Konumuz, Paul Lafarguenin Le Droit à la paresse (tembellik hakkı) kitabı.
Paul Lafargue kimdir? Karl Marx’ın damadıdır. Yani, devrimciliğin aristokrat kanadından sırtını sağlam bir ideolojiye dayamış, muhtemelen hayatında bir gün bile sanayide tornavida tutmamış, harç karıp tuğla taşımamış bir abimizdir. 1883 yılında bu kitabı yazarken günde 3 saat çalışmak yeter, gerisi köleliktir yaşasın tembellik diye slogan atması kolaydır. Gelip bunu bir de ay sonunu getirmeye çalışan asgari ücretliye, BAĞ-KUR primini ödeyemeyen esnafa, kirası gelince ev sahibinin kapıya dayandığı vatandaşa anlatsın bakalım. Adamı ıslak odunla kovalarlar mı kovalamazlar mı?
Lafargue, kitabında çalışmak erdem değildir, burjuvazinin uydurduğu bir yalandır diyor. Tamam, çalışmak çok matah çok zevkli bir şey olmayabilir. Kimse sabahın köründe metrobüs itiş kakışına bayılmıyor. Ama mevzu erdem olup olmaması değil ki güzel kardeşim.
Biz çalışmazsak o ekmek fırından nasıl çıkacak? Tarlayı kim sürecek? Makineler yapsın diyor kitapta. Hani nerede o makineler? Sanayi Devriminden bu yana kaç yüz sene geçti, makineler geldi ama mesai saati azalacağına arttı. Demek ki Paul abimizin hesabı çarşıya uymadı.
Tembellik Hakkını savunmak, babasından miras kalmış ya da piyangodan parayı vurmuş adamın lüksüdür. Senin benim gibi adamların tembellik hakkı yoktur. Aç kalma riski vardır. Bugün işe gitmeyip evde tembellik hakkımı kullanıyorum diyerek yattığını düşün. Ayın 1’inde doğalgaz faturası geldiğinde faturanın üzerine "Paul Lafargue benim yerime ödeyecek" mi yazacaksın? Ev sahibi kapıya dayandığında, "Ben kapitalist düzenin çarklarına çomak sokuyorum Hacı Amca, kira bekleme benden" dersen adam seni kapının önüne koyar.
Bu kitap, gerçeklikten kopuktur. Kitapta doğru tespitler elbette var. 'Kapitalizm bizi posamız çıkana kadar çalıştırıyor' tespiti doğrudur. Evet, sistem acımasızdır, seni sıkar suyunu çıkarır. Ama çözüm yatıp yuvarlanmak değildir. Çözüm, emeğinin karşılığını söke söke almaktır.
Doğada bile tembellik yok. Aslan avlanmazsa aç kalır, kuş kanat çırpmazsa düşer. İnsan neden istisna olsun?
Velhasıl;
Hayat, tembellik hakkı tanımaz. Hayat, çalışan kazanır elması kızarır demez belki ama çalışmayan aç kalır sürünür der. O yüzden bu kitabı okuyun gülün, bende çok keyifle okudum güzel kitap ama günün sonunda paşa paşa işinize gitmek zorundayız. Ekmek aslanın neresinde?
Orasını da size bırakıyorum.



Yorum Bırakın