İran şiirlerinde yalnızlığın iç sesi: Fürûğ Ferruhzad

İran şiirlerinde yalnızlığın iç sesi: Fürûğ Ferruhzad
2 Beğen
0 Yorum

Füruğ için yalnızlık sadece 'tek kalmak' değildi. Yalnızlık,insanların arasında dâhi kendi iç dünyasında mahsur kalmaktı.
Kendine ait olmak arzusu içinde bir yerlerde büyüyor, büyüyor ve birinin de buna dâhil olma arzusunu doğuruyordu.Şiirlerindeki aşk, çoğu zaman yalnızlığı ortadan kaldırmazdı.Yalnızlık bir gerçek olarak orada asılı durmaktaydı.
Onun hayatında aşkların iç dünyasında önemli bir yeri vardı. Füruğ, sığınak olmadığını bildiği aşkları barındırıyordu. Bahsettiği her şey onun için çelişkileriyle birlikte vâr olmalıydı.

(1962 yılında çektiği "Ev Karadır" isimli filmi de bu fikri başka bir biçimde ele almaktadır.)

 1967 yılında henüz 32 yaşındayken bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Belki de bu sebeple şiirlerinde ölüm duygusunun hissi bu denli güçlüdür. Sanki yaşamın kısalığını sezmiş ve kendisini bütün çıplaklığıyla sunmak için acele etmiştir.

Füruğ'un şiirlerinde yalnızlık sonunda tek bir duyguya indirgenemez. O yalnızlık; terk edilmenin, sevilmenin, kaybetmenin, mutluluğun ve kederin yalnızlığıdır. İnsan bu duyguları göğsünde taşırken, ölümü de sanıyorum ki bi hayli yanıbaşında hisseder.

Ve tüm bu şiir yolculuğunu tek bir cümlede toplamak gerekirse:

O, kendisine susmanın ve sağır olmanın öğretildiği bir dünyada, yalnızlığın sesini duydu ve susmadı. Bundandır ki Füruğ Ferruhzad şiirlerini okumak, yalnızlığa kucak açmak ve onu usulca içine yerleştirmek öğretisini taşır.

Füruğ Ferruhzad'tan birkaç alıntı:


1) 

Pişman değilim 

Zamanın ötesinde akıp gidiyor benim yüreğim

Yaşam yeniden doğuracak onu

Yeniden yaşatacak beni rüzgârların

Göllerinde yüzen haberci gülü

 

2)

Ve bak nasıl

Şiirlerimin beşiğine 

Sen doğuyorsun, güneş doğuyor

 

3)

Boğuluyorum

Kederden boğuluyorum

Atıyorum kendimi balkona

Gecenin yakıcı tenine dokunuyorum parmaklarımla

Sönmüştür artık ilişkilerin feri

Ve feri sönmüş ilişkiler

 

Artık kimse beni güneşle tanıştırmayacak

Kimse beni götürmeyecek

Serçelere konukluğa

 

Ve de kanatların çırpmasını hatırla

Çünkü ölümlüdür kuşlar

 

4)

Sen o aydın ve pırıl pırıl gökyüzüsün 

Ben bu kafeste bir tutsağım

Kara ve soğuk parmaklıklar ardından

Gözlerim hasretle bakıyor yüzüne doğru

 

5)

Evet gittim

Yeri ve yurdu belli olmayan bir mezarın soğukluğundaa

Çünkü ben yenilmiştim artık bu kavgada.

 

6)

Sarılayım diye sana geldim

Oysa gördüm yapraksız bir dalsın

 

 

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın