19. yüzyılın sonlarında İstanbul’un aydınlatma ihtiyacını karşılamak için kullanılan Müze Gazhane’nin tarihsel belleğinden yola çıkan “Toz, Yıldızları Gölgede Bıraktığında” başlıklı karma sergi, Müze Gazhane’nin L binasında sanatseverlerle buluştu! İBB Kültür ve İBB Miras tarafından düzenlenen sergi, günümüzde ışık, karanlık ve bu kavramların etrafında gelişen konuları sanat pratiğinin merkezine alan 11 sanatçıyı araya getiriyor. Küratörlüğünü sanat tarihçi, eleştirmen ve akademisyen Uras Kızıl’ın üstlendiği “Toz, Yıldızları Gölgede Bıraktığında” sergisi, 22 Mart 2026’ya kadar pazartesi hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında Müze Gazhane’de ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.
Aydınlanmayı bir metafor olarak ele alan “Toz, Yıldızları Gölgede Bıraktığında” başlıklı karma sergide Gizem Akkoyunoğlu, Ozan Atalan, Alpin Arda Bağcık, Kıymet Daştan, Benal Dikmen, Sinem Dişli, Başak Kaptan, Ali Miharbi, Kaan Kemal Öner, Ekin Saçlıoğlu ve Damla Sari’nin eserleri yer alıyor. Işık ve karanlık arasındaki kadim ilişkiyi merkeze alan sergi, karanlığın yalnızca ışığın zıddı değil; düşünmenin, görmenin, tahayyül etmenin ve farklı bedenlenme ile duyumsama hâllerinin de mümkün olduğu bir alan olduğunu hatırlatıyor. “Toz, Yıldızları Gölgede Bıraktığında”, izleyiciyi bu alanın içinde kendi gecesini, kendi karanlık evrenini ve kendi hikâye örüntülerini keşfetmeye davet ediyor.
19. yüzyıl, tarihsel konjonktürde bir dönüm noktası olarak konumlanır. Aydınlanma düşüncesiyle yoğrulmuş bir dönem olmasının yanı sıra, Sanayi Devrimi’nin etkilerinin toplumsal, politik ve sosyo-ekonomik yaşamda olduğu kadar görsel sanatlarda da yoğun biçimde hissedildiği bir zaman dilimidir. Bununla birlikte 19. yüzyıl, her şeyin zıddıyla kaim olduğu bir dönemdir: Aydınlığın karanlıkla, rasyonalitenin hayal gücüyle, gerçekliğin düşle, güzelin çirkinle, düşüncenin duyguyla, kültürün doğayla, estetiğin anti-estetikle yan yana yer aldığı bir tarihsel kesittir. İnsan aklına duyulan mutlak inancın sorgulanmaya başlandığı, insan-olmayan unsurların duyumsandığı, doğanın yüce olarak kavrandığı bir dönem olarak öne çıkar.
Toz, rüzgâr tarafından kaldırılıp taşınabilecek kadar hafif, ince ve kuru toprak ya da başka maddelerin parçacıklarından oluşur. Maddenin en uç hâli olan toz, ışıkla görünür hâle geldiği gibi, ışığı kırarak onu dağıtır. Kimi zaman havada asılı durur, kimi zaman da zeminde birikerek ışık altında parıltılı yüzeyler oluşturur. Geçirgendir; aynı zamanda sınırları belirsiz, yön değiştiren bir ötekidir. Yıldız ise kendi ışığıyla doğrudan görüngüye çıkar ve tozun aksine gece karanlığında belirginleşir. Tozun ışığı çoğaltan ve yer değiştiren doğası ile yıldızın karanlıkta kendi ışığını üreten varlığı bir harmoni oluşturur. Yine de tüm bu harmoni ekseninde, her şeyi soğuran yapısıyla toz, yıldızları gölgede bırakabilir.
“Toz, Yıldızları Gölgede Bıraktığında”sergisi, tüm bu zıtlıklarla birlikte bir hafıza mekânı olan Müze Gazhane’nin L binasına ışık ve karanlık diyalektiği üzerinden yaklaşıyor. Ontolojik olarak karanlık bir yapıya sahip olan L binası spiral biçimde yukarı doğru yükselirken, sanatçıların ışık, karanlık, kömür, ateş, is ve benzeri kavram setlerinden hareketle ürettikleri işler bu eğimli yükselişe eşlik eder ve yapıtlar kendi aralarında çeşitli hikâye örüntüleri oluşturuyor.
Sergi bu eğimli yükselişe, ışık ve karanlığı birlikte düşünmek üzere, 19. yüzyıl romantizmini derinden etkilemiş bir yazar olan Novalis’i çağırıyor. Novalis’in 1800 yılında yayınlanan Geceye Övgüler (Hymnen an die Nacht) kitabında yer alan uzun şiirinden kesitler, epigraflar halinde mekâna yayılıyor.
“Toz, Yıldızları Gölgede Bıraktığında” sergisi, 25 Aralık 2025 – 22 Mart 2026 tarihleri arasında pazartesi hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında ücretsiz olarak Müze Gazhane’de ziyaretçilerini bekliyor.



Yorum Bırakın