Ben sonbaharda doğmuşum. Doğmuşum diyorum çünkü haberim yok. Doğduğum evde iki çatı, beş baca, altı duvar ve yedi kapı var. Duvarların her birinde annemin çizdiği eşsiz güzellikteki tablolar yer alıyor. Birinci duvardaki altı numaralı tabloda, annesinin kucağında bir çocuk görüyoruz. Çocuğun iki kolu annesine sarılırken bir kolu da boğazına ulaşmaya çalışıyor. Ulaşsa o küçük elinin tüm kuvvetiyle katil olacak. İkinci duvardaki dört numaralı tabloda bir sonbahar günü resmedilmiş ama buna rağmen köşede yemyeşil duran bir ağaç dallarıyla güneşe ulaşmaya çalışıyor. Üçüncü duvardaki beş numaralı tabloda tanrının resmi bulunuyor. Bunun tarifini size bırakıyorum.
Biraz ara vermek zorundayım, bir numaralı kapımız çalıyor. Babam gelmiş, elinde pakete sarılı bir tablo tutuyor. Elindeki tablonun bu evdeki en güzel resim olacağını iddia ediyor ve ekliyor “bu tablo için yedinci duvarı yaptıracağım”. Annem, babamın gelişinden de elindeki paketten de mutlu değil, kimsenin ondan daha iyi resim yapabileceğine inanmıyor. Kızıyor, köpürüyor ve ekliyor “ne güzel düşünmüşsün, bir an önce asalım”.
Yedinci duvar yapıladursun biz var olanlara bakmaya devam edelim. Dördüncü duvardaki bir numaralı tabloda, içinde ne kemiği ne de organları olan bir insan bedeni görüyoruz. İçinin bu kadar boş olmasından dehşete düşmüş, yanında bulunan organ yığınından kalbini yutmuş. Bedeninin boşluğu yüzünden kalbi ayağına kadar inmiş, sol topuğunda duruyor. Beşinci duvardaki iki numaralı tabloda, kalabalık bir insan topluluğu karşılarında tek başına duran bir kadına bağırıp çağırıyor. Elleri kolları havada, hepsinin yüzünde öfke var. Ancak karşılarındaki kadın onlara hiç kızgın değil, tebessüm ile bakıyor. Altıncı duvardaki üç numaralı tabloda, erkek mi kız mı belli olmayan bir çocuk duvarların içine hapsedilmiş. Kımıldamasına yetecek kadar bile yer yok, tuğlaların arasındaki boşluktan görebiliyoruz gözlerini. Bu duvarları kendi mi örmüş yoksa içine mi doğmuş belli değil.
Yedinci duvar tamamlanıyor. Tablo yerini almış, üzerindeki beyaz örtü ile bizi selamlamayı bekliyor. Babam tüm sevinciyle örtüyü açıyor ve tabloyu görüyoruz. Bunu da size bırakıyorum.
PS: metin başlığı için sevgili abim E.Y.’ye teşekkürü borç bilirim.
Kapak Fotoğrafı: Remedios Varo, Star Porridge, 1958.



Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın