(Atakan ve Çağan)
A.D: Tamam, o zaman şöyle hızlıca en son aldığınız albümleri sorayım size. A.G: Şu sıralar Concrete And Gold’u çok dinliyorum ama en son elime geçen Darkphase’in Crimson Rivers’ı, kendileri bana hediye etmişlerdi çok sağ olsunlar. Ç.Ş: Çıkışını dört gözle beklediğim Pink Floyd - The Endless River’ı satın almıştım. Ama tabii ki internetten dinliyorum daha çok. D.S: Son aldığım albüm Nick Bartsch’ın Stoa albümü. Y.K: Spotify çıktığından beri çok albüm almıyorum ama en son Heavy Sky’ın Dreamer albümünü almıştım. Çok da desteklediğimiz, severek dinlediğimiz bir grup. A.D: O zaman gitaristlerle ilgili bir soru sorayım. Ben sizi canlı izlediğimizde grupta ritim ve lead gitar ayrımı olmadığını gördüm. Pek sık karşılaştığımız bir durum değil bu. Böyle sebebi olmasının nedeni ne? Y.K: Bizde Cem çok iyi bir gitarist ve ben ona sen solo çalma diyemem. O da bana demez. Bizim grupta kendini ön plana çıkarmak isteyen bir gitarist yok. “Sen lead çal, sen ritim çal” diye mekanik bir ayrım yapmıyoruz. A.D: Peki, Atakan senin vokallerin ile ilgili gözlemlediğim bir durum var. Çok tiz seslere de çıkabiliyorsun. Aynı zamanda brutal de tercih edebiliyorsun. Till Daylight’ın gelecekteki çalışmalarında brutal vokale yer verecek misin? A.G: Neden olmasın. Bu biraz şarkının nasıl hissettirdiği, nasıl daha güzel duyulduğu ile alakalı. Ama ben brutal vokali biraz da renklendirmek için kullanıyorum. Clean vokali brutal ile renklendirmeyi tercih ediyorum. A.D: Çağan, grupta lead veya ritim ayrımının olmamasının bir basçı olarak sana bir avantajı veya dezavantajı var mı? Ç.Ş: Ben zaten genelde bateriyi takip ediyorum, o yüzden net bir avantajı ya da dezavantajı yok. Ama grup için çok güzel bir şey insanlar tek bir kişiye odaklanmak yerine tüm gruba odaklanıyor. A.D: O zaman biraz metali bırakıp diğer müzik akımları hakkında konuşalım. Bildiğiniz üzere Türkiye’de 2010 sonrası ortaya çıkan bir alternatif müzik akımı var. Bu akım hakkında ne düşünüyorsunuz, bu akımın bir parçası olmak ister miydiniz? Kendiniz dinliyor musunuz? Y.K: Şöyle söyleyeyim, biz uzun süredir enstrüman çalıyoruz ama yolumuz hiçbir zaman o tarz müzik grupları ile kesişmedi. Pek dinlemedik de. Ama o akımdan bir tek Adamlar’ı çok seviyorum. Severek dinliyorum. A.G: Bizim hiçbir kaygımız insanlar bizi dinlemiş olsun diye müzik yapmak olmadı. Öyle olsaydı zaten o alternatif akımın uçan giden dalgasına katılırdık. Ama kaygımız o değildi. Elbette daha çok insan dinlesin isteriz ama ana kaygımız bu değil.
