Satır Aralarında Kaybolduğum Cümleler 2

Satır Aralarında Kaybolduğum Cümleler 2
  • 0
    0
    0
    0
  • 1.   Kendi çölünde kaybolan bir Mecnun değil, kendisi çöl olan bir Mecnun oldum. Şimdi Leyla bir rüzgâr esintisi. Bense çölde bir kum tanesiyim. Belki şu koca çölde bir meltem eser diye bekliyorum. Eser de Leyla bir kez olsun bana dokunur diye bekliyorum.  (Leyla ile Mecnun)

    2.  Her insan kendi hayatının içinde, kendi yaşadıklarına göre baharı karşılıyor. Farkında olamayanlar, olup da aldırmayanlar, ellerinden bir şey gelemeyenler de var. Hasta yataklarında evlerinde ya da hastane odalarında, yaşlılar yurdunda yaşayanlar da var, sağlıklı olup ardına bakmayıp önünde kendisini bekleyenleri görüp algılamayanlar da var.  (Ah Be Alexander)

    3.  Öldü biliyorum! Bilmediğimi mi sanıyorsun ? Ama onu yine de sevebilirim , değil mi ? Bir insan öldü diye onu sevmekten vazgeçmek zorunda mısın? Tanrı aşkına, özellikle de hayatta olanlardan bin kez daha iyi kalpli bir insansa.                        (Çavdar Tarlasında Çocuklar)

    4.  Evlilik bekleyebilir, eğitim beklemez… Çünkü bir toplumun, kadınları eğitimsiz olduğu sürece başarıya ulaşma şansı yoktur Leyla. Hiç yoktur. (Bin Muhteşem Güneş)

    5.  İstediğiniz kadar kusursuz anayasalar yapın, seçim hususunda halka istediğiniz kadar hak tanıyın. Eğer çocuklarınız olması gerektiği gibi yetişmezse, hayata bir hiç olarak atılırsa, parlamentolar ve bütün hukuk düzeni yerli yerinde olsa da sosyal hayat yine sorunlarla dolacaktır. Bu kuşaktan gelen memurlar, vurdumduymaz, bakanlar ise siyasi cambaz olur. Milletvekilleri, çıkar peşinde koşar. Okullar, yeni neslin kafasını ve kalbini kurutan, kavuran yerler hâline gelir. Basın, sokaklarda kendini satışa çıkaran allı pullu kadınlara döner. Aç veya tok halk kitleleri, kendilerine yabancı olan bir şeye ve özellikle seçkin kesimlerden kişilere nefret, kıskançlık duyguları beslemeye başlar. (Beyaz Zambaklar Ülkesinde)

    6.  “Kuru bir akçaağaç yaprağı kopmuş, yere düşüyor ve hareketleri bir kelebeğin uçuşuyla aynı. Tuhaf değil mi? En kederli ve ölgün olan şey, en neşeli ve canlı olana benziyor.” (Babalar ve Oğullar)

    7.  İnsanlar, babalarıyla analarının dağ gibi ümitleriyle dünyaya geldikten sonra denizler gibi ümitsizlikler içinde boğularak kaybolup gidiyorlardı. (Ruh Adam)

    8.  Bu dünya bir okul, biz de onun öğrencileriyiz. Her birimiz buradan geçerken bir şeyler öğreniyoruz. Bazı insanlar sevgiyi, nezaketi öğreniyorlar. Diğerleri, korkarım, tacizi ve vahşeti. Ama en iyi öğrenciler, zorluk ve zulümle karşılaştıklarında bundan cömertlik ve şefkat çıkartabilenlerdir. Çektikleri acıları başkalarına yaşatmamayı seçenlerdir. Ve insan ne öğrenirse, mezarına da onu götürür yanında. (Gökyüzünde Nehirler Var)

    9.  Yahuda'nın günahı neydi biliyor musun? Onun günahı, kendi sevgisine ihanet edecek kadar kibirli olmasıydı. İsa'ya onu sevdiğini anladığı için ihanet etti. (Leonardo’nun Yahuda’sı)

     

    10. "Bu sandıklar çok mühimdir, savaşta onlarla cephane taşımıştık, şimdi savaş bitti, kültür sanat savaşımız başladı, bu yeni savaşımızın cephanesi kitaplardır" (Mustafa Kemal)


    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.