NOKTALARIN ARDINDA

NOKTALARIN ARDINDA
  • 1
    0
    0
    0
  •  Seçenekleri düşündüğümde gözlerimin önüne renkler doluşurdu. Ama kimse bunun güzel bir şey olduğunu sanmasın. Renk dediğin belirsizliğin başka bir kılıfıdır. Tonlar arttıkça netlik azalır. Ben netlik isterim. Keskin, sınırları belli, tartışmasız. Hangi sonucun daha güzel bir resim doğuracağını seçmekte zorlandığımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Zorluk, seçmekte değil; seçmeden önce o rahat alanda beklemekteydi. Çünkü bir niyete sapınca, geri dönmek diye bir şey kalmaz. Kavisli ve tedirgin edici yollar başlar. İşte o anda, durmak karar vermekten daha zor hale gelir. Ben duramam. Bekleyemem. Belirsizliğin içinde nefes alamam. Beynim hep daha doğru olanı ister. Doğru yetmez; daha doğru olanı ister. Yorucu da olsa, can yaksa da. Çünkü biliyorum: Her sonucun doğruluğu, içine bırakacağı yükle ölçülür. O yükü ne zaman ve hangi vadede taşıyacağını kabul ettiğin an, ihtimaller hizaya girer. Kabul etmediğin sürece her şey yamuktur. Bu yüzden bana “her ihtimal hem doğru hem yanlış olabilir” diyenleri dinlemem. Bu, kararsızların tesellisidir. Ben sonuçlarıyla nasıl baş edeceğime karar verdiğim anda, olasılıkları ezer geçerim. Hayat, yaralı köpeklerin acısından zevk alır belki; ama ben o acıyı kontrol altına alırım. Her gün avucuma bıraktığım bir avuç ilaç gibi… Taşıdığım şeyler varsa, bazı kararlar kaçınılmazdır. Kaçınılmaz olanı ertelemek aptallıktır. Tedaviyle zehir arasındaki fark dozdur, bunu bilirim. Olayın şiddeti belirler. Ben dozu hesaplarım. Çünkü belirsizlikte ölçü yoktur; ben ölçüsüzlüğe tahammül edemem. Sonuçlar belirsizliği seviyor olabilir. Ama ben bir sürüklenişin sonsuza dek sürmesine izin vermem. Nedenleri didik didik ederim. Zor ya da kolay olmasına dayanamayacak hale geldiğimde, kalemi zorlarım. Kuyruksuz bir yuvarlağa… Bir noktaya. Çünkü nokta, bitti demektir. Ben bitmesini isterim. Hayatımdaki en güzel ya da en çirkin şeyler hiçbir zaman uzun hesaplarla gelmedi. Hepsi ani bir fışkırmayla oldu. Susturduğum her şey bir gün canavar gibi bağırdı. Çocukluğum titredi, evet. Ama titremek durmak değildir. Yolum, şeytanımla kesişse de bir sonuca aktı. Hep akar. Çünkü ben yönsüz kalmam. Sisli bir hayatın içindeyim belki. Ama ışığın kuvvetiyle ya da göğün hiddetiyle işim yok. Ben varmam gereken yeri bilirim. İçimdeki ürperti bana “buradan git” dediğinde, avuçlarıma bakmam. Parmak saymam. Masumiyet aramam. Soğuk, kansız ve uyuşmuş ellerim tutunacak bir sebep bulamıyorsa, kalbimi bile sustururum. Gerekirse. Çok sesli nefesimin ardında yalnızlık vardır. Dingin, sert ve nettir. Beni gerçekten görebilen tek şey odur. Acıtır ama gerçektir. Kandırılmak bir seçenek olabilir; ama ben hırpalanacağım onca ihtimal yerine, bir noktada yönümü değiştiririm. Ellerimi cebime sokar, güven veren yöne dönerim. Güven dediğim huzur değildir. Kontroldür. Rüzgâr iki yüzlüdür. Bazen omzuma vurur, beni seçtiğim yola iter. Sonra umurunda olmaz. Destekçi mi, keyif pezevengi mi, umurumda değil. Ben zaten yola onun için çıkmadım. Kararlarım beni eşiğe iter. Sonrası… Sonrası ne olacaksa olur. Çünkü beklemekten nefret ederim. Her şeyi bir neticeye ulaştırma çabasının içimde neden bağırdığını bilirim. Çünkü denedim. Kumarbaz adımlar attım. Kart açtım, zar attım. Hepsi beni daha boktan kaybedişlere sürükledi. İşte o zaman, tüm ihtimal perilerinin kanatlarını koparıp bir kaşık suda boğmak istedim. Belirsizliği romantize eden herkesle birlikte. Görünen köyüne gittim. Kılavuzuna tükürdüm. Yeşermiş bir ağacın altına tek başıma oturdum. Huzur yoktu. Ama sessizlik vardı. Kafa sakinliği… O bana yeter. Yapman gerekene kendini inandırdığında, bazı şeyler anlaşılır olur. Olmayacak şeyin mücadelesi, doğru yolun tümseğidir. Ferah bir zihnin yersiz fırtınasıdır. Ben fırtınayı sevmem. Zamanın ziyan edilmesine tahammülüm yoktur. Duygusal tatmin için diz çökenleri izlerim; ama ben diz çökmem. Aynı sonuçlardan korkuyorsan, seni oraya sürükleyen nedenlere bakacaksın. Alışkanlıklara sığınıp ruhunun mutfağında asla pişmeyecek bir yemeği beklemeyeceksin. Şu anın acı tadı, geleceğin karanlık sahnesinden daha değerlidir. Ben bunu öğrendim. Bugünle ilgili hesabın varsa, bugün kapatacaksın. Ertelemeyeceksin. İçinde büyüyen kar topuna set çekeceksin. Onu zarif parçalara ayıracaksın. Çünkü ben belirsizliği kabul etmem. Ben nokta koyarım.


    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.