Okunma Sayısı: 39
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Türkiye’nin En Baba Yiğit Kedisi: Kötü Kedi Şerafettin


Türkiye’nin En Baba Yiğit Kedisi: Kötü Kedi Şerafettin

Tembel Garfield, hırslı Tom ve peltek Sylvester... Bu üç hayali karakter, çizgi roman sayfalarının ve ekranların en sevilen kedileri arasında yer almakta. Ancak öyle bir kedi var ki bu üçünden farklı olarak acımasızlığı ve kötü karakteriyle ünlü. Üstelik içimizden biri...

Tembel Garfield, hırslı Tom ve peltek Sylvester... Bu üç hayali karakter, çizgi roman sayfalarının ve ekranların en sevilen kedileri arasında yer almakta. Ancak öyle bir kedi var ki bu üçünden farklı olarak acımasızlığı ve kötü karakteriyle ünlü. Üstelik içimizden biri... Çok uzakta aramaya gerek yok. Türkiye’nin halk kahramanı kedisi Kötü Kedi Şerafettin’e, Cihangir’in ipe sapa gelmez sokaklarında rastlayabilirsiniz. Aman dikkatli olun sevilmekten pek hoşlanmaz.



Şu sıralar sosyal medyada yaptığı obje art çalışmaları ile büyük beğeni toplayan Bülent Üstün, sanatçılığı kadar kedilere olan sevgisiyle de biliniyor. Öyle ki Üstün’ün çizgileriyle hayat bulan Şerafettin de bir kedi... Ancak diğer kediler kadar sevimli ya da tatlı olduğu pek söylenemez. Karakterinden ötürü Kötü Kedi olarak da anılan Şerafettin, Cihangir’in ağır abisi... Öyle ki değil Cihangir’deki kediler, köpekler bile onun korkusundan tir tir titremekte.

Şerafettin’in doğuşu 1996 yılında L-Manyak dergisinin sayfalarında gerçekleşti. Üstün ailesinin kedi sevgisi o kadar büyüktü ki ailenin iki çocuğu Bülent ve Cengiz, bayramlarda bile kedilerin ellerini öperek onlara olan saygılarını gösterirlerdi. Bunun bir diğer sebebi de kedilerin bazılarının karizmatik ve ağır abi olmasıydı. Sarı renkli Şero da bu kedilerden biriydi. 1994 yılında askere giderken ağır abi Şero’dan da helallik alan Üstün, askerden döndüğünde ne yazık ki Şero’nun artık hayatta olmadığını öğrendi. Şero’nun ölümünden oldukça etkilenen Üstün, onu çizgileriyle yaşatmaya karar verdi.



Babasının Kaygısızlar dizisindeki Şerafettin karakterini çok sevmesi ve bu sarı kediyi Şero diye çağırması, Bülent Üstün’ün yarattığı bu kötü kediye Şerafettin ismini vermesine yol açtı. Üstün’ün çizdiği Şerafettin, aynı gerçek hayattaki gibi ağır abiydi. Kalın ve uzun kaşları, çenesindeki yara izi ve ağzından düşmeyen sigarasıyla Cihangir sokaklarını arşınlayan Şerafettin, o dönemlerdeki mizah dergilerinde yer alan sert mizahtan oldukça etkilendi. Gökhan Dabak ve Kemal Aratan’ın yaratıcılıklarından etkilenen Üstün, kurguladığı maceralarda da bu karanlık temayı ele aldı. Tüm bu sert mizah, karanlık tema ve kedi karakteri birleşince ortaya içki içen, sigara tiryakisi, ağzı bozuk Şerafettin çıktı.

2001 yılında Lombak dergisine geçiş yapan Şerafettin, şiddet dolu karanlık maceralarına Lombak’ın sayfalarında devam etti. Şerafettin, kötü karakterine rağmen oldukça sevildi. Bu sevginin sebebi ise modern insanın uygarlık adına duygularını tam anlamıyla dışa vuramamasıydı. Kimseye karşı merhameti bulunmayan, çabuk sinirlenen Şerafettin, toplumun bastırılmış duygularının tercümanı oldu. Şerafettin’in maceralarındaki mekanların da gerçek hayatta var olması, Şerafettin’i Türk çizgi roman okuruna daha da yaklaştırdı.

Şerafettin’in bir diğer ilginç özelliği ise babasının Tonguç adında başarısız ama umudunu yitirmeyen sanatçı bir insan olması. Sanatçı yanına rağmen oldukça sinirli olan Tonguç’un Şerafettin’e en büyük mirası da bu agresif kişiliği. Tip olarak da birbirine oldukça benzeyen bu ikili, baba oğul olmalarına rağmen bu agresif kişilikleri yüzünden sürekli tartışma halindeler. Öyle ki bu tartışmalar esnasında bazı maceralarda Şerafettin’in evden bile kovulduğu oldu. Ancak Şerafettin bu, bu zamana kadar neyi umursamış ki bunu da umursasın.



Her türlü kötü alışkanlığa sahip olan Şerafettin, ayrıca dişi kedilerin de gözdesi. Tam bir dişi kedi mıknatısı olan Şerafettin, semtin en gözde playboy kedisi. Ancak ne yazık ki Şerafettin’in dişi kedilere olan bu zaafı, onun tek bir dişi kediye ait olmasını engelleyen bir özellik. Aralarında Ajda Pekkan’ın kedilerinin de bulunduğu pek çok dişi kediyle kaçamak yapan Şerafettin, tüm bu hovarda yapısına rağmen bir baba. Evet yanlış duymadınız, kötülüğü ile nam salmış olan serseri kedi Şerafettin’in bir oğlu var. İsmi Tacettin olan bu yavru, ilginç bir şekilde Şerafettin’den farklı olarak daha naif, sevimli ve oldukça da entelektüel. Babasına pek çekmemiş anlayacağınız. Ama Tacettin, babası Şerafettin’e oldukça düşkün. E ne de olsa babası...

