gecelerin nasıl hissettirdiğine dair daha önce defalarca karaladığım günler oldu. karalamak benim zihnimin yansımasını ifade eder sanımca. genelde çıkmazlara girdiğimde kendimi ifade edebileceğim doğru kelimeleri buldukça zihnimin odalarında yerler açıldığını hissederim. kanımca oturup yazmayı yeğlerim bu günlerde genellikle. birisi buna kaçış diyebilir. birisi boş yapıyorsun demişti. sahi ne önemi var ki kimin ne dediğinin. bu hayat ve bu rüya benim. o yüzden sanımca kelimesinide ben uydurdum ne anlarsanız anlayın.
(saka yaptım lütfen dinleyin beni, ben kitap değilim. gerçi olsam ne fayda yirmiikinci yüzyılda. evet evet ben yirmikide yaşıyorum sizin yüzyılınıza ait hissetmiyorum kendimi o yüzden kendime yeni bir yüzyıl atadım.).
kendimi anlatmaya devam etmeyeceğim, ağzımdan aşka dair kelimeler dökülür diye korkuyorum. yazarsam ağlarım zannımca.
düşlerimi kaybettim bir son durakta, ağlayamadıkça fırtına oldu şehrimin odalarında. oturup yazmadım sana bir balkon salıncağında, yuvarladım sigaramı gönül salıncağında.
biri şu şarkıyı değiştirsin doğru kelimeleri bulamıyorum, biri şu renkleri değiştirsin doğru sesleri duyamıyorum. sende artık tik tak diye atmayı bırak akrep ve yelkovan yetişeceğimiz bir yer yok anlasana. ö(y)lesine yaşıyoruz.
yağmur duracak mı tanrım? lütfen durmasın.
fırtına dinmesin tanrım. (kedileri içeri alsan olur mu tanrım)
ya köpekler onlara kim bakacak? su koyun kapınızın önüne kışın ortasında.
tiksindim mi acaba herşeyden ve herkesden yoksa.
kaçtım mı yoksa?
nerdesin sen? evin hangi odasında.
bacakların üst üste mi mesela
kalbinin üzerine doğru yatma derdin oraya birikir yoksa.
ışıkları kapattın mı yoksa korkuttumu bu havalar seni.
acılar içinde büyüme.



Yorum Bırakın