(Deniz ve Yiğit)
A.D: Sen peki Çağan dinliyor musun? Ç.Ş: Pek dinlediğim söylenemez. Hatta bu gruplar içinde bir tek Büyük Ev Ablukada’nın Full Faça albümünü dinledim. Neredeyse hiçbir ortak yanımız yok. Biz İngilizce Metal müzik yapıyoruz. Onlar yurt dışında da çok popüler olan Indie Rock’ın Türkiye şubesi gibiler. A.D: Orijinal şarkılarınızı İngilizce yapıyorsunuz. Benim bildiğim bunu Türkiye’de iyi yapan iki grup var. Biri Heavy Sky, diğeri de The Away Days elbette daha çok örneği de mevcut. Peki sizin İngilizce müzik yapmanızın sebebi kitle için mi yoksa daha rahat hissettiğiniz için mi? D.S: Aslında genelde İngilizce dinlediğimiz için müzikte kullanımına daha hakimiz. A.G: Biz kendimizi İngilizce daha açıklıyoruz denebilir aslında. Ben şahsen Türkçe dil kullanımına çok önem veren bir insanım ama İngilizce şarkı yazarken kendimi daha rahat hissediyorum. Bir de kendi adıma konuşacak olursam biraz yurt dışındaki insanlar da dinlesin anlasın isterim. A.D: Yurt dışı demişken, klasik bir işe alım sorusu vardır “Beş sene sonra kendini nerede görüyorsun?” diye. Beş biraz kısa bir süre müzik grubu için ama siz yirmi sene sonra ya da on beş sene sonra Ankara’da küçük bir pubda çalsanız mutlu olur musunuz? D.S: Grupta Atakan dışında burada hiç kimsenin on beş sene sonrası için idealist hedefleri yok. Müzik ünlenme açısından şans isteyen bir sektör. Şansımız olursa belki olabilir, büyüyebiliriz elbette. Y.K: Bence bu işin içinde olmamızın en büyük sebebi yazdığın bir müziği etrafındakilere çalabilmek bu çok mutluluk verici bir şey. Ama olursa da hayır demeyiz. A.G: Şöyle düşünüyorum ben. Bu gruptaki herkes benim en yakın arkadaşlarım. O yüzden bu grup benim ailem. Bundan on beş yıl sonra olduğumuz yerde kalmış olabiliriz ve bu bizim için sorun olmaz çünkü birlikte müzik yapmayı seviyoruz. Fakat ben bir de şöyle düşünüyorum; çok çalışıp idealist hayaller kurmayı seven bir insanım. Ve eğer çok çalışıp doğru seçimler yaparsak büyük yerlerde olabileceğimizi düşünüyorum. Elbette Rock Am Ring’de headliner olmayabiliriz, ama olursa çok güzel olur. Olmazsa da sorun değil çünkü biz bunu yapmayı seviyoruz.
A.D: Biraz yakın gelecekten bahsedelim. Albüm, EP veya Single planınız var mı?
D.S: Şu an bir tane single’ın kayıtlarını yapmaya çalışıyoruz. Bestesi hazır olan dokuz on tane parçamız var. Bir kısmını evde bir kısmını stüdyoda kaydediyoruz. Ama bunlar çok maliyetli şeyler olduğu için yakın dönemde bir albüm zor gözüküyor.
A.G: Single çok yakında geliyor. 2017 sonu 2018 başı gibi çıkaracağız single’ı. Yine de konserlerimize gelen insanlar kendi orijinal şarkılarımızı duyabilirler.
A.D: En yakın tarihte nerelerde çıkacaksınız?
A.G: 16 Aralık İstanbul/Woodstock, 17 Aralık İzmir /İzperformans, 24 Aralık’ta da Ankara/Noxus Heavy Notes ayakları var. 23 Aralık’ta da 4 Mevsim Ankara Deli Kış Festivali’nde çalacağız. Onun dışında, 2018 ile birlikte de yeni single’ımız ile birlikte bolca konsere çıkacağız.
https://www.instagram.com/p/BZuBv8RFmVx/?taken-by=tilldaylightofficial
A.D: Son olarak, bu röportajı okuyan okurlarımız size nereden ulaşabilir?
A.G: facebook.com/tilldaylightofficial Instagram’da tilldaylightofficial Twitter’da da @td_ofcl adreslerinden bize ulaşabilir bizi takip edebilirler. Instagram’da özellikle çok aktifiz. Bizi takip ederlerse de çok mutlu oluruz.
A.D: Çok teşekkürler arkadaşlar hepinize çok güzel bir röportaj oldu.

Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın