MAFYA DİZİLERİ ve GENÇLER ÜZERİNDE ETKİLERİ

MAFYA DİZİLERİ ve GENÇLER ÜZERİNDE ETKİLERİ
  • 0
    0
    0
    0
  • İnsanların belli bir kesimi buna "kurgu" diyor ben ise toplumsal zehir. 

    Her hafta bir depoda bir sandalyeye bağlanmış adam dövme sahnesi izletmek sanat mıdır? Yoksa yaratıcılıktan nasibini almamış, estetik duygusu körelmiş senaristlerin halkın hassas noktalarını sömürmesi mi? Bir laboratuvarda sabahlayan bilim insanını sıkıcı diye ekrana taşımayanlar, elinde tespihle nizam vermeye kalkan cahilleri başköşeye oturtuyor. Bu diziler yüzünden sokaklarımız Adidas marka fosforlu ceket, yaz kış giyilen aynı marka şapka, belinde silahla gezen ve kendini o dizideki ölümsüz kahraman sanan zihin fukaralarıyla doldu. Sizin reyting uğruna patlattığınız her sahte kurşun, gerçek hayatta bir annenin ocağını söndürüyor bir gencin geleceğini karartıyor. Devletin hukukunu, polisini, yargısını etkisiz eleman gibi gösterip adaleti bir magandanın iki dudağı arasına hapseden bu zihniyet, hukuk devletinin temeline dinamit koymaktadır.  Evet. Şiddeti fon müziğiyle romantize etmek, cinayeti estetik bir kılıfa sokmak ve suçluyu alternatif bir adalet merci gibi göstermek, dinamit koymaktır.   

    Yazın neden mafya dizileri yok hiç düşündünüz mü? 

    Çünkü o sıcakta terleyen, tişörtü sırtına yapışmış bir adamın devlet benim, racon benim demesi kimseye inandırıcı gelmez. Ciddiyet ile asabiyeti, saygınlık ile korkutuculuğu birbirine karıştırıyorlar. Saygınlık, dükkanlardan satın alınan paltolarla kazanılmaz. Yaşanılan onurlu bir hayatla ve üretilen değerle kazanılır. Bizlere saygınlık diye yutturulan tekstil ürünlerinin içindeki şiddet fetişizmini reddetmek, bir zeka belirtisidir.  
      
    Daha iyi yapımlar yok ki mecbur bunları izliyoruz. 

    Evet, maalesef diyalogların sokak jargonundan öteye geçemediği bu sektörde izleyicinin önüne başka bir seçenek koyulmuyor. Yazın aşk dizileri kışın mafya dizileri. 
    Bizim topraklarımızda binlerce gerçek hikâye, binlerce kahramanlık ve binlerce trajedi varken neden hala plazalara, sahte yalı dairesi kavgalarına hapsoluyoruz? Çünkü gerçek bir şeyler anlatmak emek ister vizyon ister cesaret ister. Bizimkiler ise kolaya kaçıp, izleyiciyi bir sonraki bölümde öpüşecekler mi? Merakıyla ekrana kilitlemeye çalışıyor.  
     

     

    Bu dizilerin gençliğe verdiği en büyük mesaj şudur: Okuma, ter dökme, bir zanaat öğrenme, birinin adamı ol, beline silahı tak, racon kes ve kısa yoldan en lüks arabaya bin. Emek vermeden yemek yemenin, alın teri dökmeden saygınlık kazanmanın mümkün olduğu yalanı gençlerin çalışma azmini yok eder.  
    Gençler ekranda gördüğü ağır çekim şiddet sahnelerini, arkadaki hüzünlü fon müziğiyle birleştiğinde bir dakika bu adam haklı diyor. Şiddet, bir problem çözme aracı olarak gösteriliyor. Okulda, mahallede ya da trafikte bir sorunla karşılaştığında akıl yürütmek yerine, izlediği paltolu abisi gibi kaba kuvvete başvurmayı delikanlılık sanıyor. Oysa gerçek delikanlılık, öfkesine hâkim olup aklıyla hareket etmektir namlunun ucuna sığınmak değil.  
     
    Peki ne yapacağız?  

    Öncelikle aile içerisinde ve bilhassa sokakta kahraman tanımını değiştirmemiz gerekiyor.   
    Bakın ebeveynler ve genç kardeşlerim:  
    Saygınlığı kumaş kalitesinde, gücü ise namlunun ucunda arayan bu karton karakterler, senin zekana yapılmış bir hakarettir. Gerçek asalet gerçek mafyalık kaba kuvvette değil akılda  üretilen değerde ve bükülmez bir haysiyettedir.  
     
    Mustafa Kemal Atatürk'ün sözü ile yazıyı sonlandıralım:  


    “Gençler! Cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz; almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz." 
     
     


    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.