarak da ortaya koyarak en azından bir sahne şovuyla seyircisine sunmuştur. Özellikle aynı anda üç davulcunun (Donnie Hamzik, Scott Columbus, Rhino) kurulu setuplarıyla yükselerek sahnede belirmesi gösterinin oldukça etkili bir parçası olmuştur.  

Bu performans Ross The Boss’u yeniden metal sahnesine taşıyacaktır. Kendi adıyla kurduğu grubu farklı kadrolarla da olsa albümler kaydedecek, Manowar setleriyle dünya turnelerine çıkacaktır.

2014’te Metal All Stars konseri için ülkemize de gelen gitarist, daha sonra iki ayrı dünya turnesi kapsamında 2017’de İstanbul’da ve son olarak 2025’te İzmir, Ankara ve İstanbul duraklarında dinleyicisiyle buluşmuştur.

Rossthebossband

Sahne Arkadaşları

Ross The Boss’un grup projesi kapsamında Mike Lepond (Symphony X), Dirk Schlächter (Gamma Ray), Kenny ‘Rhino’ Earl (Manowar, Angels of Babylon), Marc Lopes (Metal Church eski vokalisti, Let Us Prey), Sean Elg (KK’s Priest) gibi usta müzisyenler kendisine eşlik etmiş ve ülkemizde de birlikte sahne almışlardır.

RossTheBoss4

...Ve Veda

Heavy Metal’in etkili kuşağının bir temsilcisi daha aramızdan ayrıldı. 72 yaşında hayata gözlerini yuman gitariste hayranları, dinleyicileri adına hayata kattığı güzellikler sebebiyle teşekkür etmekten başka yapacak bir şey olmadığı gerçeğini hatırlayarak bitirelim.

Huzurla uyu Ross “The Boss” Friedman.

Rest in Power

7 Nisan 2025 İzmir konseri sonrası

 

 

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın