Romain Gary- "Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı" üzerine notlar

Romain Gary- "Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı" üzerine notlar
0 Beğen
0 Yorum

“Bitti. Big Sur plajı bomboş, kuma uzanmış yatıyorum; tam düştüğüm yere. Denizin üstündeki yoğun sis çevremdeki bütün çizgileri yumuşatıyor. Ufukta tek bir gemi direği yok. Önümde koca bir kaya ve üstünde binlerce kuş…”

 


“Edebiyatın en büyük trolü” Romain Gary, Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı kitabına böyle başlıyor. Neden ona edebiyatın trolü deniyordu? Kısaca onu da hatırlatmak gerekirse; yazarın aldığı yaratıcılığının ve yeteneğinin azaldığına dair eleştiriler onu bir oyun oynamaya yöneltiyor. Zamanında sahte isimlerle yazdıklarını yayımlatmaya alışkın Gary, daha önce aldığı ve kural gereği bir yazara sadece bir kez verilen Goncourt Ödülü’ne Emile Ajar adıyla ve Onca Yoksulluk Varken kitabıyla katılıyor. Yazarın kendisi olduğunu kimsecikler bilmiyor. Kitap ödülü hak ediyor. Tüm dünya da ikisinin aynı kişi olduğunu ölümünden sonra öğreniyor. Yani Gary, duble yaratıcılığıyla edebiyat dünyasını kandırmış oluyor. 
Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı ise 1960’ta yazılmış, otobiyografik bir roman. Son zamanlarda fazlaca otobiyografik anlatı okuduğum için biraz tereddütlü başladım okumaya aslında. Bir yerden sonra sıkılıyorum yazarların hayatını okumaktan. Adına “roman” deyince illa bir kurgu bekliyorum çünkü ben. Ama daha önce okuduklarım kurgudan öte hayatlarının bir anlatısıydı. Ama Romain Gary bu kitabında böyle bir anlatı yapmamış. O yaramaz çocuk bakışıyla, muzip diliyle hayatını bir kurguymuşçasına eğlenceli bir hale getirmiş.
 
1960’ta yazılmış olan ve zamanında bu kopyadan dilimize çevrilen kitapla benim okuduğum Sel Yayıncılık’tan 8.baskısını yapmış kitap arasında bir fark var. Çevirmeni Alev Er’in notunda diyor ki Gary 1980’de kitabın İngilizce baskısına bir bölüm eklemiş. Bu bölümde, tüm kitapta sadece orada bahsi geçen Zaremba karakterini anlatmış ve o kopyaya “nihai baskı” adını vermiş. Ama sonradan aynı bölümü Fransızca baskıya eklemeye “vaktim yok” diyerek üşenmiş. Bu yüzden, çevirmen der ki, eski bir çeviriyi okuduysanız, bu çeviri ondan farklı.
 
Kitaba geçmeden önce aslında biraz da bu bölümü eklememiş olmasını şöyle anlatmış Alev Er: “ ‘Nihai’ notunu düşürür Gary; çünkü 1980 baharında yapılan o baskıyı görür, yıl biterken de bir otel yatağına uzanıp kafasına kurşun sıkarak intihar eder.” Ardında yine kendine yakışan bir not bırakır: “Çok eğlendim, hoşçakalın ve teşekkürler!” 
 
Bu kitabını okuyunca hem Onca Yoksulluk Varken’in arka planı, hem hayatındaki adımların sebepleri çok daha net bir şekilde oturdu kafamda. Neyi neden yaptığı, nasıl yaptığı detaylıca anlatılmış. 
 
Roman üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde yazarın çocukluğundan ergenliğine kadar bir zamanı anlattığını, annesiyle olan ilişkisinin temellerini görüyoruz. İkinci bölüm ergenlikten yetişkinliğe uzanan yılları anlatırken, son bölümde artık yetişkin bir Gary ve savaş zamanını okuyoruz.
 
