ölürken bile iyi kalabilmek; şahmaran

ölürken bile iyi kalabilmek; şahmaran
0 Beğen
0 Yorum

Merhaba!

Bugün size bilgeliği ve fedakarlığı ile ön plana çıkan bir kadın figürden bahsedeceğim. Aynı zamanda kendisini konu alan aynı isimde bir de dizi mevcut. Merak ediyorsanız, kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim.

Şahmaran kelime anlamına bakıldığında, yılanların şahı anlamına gelir. Bilgeliği ve fedakarlığı ile öne çıkar. Her ne kadar "şah", erkekler için kullanılan bir unvan olsa da Şahmaran'a ilişkin tüm efsanevi kayıtlarda ve Şahmaran efsanelerine özgü tüm betimlemelerde varlık dişidir. Belinden aşağısı yılan olan bu kadın, bir insan gövdesine ve yüzüne sahiptir. Tıpkı diğer mitolojik karakterlerde de görüldüğü gibi, Şahmaran oldukça güzel bir kadındır.

Gel gelelim hikayesine. Benim en en sevdiğim kısım da burası;

Çok uzun zaman önce Tarsus'ta, yerin yedi kat altında yaşayan yılanlar varmış. Bu yılanlara ''Maran'' adı veriliyormuş ve oldukça akıllı, şefkatlilermiş. Birbirleri ile barış içinde yaşarlarmış. Maranların başında duran güzel bir kraliçe varmış. Ona da ''Şahmaran'' deniyormuş. Belinden aşağısı yılan olan bu kraliçe, üstü insan ve inanılmaz güzelmiş.

Şahmaran'ı gören ilk insan Cemşab'mış.

Cemşab geçimini odunculuktan sağlayan, ailesi oldukça fakir bir oğlanmış. Bir gün arkadaşları ile beraber bal dolu bir mağara keşfetmişler. Balı çıkarması için Cemşab'dan aşağı inmesini rica eden arkadaşlarını kıramamış genç adam. Fakat Cemşab burada üzücü bir ihanete uğramış. Baldan daha çok pay almak isteyen arkadaşları, Cemşab'ı orada öylece bırakmışlar. Genç adam mağarada biraz durduktan sonra küçücük bir delikten ışık sızdığını farketmiş. Cebindeki bıçak ile deliği büyütünce, ömründe görmediği kadar güzel bir bahçe görmüş. Bu bahçede eşi benzeri olmayan çiçekler, havuz ve pek çok yılan varmış. Cemşab büyülenmiş bir şekilde bu bahçeye girdiğinde, Şahmaran ile karşılaşmış.

Genç adam, kraliçenin zamanla güvenini kazanmış. Beraber çok güzel geçinmişler. Rivayetlerin bazı versiyonlarında Cemşab'ın Lokman Hekim olduğunu ve Şahmeran'dan şifayı öğrendiğini de söylüyorlar.

Yıllar sonra, Cemşab ailesini çok özlediğini söyleyip Şahmaran'a gitmek için yalvarmış. Bunun üzerine Şahmaran kendisini salıvereceğini, ancak yerini kimseye söylemeyeceğine dair söz vermesini istemiş. Bu sözü veren Cemşab, o günden itibaren ailesine kavuşmuş ve senelerce bu sırrı kendinde saklamış.

Fakat hayat bu, sürprizlerle dolu.

Bir gün ülkenin padişahı hastalanmış. Ülkenin veziri, hastalığın çaresinin Şahmaran'ın etini yemek olduğunu söylemiş ve her yere haber salmış. Kimse Şahmaran'ın yerini söylemeyince tüm halkı hamama götürmüşler çünkü Şahmaran'ı gören kişinin tenine su değince teni kabuklaşıyormuş. Cemşab'ın da teni kabuklaşınca ona işkence yapmaya başlamışlar, binbir işkence sonunda Şahmaran'ın yerini söylemek zorunda kalmış.

Şahmaran yeryüzüne çıkartılmış. Genç kraliçe ölmeden önce Cemşab'a "Beni toprak çanakta kaynatıp suyumu Vezire içir, etimi de Padişaha yedir" demiş. Cemşab, Şahmaran'ın dediklerini uygulamış. Bu sayede padişah sağlığına kavuşmuş, veziri ise zehirlenip ölmüş. Padişah iyileştiğinde kendisini iyileştirdiği için Cemşab'ı vezir yapmış.

Efsaneye göre Şahmaran'ın öldürüldüğünü yılanlar o günden beri bilmemektedirler. Tarsus'un, Şahmaran'ın öldürüldüğünü öğrenen yılanlar tarafından bir gün istila edileceği rivayet edilir.

''Adana selden, Misis yelden, Tarsus yılandan, Mersin yalandan yıkılacaktır.'' diye bir atasözü de bulunuyor.

Ne ilginç değil mi? Şahmaran, yaşanılan bütün bu süreçte bir kere bile Cemşab'a kızmamış veya kini ile hareket etmemiş. Bu yüzden bilgeliğin ve fedakarlığın en önemli simgelerinden biri gibi geliyor bana.

Yolunuzda daima sizin uğrunuza fedakarlıklar yapabilecek bilge insanlar olsun sevgili okurlarım. 

Sevgi ile kalın.

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın