Faninin Kendini Ebedi Sanması

Faninin Kendini Ebedi Sanması
  • 0
    0
    0
    0
  • Biyoloji acımasız ve gerçektende kimseye torpil geçmiyor. Dünyanın en zengin adamı da olsanız, en güzel kadını da olsanız, terlediğinizde kokarsınız, yaşlandığınızda sarkarsınız ve sistem iflas ettiğinde (ki buna ölüm deniyor) şişip kokmaya başlayan bir atığa dönüşürsünüz. Biyoloji veya doğa diyelim sizin banka hesabınızla ilgilenmez. Yerçekimi, yüzünüzdeki  gergin cildi aşağı çekmek için saniyelik mola vermez. Bu kaçınılmaz çürümeye mahkum bir organizmanın, kendini kâinatın merkezi sanması, çok enteresan bir durum. Nasıl mı ? Anlatayım:

    Bugün etrafınızda bilhassa yakın çevrenizde küçük dağları ben yarattım edasında dolaşan tipler vardır. Kibirli insanlardan bahsediyorum. Kibir dediğiniz şey aslında insanın faniliğinin farkında olduğu ve  bu ezikliği ego denen balonla kapatmaya çalışmasıdır. Benim arabam, benim kariyerim, benim haklılığım. Bunların hepsi, ben öleceğim ve yok olacağım gerçeğini unutmak için uydurulmuş oyalama taktikleridir. Oysa gerçek şu ki;

    Öldükten iki nesil sonra, yani torununuzun çocuğu öldüğünde isminizi hatırlayan, mezarınızın yerini bilen tek bir kişi bile kalmayacak. Tarihteki milyarlarca insan gibi silinip gideceksiniz. Sultan Süleyman’a kalmayan bu dünya sana mı kalacak zannediyordun?

    Ortalama 70 yıl yaşayan bir et yığınından farkın yok. 70 yıllık ömür dediğiniz nedir? İlk 20 yılı ne olduğunu anlamadan son 10 yılı nerenin ağrıdığını anlatarak geçer. Arada kalan  verimli denilen 40 yılın da üçte biri uykuda, bir kısmı trafikte, bir kısmı da market kuyruğunda erir gider. Elinizde topu topu 15-20 yıllık net bir bilinçli yaşam süresi var. Siz ise bu kısacık süreyi birilerine küserek, trafikte selektör yakarak, garson azarlayarak, bana yan baktı diye kavga ederek harcıyorsunuz. 

    Bir başka mevzu ego. Sizi diğer insanlardan üstün olduğunuza inandırır ama musalla taşına yattığınızda işler değişir tabi. İmam "Er kişi niyetine" ya da "Hatun kişi niyetine" der; "Genel Müdür niyetine", "Fenomen niyetine" ya da "Soylu niyetine" demez. tahta kutunun içinde, pamuk tıkalı bir şekilde yatarken, dünyayı titreten  öfkenizden,  kibirli bakışlarınızdan eser kalmaz. Toprak altındaki bakteriler ve böcekler için lezzetli bir menüden başka bir şey değilsinizdir artık. 

    Hayatı bir yarış pisti sanıyorsunuz ama aslında burası bir bekleme salonu. Herkes sırasını bekliyor. Kimi erken çağrılıyor, kimi geç. Ama sonuç değişmiyor. Ben demek, benim demek, bu geçici misafirlikte ev sahibine kafa tutmak gibidir. Şu an bastığınız toprak, sizden önce binlerce insanın benim toprağım dediği yer. Hepsi gitti, toprak kaldı. Siz de gideceksiniz,  çok sevdiğiniz koltuklar, arabalar, tapular başkalarına kalacak. Mirasçılarınız malınızı paylaşırken birbirine girecek, belki mezarınıza bir Fatiha okumaya bile üşenecekler.

    Velhasıl;

    Bir et yığını olarak, kibrin lüksüne sahip değilsiniz. Haddinizi bilmek zorundasınız çünkü az evvel saydıklarım ve  biyolojiniz sizi buna zorunlu hale getiriyor. Burnunuz havada gezdiğiniz sürece, ayağınızın takılıp düşeceği mezar her an daha da yaklaşıyor. Bu dünyada büyük adam olmak yoktur, iyi insan olmak vardır. Gerisi, çürümeye mahkum bir bedenin boş kuruntusudur.


    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.