Sisli bir sabah, bir adam şehrin karmaşasından uzak, sessiz bir kütüphaneye sığınır. Raflar arasında dolaşırken, tozlu bir cilt dikkatini çeker. Kitabı açtığında, unutulmuş bir dünyanın kapıları aralanır.
Başlamadan evvel şu konuya değinmek isterim:
Kitap seçimleri özneldir, her okurun zevki ve ilgi alanı farklıdır. Bu nedenle bir kitapseverin favorisi, bir başkası için sıkıcı olabilir. Benim seçimlerim de tamamen özneldir ve kendi zevkimi yansıtır.
Lev Tolstoy - Anna Karenina
"Mutlu aileler birbirlerine benzerler. Her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır."
Tolstoy, ailelerin ne kadar değerli ve önemli olduğunu hatırlatıyor. Mutlu bir aile olmak için tek bir doğru yol olmasa da sevgi, saygı ve iletişim gibi temel unsurları göz ardı etmemek gerekiyor.

Charles Dickens - İki Şehrin Hikayesi
''Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, Aydınlık mevsimiydi, Karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana - sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin iyi ya da kötü fark etmez, sadece daha sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi.''
Dickens'ın bu cümleyle amacı okuyucuyu hikayenin atmosferine çekmek ve dönemin karmaşıklığını hissettirmektir. Bu cümle, romandaki çelişkilerin ve belirsizliklerin bir özeti gibidir.

Franz Kafka - Dönüşüm
“Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.“
Bu roman okuduğum en iyi varoluşçu eserlerden biridir. Yabancılaşma, kimlik arayışı ve bireyin toplumdaki yeri gibi temaları ele alır ve giriş cümlesinden de ne denli varoluşsal sancı yaşadığını bize hissettirir.

F.Scott Fitzgerald- Muhteşem Gatsby
"Toy çağımda bir öğüt vermişti babam, hala küpedir kulağıma: Ne zaman, demişti, birini tenkide davranacak olsan, hatırdan çıkarma, herkes senin imkanlarında gelmemiştir dünyaya!"
Bu öğüt, günümüzde de geçerliliğini koruyan önemli bir mesaj içeriyor. Empati ve hoşgörü, sağlıklı bir toplum için olmazsa olmaz değerler olduğunu düşünüyorum.

George Orwell -1984
"Nisan ayının soğuk, ama açık bir günüydü; saatler on üçü gösteriyordu. Yıldırıcı esen rüzgardan korunabilmek için çenesini göğsüne gömmüş olan Winston Smith, hızla Zafer Konağı'nın camlı kapısından içeri süzüldü; ama bir toz bulutunun da kendisiyle birlikte içeri dalmasına engel olabilecek kadar çabuk davranamadı."
Bu kısa pasaj, Winston Smith'in yaşadığı distopik dünyanın kasvetli, umutsuz, sert ve zorlayıcı atmosferini ustalıkla tasvir ediyor.

Dostoyevski - Yeraltından Notlar
''Ben hasta bir adamım… Kötü bir adamım. Suratsız bir adamım ben. Galiba karaciğerimden zorum var. Doğrusu hastalığımın ne olduğunun da farkında değilim ya, hatta neremin ağrıdığını bile iyice bilemiyorum. Tıbba ve doktorlara saygım olduğu halde tedavi olmuyorum ve asla olmayacağım. Bir yandan da aşırı ölçüde, mesela tıbba saygı besleyecek kadar boş inançlara bağlıyım. (boş inançlara kapılmayacak kadar tahsil gördüm, ama inanıyorum işte.) Yok efendim, sadece inadımdan tedavi olmak istemiyorum. Siz herhalde bunu anlayamazsınız. Ama ben pekâlâ anlıyorum efendim. Huysuzluğumla kimin canını yakacağımı açıklayamayacağım tabii; fakat tedavilerinden kaçınmakla doktorlara hiçbir “fenalık” edemediğimi, böyle hareket etmekle kimseye değil, yalnızca kendime zarar verdiğimi de herkesten iyi biliyorum. Tedavi olmamakta ısrar edişim hep inadımdan geliyor. Karaciğerim mi ağrıyor, varsın daha beter ağrısın!''
Zverkov'un karmaşık ruh halini ve çelişkili iç dünyasını açıkça ortaya koymaktadır. Zverko, ruhsal bir çalkantı içindedir ve bu durum fiziksel bedenine de yansımıştır. Tedavi olmaktan kaçınması ve inatçılığı, bencil bir tutum içinde olduğunu ve kendi acısını başkalarından daha önemli gördüğünü gösteriyor.

Albert Camus -Yabancı
''Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum.''
İk başta ne diyor bu adam, bu ne demek diye düşünmeden edemiyoruz. Ancak, annesinin ölümüne duyarsız kalması, onun bu absürt dünyaya karşı hissizleşmiş olduğunu ve ölümün bile onun için bir anlam ifade etmediğini gösterir.

Orhan Pamuk - Masumiyet Müzesi
''Hayatımın en güzel günüymüş, bilmiyordum.''
Bu cümle, bize geçmişte yaşadığımız güzel anların değerini anlamamız gerektiğini hatırlatıyor. Bazen o anın içindeyken farkında olmasak da, geçmişe dönüp baktığımızda bazı anların hayatımızdaki en güzel anlar olduğunu görebiliriz. Bu nedenle, yaşadığımız her anın değerini bilmemiz ve o anları dolu dolu yaşamamız önemlidir.

Ahmet Hamdi Tanpınar - Saatleri Ayarlama Enstitüsü
''Beni tanıyanlar, öyle okuma yazma işleriyle büyük bir ilgim olmadığını bilirler.''








Gregor Samsa Favorimmmmmm >3