EV GENCİ

EV GENCİ
0 Beğen
0 Yorum

Herkese merhaba. Bugün hayatımıza yavaş yavaş girmiş olan “ev genci” kavramı üzerine biraz konuşmak istiyorum. Hiçbir bilimsel ya da terimsel düşünceyle değil, sadece hissettiklerim üzerine bir şeyler yazmak istedim.

Tam olarak bir çevirisi olmasa da “ev genci”; evde kalan, herhangi bir işte çalışmayan ama öğrenci de olmayan, ekonomik, psikolojik ya da toplumsal sebeplerle sosyal hayata katılımı azalan gençleri tanımlamak için kullanılıyor. Yani diyeceğim o ki: Evde kalmak zorunda olan bir sürü işsiz genç…

Peki bu bizim tercihimiz mi? Hiç sanmıyorum.

Küçük yaşlardayken bu yaşlarımın böyle geçeceğini asla düşünemezdim. Çoktan işimi bulmuş, mesleğimi yapıyor, evimi ve arabamı almış biri olarak hayal ederdim kendimi. Şimdi ise “Mesleğimi yapabilirsem şunları şunları da yapmak isterim.” gibi daha realist hayallerin peşine düştüm.

Şu anda kendi yolumu çizebilmek için ülkemin ve ailemin bana sunduğu bir seçenek üzerinden hayatım adına adımlar atmaya çalışıyor ve sınava hazırlanıyorum.

“Hâlâ mı sınavlara çalışıyorsun?” diye soranlar olmuyor mu? Elbette oluyor. Ama sadece sorulan soru bu olmuyor; ardı sıra başka sorular da onu takip ediyor:

“Eee, çok güzel bir mesleğin var. Neden özelde çalışmıyorsun?”
 “Neden klinik açmıyorsun?”
 “Devlet alım yapıyormuş, neden başvurmuyorsun?”
 “Atanman için kaç puan lazım?”
 “Neden yüksek lisans yapmayı düşünmüyorsun?”

Neden, neden, neden… ve daha birçok neden.

Karşılaştığım hemen hemen her insandan aynı soruları duyup aynı şekilde cevaplamaya çalışıyorum. Aynı motivasyonla olmasa da elimden geldikçe kendimi anlatmaya çalışıyorum. Soru soranların hepsi benim için aynıyken, ben onlar için tek kişiyim belki de. Bu yüzden bu kadar soru sıraladıklarını düşünmeye çalışıyor ve karşımdaki kişiyi kırmamaya dikkat ediyorum. Ama bazen çok zorlanıyorum. Kırmamaya çalışmaktan değil de cevap vermekten…

Bazen kendime bile dile getiremediğim şeyleri sesli bir şekilde söylemek beni fazlasıyla üzüyor ve çaresiz hissettiriyor. Çevreme bakıyorum; sanki herkes yaşamanın kolay yolunu bulup hayatını düzene sokmuş da akıntıya karşı kulaç atan tek benmişim gibi hissediyorum. İşte bu çaresizlik en zor olanı oluyor. “Elimden bir şey gelmiyor; gelebilseydi zaten böyle olmazdım.” diye hissediyorum bazen.

Ailem bana hiçbir konuda baskı yapan bir aile olmadı. Eve ekmek getirmemi bekleyen bir babam ya da evde yaşadıkça ev işlerini yapmak zorunda olduğumu hissettiren bir annem olmadı. Şu an çalıştığım sınav sürecinde de en büyük destekçilerim onlar. Bunu başaracağıma dair en büyük inanç da yine onlarda.

Hisler böyle olunca da kendime yüklediğim başarılı olma duygusu ve baskısı, iyi yaptığım bir şeyi bile yetersiz görmeme ve onu daha da iyi yapmak zorundaymışım gibi hissetmeme sebep oluyor.

Fazlasıyla üzücü konuşmuş olabilirim ama merak etmeyin, o kadar da üzgün değilim. Sadece gece gelen bir çaresizlik atağı üzerine bunları yazıyorum.

Şu anda herhangi bir iş aramıyorum ve işsizliğimi dünyanın sonu olarak görmüyorum. Bu bir süreç ve en güzel şekilde geçecek, bunu biliyorum. Hayatın bana sunduğu farklı bir fırsat sadece.

Ailem hayattayken ve sağlıklıyken onlarla vakit geçirebiliyorum. Bir doğum günümü daha onların getirdiği pastanın mumlarını üfleyerek kutlayabiliyorum. Annemle her sabah kahvaltı yapabiliyor, babamla maç izleyip yorumlayabiliyorum.

Her şey geçici. En güzel şekilde geçip gitmesini diliyorum hepimiz için.

Hayat bazen çok zor ve çıkmazda hissettirebiliyor. Böyle zamanlarda hayatımdaki şükür sebeplerini bulup ertesi gün tekrar güneş açacağını kendime hatırlatıyorum. Her karanlık gecenin bir sabahı, her kışın bir baharı var; bunu biliyorum.

Şu anda hissettiğim yorgunluk ya da karanlık, yolun sonu değil. Sadece hikâyemdeki bir düğüm noktası. Elbet bu da çözülür, geçer gider.

Bu yazıyı yazarken şarkı listemden Bob Marley’nin Three Little Birds şarkısı çalmaya başladı ve ben de bu pozitif geçişi onunla yapmak istedim. O zaman yazımı onun şu sözleriyle bitireyim:

“Don't worry about a thing
 'Cause every little thing gonna be alright.”

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın