Okunma Sayısı: 221
  • 7
  • 0
  • 1
  • 1

İletişim "sorunu"


İletişim "sorunu"

Birbiriyle konuşamayan çiftler, bozulan arkadaşlık ilişkileri, kendini anlatamayan insanlar… 


Sorun nerede? 


Okuduğumuzda sanki bizim hayatımızda yoklarmış gibi davrandığımız konularda. 


Bırakın iletişimi birbirini görmeye tahammülü olmayan toplumda. 


Sorun nerede? 


Gelin biraz iletişime bakalım: 


İletişim: 


1-     kişiler arasında, duygu, düşünce, bilgi, haber alışverişi, duygu, düşünce, bilgi ve haberlerin, akla gelebilecek her türlü biçim ve yolla kişiden kişiye karşılıklı olarak aktarılması.


2-     kişilerin birbirini anlaması


Doğamız gereği sosyal varlıklar olmamız sebebiyle belki de canlılar arasında iletişmeye en yatkın yaratıklarız. Fakat “aktarımı” kısmen yapabilmemize ragmen, “anlamayı” neredeyse hiç yapamıyoruz. 


Sorun anlayamamızda mı anlatamamızda mı? 



Doğduğu anda başlıyor, bireyin anlatma isteği. Okul başlayıp anlamak ve anlatmanın eğitimini alana kadar, temel bir seviyeye geliyoruz. 


Sonra eğitim hayatımız başlıyor. İletişimin en kalıcı metodunu öğreniyorsun; yazıyorsun, okuyorsun, anlamak ve anlatmak için. Hayat bilgisi, matematik derken büyüyorsun yavaş yavaş. 


Ama işte burada bir sorun çıkıyor. Tek düzeleştirilmiş, başarı ölçütünün okuduğunu ezberlemek, tatmin ölçeğinin 5 almak olduğu bu eğitim sisteminde bir şey gözden kaçıyor:


Öğrendiğimizi düşündüğümüz bilgilerin sorgulanmaması, sistemin üretime değil tüketime dayalı olması. 


Müzik dersine giriyoruz: Sınıfta sesi güzel arkadaşımız şarkısını söylüyor, markası bile aynı olan blok flütlerle, çaldığının 9. Senfoni olduğunu bile bilmeden, Beethoven çalıyorsun. Asıl yapman gereken onu dinlerken sorgulamak, onu çalarken içinde bir şeylerin kıpırdaması olması gerekirken, ezberliyorsun 5 almak için. Mi mi fa sol sol fa mi re do…


Ben daha hiç bir öğretmenin “bu melodiyi duyunca ne hissediyorsunuz?” diye sorduğunu duymadım. Evet, çocuklar, kapatalım gözlerimizi ne anlatmak istiyor bize sanatçı? Dediğine denk gelmedim. Veya bana içindeki “heyecanı” anlatan 3 notalık bir melodi çal dediğini. 


Müzik, konuşarak vereceğin mesajı melodilerle verme sanatıdır. Biz verilmiş mesajları dinliyoruz, ne demek istediğini bile bilmeden(düşünmeden). 


Resim dersine giriyoruz: Bin bir renk alınmış pastel boyalarımız, HB kurşun kalemler ve sulu boyalar. Kendimizi ifade etmek için çizilen sınırların içerisinde, her zaman çizilen o mutlu aile tablosunu çiziyoruz. Her resim kitabında kullanılan, Leonardo’nun “Son Akşam Yemeği’nin, Van Gogh’un “Yıldızlı Gecesi’nin aslında bize neler söylemeye çalıştığıyla ilgilenmiyoruz. 


Kendimizi ifade etmemiz için sadece sistemin istediği zamanda sistemin istediği enstrümanları kullandığımız, hadi bana güneş çiz diyen hocamızı dinlediğimiz günlerden bahsediyorum. 


Herkes biliyor güneş,ağaç çizmeyi, ama kimse düşünmüyor, o güneşli havada ağacın altında oturduğunda hissettiklerini düşünmen için yapılıyor o resim. 


Eğitim insanlara konuşmayı, yazmayı, matematiği öğretince bitmiyor. Tüm sorunlar insanlar bundan ilerisini bilmedikleri için, en kolay yolları seçtiği zaman çıkıyor karşımıza. 


Çalmaya çalıştığımız o 9. Senfoni’nin, kulaklarında yaşadığı sorun sebebiyle işitme yetisini büyük ölçüde kaybetmiş bir adamın kendini anlatma çabası olduğunu, öğrenmemiz gerekenin bunu nasıl çalacağımız değil, kendimizi nasıl anlatmak istediğimizi olduğunu sonradan fark ediyoruz. 


 



İletişimi etkin kullanabilenler, kendilerinin dünya deneyimleri ve dünyanın onlar üzerindeki deneyimlerini değiştirebilir.     


George Shinn


Değişmemiz, değiştirmemiz dileğiyle, 


Yorumlar (1)

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

  • Çok güzel bir yazı olmuş, emeğinize sağlık👏🏽

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

    WANNART
    Profilini oluşturmak, İçerik yazmak, İtibar Puanı Kazanmak İçin Hemen Şimdi Kayıt Olabilirsin! KAYIT OL!