Kitabı okurken yazarı okumaktan çok annesini okuyoruz aslında. Annesiyle Romain’in çok yakın bir ilişkisi var. Böyle deyince Freudyen bir alt metin var mı diye düşündüyseniz, yazar onu çoktan düşünüp açıklamış; okurun spekülasyonuna mahal vermiyor. Bu yakın ilişki çocukluktan başlayıp yazarı olduğu yetişkin adam yapan temel unsur zaten. Annesine şafakta verdiği sözü tutup büyük adam olmaya uğraşıyor Gary. Annesi bunu sağlamak için neler neler yapıyor. Çok kısıtlı koşullarda, bulunduğu ülke, zaman, tek başınalığı asla engel olmuyor annesine. Onun “paşa oğlu” (biz yazsaydık böyle derdik bu memlekette) annesinin her şeyi. Ona güveni ve sevgisi o kadar sonsuz ki Romain Gary ne yaptıysa o sevgi sayesinde başarıyor zaten. 
 
Kitapta karşılaştığımız anne figürü çok baskın, kontrol onun elinde. Ama tek hedefi var: oğlu. Onun büyük adam olmasını istiyor. Nedir “büyük adam”?  Keman virtüözü de büyük adam anne için, devlet adamı da. Elçilikte çalışacaksın, diplomat olacaksın diyor mesela oğluna. O da o esprili diliyle madem elin değdi, devlet başkanı niye yapmıyorsun diyor bir yerde. Annesinin hayalleri büyük olsa da kendi sınırlarını biliyor çünkü. O sınırlar çok esnek, çok zorlanıyor. Elinden gelenin ötesini yapıyor oğluna güvenli bir alan açabilmek için. Sonunda da başarıyor. 
 
Annenin geldiği yer ve içinde bulunduğu konum onun tek başına olmasından daha zorlayıcı belki de. Rus asıllı, Polonya’da yaşamış, Yahudi, Fransa’ya yerleşmiş eski bir aktris aslında. Ama o kadar zorlanıyor ki aile yadigarı eşyaları satmaktan kendine korsan da olsa Paris modaevi şubesi açacak kadar tuttuğunu koparmaya adamış kendini. 
 
Yazar bu güven ve sevgi altında eziliyor. Sürekli aklında, kulağında annesinin dedikleri. Ona istediğini vermeye, büyük bir eser yazıp Tolstoy olmaya uğraşıyor. Ama tek kazanıp verebildiği 1932’de pinpon şampiyonasında kazandığı gümüş madalya. Sık sık adı geçiyor bu madalyanın. Yazar için pişmanlık ve ukte; annesi için bir zafer, başarı simgesi. Her hâlükârda anne-oğul arasındaki sarılması mümkün olmayan bağın bir sembolü. 
 
Roman başladığı yerde, Big Sur plajında bitiyor. Aklındakileri, hayatını o plajda otururken 336 sayfada anlatıyor Gary.  


Kitabı okumaya başlamadan çevirmen notunu okuyunca çok heyecanlanmıştım. Otobiyografik olduğunu biliyordum ama şöyle yazıyordu: “Son yıllarda yapılan tartışmalarda Romain Gary’nin ‘uzak ara en iyi romanı’ olduğu üzerinde ittifak edilen Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı için ‘O bir klasik,’ diyor Fransız edebiyat eleştirmenleri.”
 
Ben sadece iki kitabını okudum Gary’nin. Hem zaten bunu değerlendirmek ne haddime. Ama sadece şunu söyleyebilirim: Okuduğuma değdi. 
 
Bundan sonra okuyacağım kitap bana @sinpalabras’ın önerisi ile Bay Piekielny Adında Biri. Kim bu Bay Piekielny? Kitapta, yazar daha küçük bir çocukken ona bir söz veriyor. Sadece bir bölümde adı geçen biri, sadece bir anıda. Ama yazar Deserable bu adamın peşinden gidiyor ve ortaya bu roman çıkıyor. 
 


Benim Romain Gary yolculuğum yeni başlıyor. Yazarlık serüvenin geçmişini okuduktan sonra bu hikayeyi burada bırakmam mümkün değil. Devamı elbet gelecektir.
Çok eğlendim, bazen gözlerim doldu itiraf edeyim, kitabı çok sevdim. İyi ki okumuşum! Seninle ikinci kez tanıştığıma memnun oldum Romain Gary. 


Sevgiler,
Emel
 

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın