Saudade hayatında ilk ve son kez yalvardı.
Son defa güneşi gördüğünden habersiz taktığı güneş gözlüklerinin altından akıyordu gözyaşları.
İlk defa birine yalvarıyor, ilk defa reddediliyordu.
''Ne olur beni yeniden sev'' demesinden sonra durup düşünmüştü Saudade ve değiştirmişti..
''ne olur beni sev''
Daha önceki sevgisinden bile emin olmadığı kişiye yalvarıyordu onu sevmesi için. Umrunda değildi. Sevilmek istiyordu.
Oysa hiç sevilmemişti.
Sevginin tadını hiç almamıştı.
Saudade'nin kibirli bir annesi vardı. Saudade annesinin sevgisinden çok kibiriyle uyurdu geceleri.
Hasta olduğunda karşısında bir anne değil, hemşire olurdu
acıktığında bir aşçıyla karşılaşırdı Saudade
bir derdi olduğunda psikologla konuşurdu sanki
Dışarıdan güzel gibi gözükse de hiçbir şey anneliğin yerini tutamazdı ona göre.
Söz vermişti
Dünyanın en güzel,en arkadaş canlısı, en ilgili annesi olacaktı.
Olamadı.
Dünya Saudade'ye izin vermedi.
oysa hiç izin istememişti Saudade.
yapma deselerdi yapmazdı
yap derlerse yapardı
elinden aldılar bütün hayallerini.
Saudade babasını hiç tanımamıştı.
O daha doğmadan deniz ötesine sefere gitmişti babası
bir daha dönmedi.
Saudade çocukken babasının yurtdışında olduğunu söylemişti annesi.
Kafasını kaldırdığında gökyüzünde gördüğü her kuşu kıskanırdı Saudade
''benim de kanatlarım olsaydı gidip babamı görseydim'' derdi
hep böyle fedakar ve alçakgönüllü olmuştu Saudade
babasının neden gelmediğine yakınıp ona kızmaktansa ben neden gidemiyorum ki derdi kendi kendine
gerçeği çok sonradan anneannesinin patavatsızlığı sayesinde öğrendi Saudade.
O gece çok ağladı. O gece yirmi yaş birden büyüdü. O gece yarım kaldı Saudade. Babası tarafından sevilmeyen her kız çocuğu gibi...
Babası ile ilgili olan tek bildiği şey ona bir kez dokunduğuydu.
Saudade anne karnındayken bir tekme yemişti kendisinden.
O tekmeyi yıllarca anlattı
Karnındaki mor leke gibi gözüken anlamsız dövmenin milyon tane anlamı vardı, bunu öğrenince kanım çekilmişti sanki.
o dövme Saudade'ye babasını hatırlatan en acımasız şeydi.
Bunları bize bir rakı masasında anlatmıştı Saudade.
Sesi o kadar boğuk çıkıyordu ki anlamakta zorlanıyorduk.
Sesinin boğumuna yenilmeden, ağlamadan anlatmayı başarabilmişti ama bizi ağlatmayı başarmıştı.
Ben çok zor ağlarım ama o gün benim için en kolay ağlayabildiğim bir gündü.
Saudade'de kolay kolay ağlamazdı
Beton gibiydi benim canım arkadaşım
Bir gün beraber ''Babam ve Oğlum'' izlerken bize dönüp ''keşke Annem ve Kızım olsaydı filmin ismi böyle duygusal olmamış yahu'' demişti.
Gülmekten ölmüştük.
Komik kızdı Saudade
neşe kaynağımızdı.
Gülerken ölmek isterdi
gülüyor muydu acaba?
bunu asla bilemeyeceğim


Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın