Andy De Emmony’nin izlediğim ikinci filmi belli ki son olmayacak. I. Dünya Savaşı sırasında, Ypres cephesinde geçen gerçek bir hikâye. İngiliz askerleri savaş sırasında bir sığınakta buldukları bir matbaayla “The Wipers Times” adlı, savaşın absürtlüğünü ti’ye alan bir gazete çıkarıyorlar. Komutanlarının baskısına rağmen gazeteyi çıkarmaya ve yayınlamaya devam ediyorlar. Çünkü savaş psikolojisindeki yorgun askerleri motive eden tek şeyin bu gazete olduğunu biliyorlar. Film boyunca yüzbaşı Robert ve silah arkadaşlarının mizahi ve müzikal bir dil kullanarak savaşın insanlık tarihinin başına gelen en korkunç şey olduğunu anlatmasına şahit oluyoruz.
Estetik yönü çok güçlü bir film ama filme dair çok az şey bulabildim, bu kadar iyi bir filmin bilinmemesine de şaşırdım açıkçası. Savaş filmi gibi görünse de abartılı savaş sahneleri yok. Silahları var ama onlar yazmayı tercih ediyor.Sanatın barbarlığa karşı direnişini konu alan harika bir yapıt.
•şarapnel parçaları ve bisküviyle yaşayabilirsen,
bir yudum çay için Tanrı'ya teşekkür edersen,
üstüne yağan top ve mermilere gülerek selamlar,
ve riske girip vızıltılarını dinlemeye cesaret edersen,
mayınların arasında sürünüp,
çukurlara düşmeden yol alabilirsen,
botların çamura batmış ama başın ısrarla gitmeye çalıştığın yöne doğru dönükken,
haykırarak ağlamaktansa, kahkahalarla gülebilirsen,
görevini devrederken muzipçe sırıtabilirsen,
ve iyi başladığın işi, iyi bitirebilirsen,
çamur ve mayın dolu bir araziyi şans yoncası gibi görürsen,
bir gün asker olabilirsin demektir evlat…
• Bazen sadece bir şiir yazmak savaşta mücadele eden yaralı ruhlara siper olabiliyor. Asıl önemli olan ne kazandığın değil nasıl direndiğindir. Mücadelenize sağlık.
iyi seyirler...



Yorum Bırakın