Baştan söyleyeyim: Bu yazı apolitik. Ne bir partinin savunması ne bir liderin aklanması ne de “şu gelsin, bu gitsin” çağrısı. Oy pusulası yok, miting yok, slogan hiç yok. Ama bir alışkanlık var; işte derdimiz onunla.
O alışkanlık şu:
“Bu başımızdaki adam bir gitse, her şey güllük gülistanlık olacak.”
Bak, cümle tanıdık. O kadar tanıdık ki artık düşünmeden söyleniyor. Zam mı geldi? “O gitse gelmezdi.”
İnsanlar mutsuz mu? “O gitse herkes rahatlar.”
Toplumda bir çürüme mi var? “Hepsi ondan.”
Peki soralım: Gerçekten mi?
Bir saniye duralım. Sadece bir saniye. Çünkü bu cümle, ilk bakışta politik gibi duruyor ardında tembellik barındırıyor ve bu tembellik, hangi görüşten olursan ol seni ele veriyor.
İnsanın kendisiyle yüzleşmesi zor iştir. Aynaya bakmak burada benim payım ne demek cesaret ister. Ama suçu tek bir kişiye yıkmak? Oh… Mis gibi. Hem rahat hem bedava.
Eğer her şey bir kişiden kaynaklanıyorsa:
Senin sorumluluğun yok.
Yanlış kararların yok.
Tembelliğin yok.
Okumadığın kitaplar, sorgulamadığın bilgiler, kulaktan dolma fikirlerin hiç yok.
Hepsi “başımızdaki adamdan”.
Gerçekten Her Şey Değişir miydi?
Şimdi dürüst olalım. Diyelim ki o kişi gitti. Ertesi sabah uyandık. Zamlar yok mu olacak ?
Trafikte kimse kimseye küfretmeyecek mi artık?
İş yerinde liyakatsiz adam bir anda işini mi yapmaya mı başlayacak?
Sosyal medyada yalan haber paylaşanlar “pardon ya” deyip susacak mı?
Hayır.
Çünkü bazı sorunlar yukarıdan değil aşağıdan beslenir.
Toplumun alışkanlıklarından, eğitim anlayışından, ahlak yorumundan, bana dokunmayan yılan kültüründen beslenir.
Ve o kültürün içinde hepimiz varız.
Küçük Bir Soru Seti (Cesareti Olan Cevaplasın)
Bu yazıyı okuyan herkesin kendine sorması gereken birkaç soru var. Cevaplar kimseye gösterilmeyecek, rahat olun:
Son beş yılda kaç kitap okudun?
Paylaştığın haberlerin kaçını gerçekten kontrol ettin?
Bir yanlış gördüğünde mi konuştun, yoksa sadece sana dokununca mı?
Torpil, kayırma, bir tanıdık var dediğinde rahatsız oldun mu yoksa işine mi geldi?
Hakkını ararken mi sustun yoksa susarken mi hak bekledin?
Eğer bu sorular rahatsız ediyorsa sorun yazıda değil.
“Benim Oyumla Ne Değişecek?” Diyenler
Bu cümle de çok moda.
“Benim tek oyumla ne değişecek?”
Doğru, tek oyla neler olacak değil mi ama mesele oy değil tutum.
Hayatın her alanında "benim tek davranışımla ne değişecek diyen bir toplum, sonra neden hiçbir şey değişmiyor diye şaşırmasın.
Aynı insanlar:
Yere çöp atar
Kurala uymaz
İşini savsaklar
Ama her akşam memleket kurtarır.
Bu bir alışkanlık.
Asıl soru şu:
O kişi gitti diyelim. Yerine gelenin aynı alışkanlıkları, aynı seçmen psikolojisi, aynı sorgusuz sadakatle karşılanmayacağının garantisi var mı?
Yok.
Çünkü sorun sadece koltukta oturanda olsaydı, tarih boyunca aynı hatalar tekrar etmezdi.
Ama ediyor. Çünkü koltuk değişiyor, zihniyet değişmiyor.
Bu yazı kimseyi savunmak için yazılmadı.
Ama şunu açıkça söylemek istiyorum ki:
Her şeyi başımızdaki adama bağlamak seni haklı yapmaz sadece rahatlatır.
Ve rahatlayan insan değişmez.
Değişim, birinin gitmesiyle değil;
bir şeylerin fark edilmesiyle başlar.
Ve o farkındalık sandıktan önce aynada başlar



Yorum Bırakın