Bir ülkeyi topla tüfekle işgal etmene gerek yok. Dilini boz, kavramlarını elinden al gerisi çorap söküğü gibi gelir. Bizim şu an yaşadığımız tam olarak bu. Gönüllü sömürgeleşme. Sokakta, ofiste, kafede duyduğumuz şey Türkçe değil genetiğiyle oynanmış, ne idüğü belirsiz bir karmaşa ve millet bunu modernlik sanıyor. Alakası yok bu düpedüz özentilik.

Bu batı hayranlığı öyle bir noktaya geldi ki Türkçe konuşmak köylülük araya İngilizce sıkıştırmak elitlik sayılıyor. Kafedeki menüye bakıyorsun soğuk kahve yazsa kimse yüzüne bakmayacak ama Ice Latte yazınca millet kuyruğa giriyor. İçtiğin ürün aynı ama etiketi gavurca olunca kendimizi bir şey mi sanıyoruz anlamıyorum. Bu şekilcilik, bu marka budalalığı bence bunların hepsi tamamen aşağılık kompleksinin dışa vurumu. "Ben buralı değilim, ben aslında dünya vatandaşıyım" mesajı vermeye çalışıyorsunuz ama verdiğiniz tek mesaj şu: "Benim özgüvenim o kadar düşük ki kendimi olduğum gibi kabul ettirmek için yabancı kelimelerin forsunu kullanmak zorundayım."
Kahve içilen mekanlarda sarf edilen cümlelere yıkılıyorum zaten "Bana bi tane grandey ays latti, sütü oat milk olsun, teyk evey alıcam"

Tabelalar ayrı bir felaket. Bakkal Ahmet Amca bile dükkanının adını İngilizce karakterlerle yazmaya çalışıyor. Şehirlerimiz Las Vegas'ın çakması, Londra'nın arka mahallesi gibi duruyor. Bakın kendi diline saygısı olmayanın kendine saygısı yoktur. Batı'ya özenmek onların bilimini, çalışma disiplinini, sanatını almakla olur. Onların sokak ağzını, argosunu, tüketim alışkanlıklarını kopyalayıp buraya yapıştırmakla batılı olunmaz olsa olsa taklitçi olunur ve dünyada taklitler sadece asıllarını yaşatır.
Düşünce dille üretilir. Sen Türkçe düşünüp İngilizce kelimelerle konuşmaya çalışırsan, ortaya çıkan şey ne Türkçedir ne İngilizcedir sadece grotesk bir karmaşadır. Bu karmaşadan ne bilim çıkar ne felsefe ne de sanat. Sadece like almak için yaşayan moduna göre hareket eden sığ bir nesil çıkar.
Ağzını yaya yaya check ettim diyen adamla, memleketin sorunlarını check edecek bir zekâ seviyesine asla ulaşamayız. Batı hayranlığının en tehlikeli hali, kendi sesini unutup başkasının papağanı olmaktır ve şu an gidişat, kocaman bir papağanlar ülkesine dönüşmek üzere olduğumuzu gösteriyor.



Yorum Bırakın