Maceralarında hem şairane hem de kaba kuvvetten çekinmeyen karakterleri bir araya getiren Bülent Üstün, Şerafettin’i içinden çıkılması imkansız pek çok maceraya soktu. Kimi zaman Dolapdere’li köpek çetesinin içine düşen Şerafettin, kimi zaman da ayaklarına beton dökülerek denize atıldı. Ama Şerafettin, bu tehlikelerden kendi tarzıyla kurtulmayı başardı. Çünkü asıl tehlikeli olan Şerafettin’in kendisiydi.

L-Manyak’ın 3. sayısında 2. kez okurlarla buluştuktan sonra Bülent Üstün’e, Şerafettin’in maceralarını çizgi dizi olarak yapıp yapmayacağı yönünde sorular geliyordu. Ancak o sıralarda Türkiye’de bu pek mümkün değildi. 2005 yılında Mehmet Kurtuluş bir teaser ile Bülent Üstün’ün karşısına çıktı. Teaser’da Dolapdere’li köpeklerle önce laf dalaşına giren Şerafettin, akabinde bu köpekleri evire çevire dövüyordu. Bülent Üstün, bu teaser’ı oldukça beğendi. Böylece Şerafettin’in animasyon filmi çalışmaları başladı.



Mehmet Kurtuluş, teaser’ı hazırlarken Sin City filminin yapılışından esinlendi. Çizgi roman dünyasının en önemli isimleri arasında yer alan Frank Miller, hikayelerinin haklarını hiçbir yönetmene vermiyordu. Bu da Miller’ın olağanüstü hikayelerinin beyaz perdede yer almasına engel oluyordu.  Frank Miller ile beraber Sin City’nin yönetmenliğini yapan Robert Rodriguez ve Quentin Tarantino da hazırladıkları bir sahne ile Miller’ın bu inadını kırmayı başardı. Bu hikayeden yola çıkan Mehmet Kurtuluş ve ekibi, Şerafettin için hazırladıkları bu teaser ile Bülent Üstün’ü etkilemeyi başardı.

Mehmet Kurtuluş ve ekibi klasikleşmiş çocuklara yönelik animasyon filmlerinin dışında daha farklı ve akıllarda kalabilecek bir şey ortaya koymak istiyordu. Şerafettin de bu iş için oldukça uygundu. Öyle ya hem kendi içimizden bir karakterdi ve çocuklara yönelik o masum animasyonlardan bir hayli farklıydı. Uzun bir süre boyunca bu proje üstünde çalışıldı. Karşılaşılan bazı engeller, filmin yapım süresini biraz uzattı. 2011 yılına gelindiğinde ise yönetmenler Mehmet Kurtuluş ve Ayşe Ünal, Şerafettin’in yaratıcısı Bülent Üstün ile bir araya geldi. Bu sayede yapılacak olan animasyon filmi, daha da önem kazandı.

Uzun uğraşlar sonucu Bülent Üstün’ün haftalık olarak hazırladığı maceralar, derlenerek bir film haline getirildi. Bu esnada Neredesin Firuze ve Hacivat  Karagöz Neden Öldürüldü? filmlerinin senaristi Levent Kazak da projeye dahil oldu. Kazak, senaryonun kurgulanmasında yardımcı oldu. Senaryonun hazırlanmasında sonra sıra animatörlerdeydi. Animatörler hem karakterleri canlandırdı hem de dijital ortamda teknik olarak hareket ettirdi.  Bu işlemden sonra sıra karakterlerin seslendirecek isimleri seçmekteydi.



Şerafettin ve diğer karakterlere sinema dünyasının oldukça önemli isimleri seslerini verdi. Uğur Yücel, Yekta Kopan, Ahmet Mümtaz Taylan, Güven Kıraç, Demet Evgar, Cezmi Baskın, Okan Yalabık, Gökçe Özyol, Ayşen Gruda gibi tanıdık isimler, projede yer aldı. 2016 yılında ise Şerafettin, sinemalarda yer almaya hazırdı. Türk çizgi romanının halk kahramanlarından olan Şerafettin, uzun yıllar süren çalışmalar sonucunda dergi sayfalarından farklı olarak beyaz perdede de kendine yer buldu.

Şerafettin 2016 yılında çıkan filmle beraber aynı yıl Hortlak adlı çizgi roman dergisinde de boy gösterdi. Aralarında Türk çizgi romanının ünlü isimlerinden Galip Tekin, Oky, Nisan Hakan gibi isimlerin de bulunduğu dergi, 16 ay boyunca okuyucuyla buluştu. Hortlak’ın son sayısından sonra Şerafettin’in maceraları; Galip Tekin, Bülent Üstün gibi isimlerin yeni çizgi roman dergisi projesi olan Gececi’de yer almaya başladı. Dergi hala yayınlanmakta ve umarız ki uzun süre boyunca da böyle devam eder.

Yolunuz bir gün Cihangir’e düşerse Kazancı Yokuşu’ndan çıkarken dikkatli olun. Zira herhangi bir yanlış hareketinizde çatıdan size doğru atlayan, bir tekirle baş başa kalabilirsiniz. Üstelik bu sizin adınıza pek de iyi sonuçlanmayabilir. Bizden söylemesi...

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

WANNART
Profilini oluşturmak, İçerik yazmak, İtibar Puanı Kazanmak İçin Hemen Şimdi Kayıt Olabilirsin! KAYIT OL!