Bazı ilişkiler iki kişiliktir, bazıları ise fark edilmeden üç kişiyle kurulur. Kurtlar Vadisi’nde Polat Alemdar ve Elif Eylül’ün ilişkisi de tam olarak böyledir. Bu ilişkiye dâhil olan üçüncü kişi ne bir rakip ne de bir ihanet figürüdür. O üçüncü kişi aslında hiç gitmemiş olan bir geçmiştir: Ali Candan.

Vakti gelince babası olan Mehmet Karahanlı’yı çökertmek için Aslan Akbey tarafından kaçırılan Efe Yakup Karahanlı, Ali ismiyle önce yetimhaneye, ardından da Candan ailesine emanet edilmiştir. Aslan Akbey gözetiminde Kamu Güvenlik Teşkilatı (KGT) ajanı olarak yetiştirilmiştir. Bu doğrultuda yaşantısını sürdüren ve gizli görevde yer alan Ali Candan’ın asıl mesleğini yalnızca Aslan Akbey bilmektedir. Aile üyeleri ve sevgilisi Elif ise Ali’nin mesleğini diplomat olarak bilmektedir.Gizli görev için Aslan Akbey tarafından İstanbul’a çağrılan Ali Candan, bundan böyle yeni bir göreve hazırdır. Ancak bu görevde ondan istenen, yeni bir kimliğe bürünmesidir. Bu kimlik Polat Alemdar’dır. Bu kimliğe bürünebilmesi için de Ali’nin ölmesi gerekmektedir. Bir patlama sonucu ailesi ve sevgilisi Ali’yi kaybeder. Bundan sonra hikâye Polat Alemdar kimliği ile devam eder.

Ali Candan, Polat Alemdar’ın eski kimliğidir. Polat bunu bilir. Seyirci bunu bilir. Ama sevgilisi Elif bilmez. Ve bilmeden, bir kez daha aynı adama âşık olur. Bu kez âşık olduğu adamın adı Ali değil, Polat’tır; ama Elif’in kalbinde hâlâ Ali yaşamaktadır. İşte tam da bu yüzden Elif hiçbir zaman Polat’la tam anlamıyla bir ilişkiye başlayamaz. Çünkü sevdiği adam karşısındadır ama tanıdığı adam yoktur.
Elif için Ali yarım kalmış bir aşktır; çünkü Ali’nin kaybına dair gerçek bir kanıt yoktur. Bu yüzden Ali, Elif’in zihninde idealize edilmiş bir figür olarak yaşamaya devam eder. Polat’la tanıştığında yaşadığı çekim, yeni bir aşktan çok eski bir bağın yankısıdır. Elif, farkında olmadan Polat’ta Ali’yi arar.
Ali’nin yokluğu, cevapsız sorularla ve vedasız bir kayboluşla zihninde donup kalmıştır. Ali’nin vefatı, yasını tutamadığı bir sevgi olarak içinde yaşamaya devam eder. Polat’la kurmaya çalıştığı her bağ, farkında olmadan Ali’ye çarpar. Polat’ın sırları, karanlık işleri, mesafesi ve duygularını geri çekişi Elif’i incitir; çünkü Elif hâlâ Ali’nin sıcaklığını aramaktadır.

Polat içinse durum çok daha ağırdır. Elif’e âşık olurken sevdiği kadının kendisini değil, bilmeden eski hâlini sevdiğini görmek zorundadır. Ali olduğunu söyleyemez; çünkü görevi buna izin vermez. Gerçeği söylerse Elif’i tehlikeye atacağını bilir. Söylemezse de Elif’i kaybedeceğini bilir. Polat bu yüzden ilişkide hem vardır hem yoktur. Fiziksel olarak Elif’in yanındadır ama duygusal olarak hep bir adım geridedir.
Ali Candan bu ilişkide fiziksel olarak olmasa da psikolojik olarak iki karakterin de merkezindedir. Elif için yarım kalan sevginin simgesiyken, Polat için ise artık olamayacağı ama içinden söküp atamadığı benliğidir. Bu yüzden Ali, ilişkide görünmez ama belirleyici bir üçüncü kişi hâline gelir.
Bu ilişkiyi imkânsız kılan şey aşkın eksikliği değil, gerçeğin saklanmasıdır. Elif bilmediği bir geçmişin yasını tutarken, Polat söyleyemediği bir kimliğin yükünü taşır ve iki taraf da aynı adamı severken aynı hikâyeyi yaşamamaktadır.Belki de bu yüzden Polat ve Elif hiçbir zaman “biz” olamaz. Çünkü aralarındaki bağ dürüstlükle değil, zorunlu suskunlukla örülmüştür. Ve bazı aşklar üçüncü bir kişi yüzünden değil, söylenemeyen bir gerçek yüzünden yarım kalır.Ali Candan bu hikâyede ne geçmişte kalmıştır ne de tamamen yok olmuştur. O, iki insanın arasında konuşulmayan ama her an hissedilen bir boşluk olarak yaşamaya devam eder. Ve bazen en ağır üçüncü kişiler, fiziksel olarak yanımızda olmayanlardır.



Yorum Bırakın