OBLOMOV NEDİR?
Bilinçli olarak oluşan tembellik haline oblomovluk adı verilmektedir. İsmini ise Gonçarov'un kitabından almaktadır. Bu hastalığa sahip kişilerin hiçbir şey yapmaya hali olmamakta ve çoğu zaman halsiz olmaktadır. Bu kişiler sadece fiziki olarak değil, zihinsel olarak da tembel olmaktadır.
KİTAP HAKKINDA
Gonçarov 1849 yılında “Oblomov’un Rüyası” adı altında öykü dizisi yayınladıktan sonraki yıllarda daha geniş çaplı bir eser haline getirerek 1857 yılında resmî olarak roman adı altında yayınlanmış.
Gonçarov eserini bir ay gibi kısa sürede yazmasını şöyle açıklıyor:
“Bu büyük romanın bir ay içinde yazılması belki de imkansız görünür. Ama unutmayın ki, bu eseri yıllarca kafamda taşıdım ve onu ancak kağıda geçirmek kalmıştı.
Kitap Oblomov'un Rus aristokratlar ve alt tabakada yer alan garip insan ilişkileri ve günümüz dünyasından uzak adetlerin hâkim sürdüğü bir zamanı konu alıyor.
KİTAP İNCELEMESİ
Zengin bir toprak sahibinin oğlu olarak dünyaya gelen Oblomov’un karakteri çocukluğundan itibaren ailesi tarafından son derece sağlıksız bir şekilde pasifize edilir. Tek başına kırlarda doyasıya koşmasına dahi izin verilmeyen bu bağımlı kişilik, uçmak için kanatlarını boşluğa açmasına izin verilmeyen yavru bir kuş misali gözümüzün önünde acımasızca engellenir, o kuş ki hayata atılması gerekirken sevenleri tarafından korunaklı bir kafeste hapis hayatıyla örselenmiştir. Serpilip, gelişmesi gerekirken karanlık bir odaya kapatılmış narin bir fidanın, büyüyünce azametli bir çınar olmasını kim bekleyebilir? Okuyucunun da anlayacağı üzere; ebeveynler, evlatlarına en temiz niyetlerle de olsa pekala zarar verebilir.
Anne ve babanın işlemiş olduğu bu cürüm, yetişkin hayatında onun sırtında taşıdığı bir kambur misali eşlik eder Oblomov’a. Ruhundaki ağırlığın farkındadır farkında olmasına ama o kendi ayakkabılarını bile kendi giymeye alışkın olmayan bir toprak sahibidir, hayat karşısındaki gayretsiz tavrını, gelecekteki müphem zaman aralıklarına sıkıştırdığı muhtelif hayallerle geçiştirir. Bu hayalleri eyleme dökmesini gerektirecek bir amaç bulamaz üstelik kendine, son derece hassas olan kişiliğinin de etkisiyle iyice kendi köşesine çekilir. Onu bu kısır döngüden çekip almak isteyen çocukluk arkadaşı Ştolz’un vesilesiyle tanıştığı Olga dahil hiç kimse bu ümitsiz gidişata mani olamaz. Çünkü o yalnızca bir karakter değil, çoktan ölmüş bir sistemi de temsil eder.
“Rusya üç devrim geçirdi ama gene de Oblomov'lar kaldı. Çünkü Oblomov'lar yalnız derebeyler, köylüler, aydınlar arasında değil; işçiler, komünistler arasında da vardır...”



👏🏽👏🏽