Uyku halinin içindeki uykusuzluğum... Merhaba!
Son günlerde uyudukça daha çok uyumak istiyorum ve saatlerce uyuyup daha yeni açmış olduğum halde yeniden ağırlaşan gözlerimin yorgunluğuyla başımı koyacak yer arayışındayım. Bulduğum her boşlukta gözlerim şartlanmış gibi kendiliğinden kapanıyor. Yetmiyor bir de canım serum uykusu çekiyor ki bunun için yatak döşek hasta olmam gerekse bile razı gibiyim. Aslında ne kadar uyusam da asıl istediğimin bu olmadığını içten içe biliyorum.
Huzur dolu son uykumun üzerinden haftalar geçti. Çok kısa süren ama gördüğüm en müthiş rüyadan uyanmamın üzerinden de. Üzülmediğime hatta aksine çok iyi hissettiğime ve rahatladığıma kendimi o kadar inandırdım ki bu durumu sürekli kahkaha atan, hiç susmayan, dışarıdan bakıldığında hayatımın en mutlu anını yaşadığımı düşündüren bir boyuta taşıdım. Çünkü böylesi işime daha çok gelirdi. Hayatımın en mutlu anı, saatler sonra tersine dönecek olan o an... Kendimi tekrar bir üzüntü bataklığına saplarsam çıkmam zaman alacağı için kaybedecek zamanımın olmadığını düşünerek ve değmeyeceğini de bilerek farkında olmadan böyle bir yol seçtim.
-Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi.-
Farkına varmam ise bahsettiğim bu uyku halindeki uykusuzluğumun sebebini ararken gerçekleşti. Düşüncelerimin içinde boğulmaktan korkup beynimi meşgul etmek için çok konuşmaya, üzülmediğimi iddia ettiğim için olur olmadık her şeye gülmeye başladım. Kendimle yalnız kaldığım anlarda da uyuyarak kendimden kaçmaya çalıştım. Yeniden inanmış ve yeniden yarı yolda kalmış, yeniden güvendiği yerden kırılmış, yeniden kandırılmış ve yeniden kullanılmış hissetmenin ağırlığı çöktü sanki gözlerime. Yeniden.
Huzurumu yeniden kaybettim. Hayatımın en sevdiğim rengi karanlığa gömüldü. Orada kendi hayatının normal akışına devam edebiliyorken ben o rengi canlandırabilmek için uykuya sığınıyorum. Şu an bile içimdekileri yazıya kusup bir an önce uyumak istiyorum.
-Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda o kötü.-
Uyuyarak kaçılan duygularla her gece rüyalarımızda karşılaşmak ne acı verici. Uyumanın kaçış olmadığını öğretiyor gibi. Kaldığı yerden devam eden, yaşayamadıklarını önüne seren, yaşadıklarınla yüzleştiren, bazen keşkeleri, bazen umudu, bazen gidenleri barındıran. En çok gidenleri barındıran...
-Ölmek, uyumak sadece!-
Ekran süresi yeterince uzun olanlar, Okan Bayülgen'in "En fena şey..." ile başlayan sözlerini bilir. Bundan yıllar önce o programda seyirciydim ve bu sözleri canlı bir şekilde dinlerken şimdi olduğu kadar içselleştirmemiştim. Bu bana bir eziyet olduğunda anladım. Bazı şeyleri yaşamadan anlamak pek mümkün olmayabiliyor. Mesela her zamanki gibi evde tek başıma tarhanamı içip hayatı sorguladığım dakikalarda Kelime Oyunu izlerken "üzgün, kederli, hüzünlü anlamında kullanılan bir tabir" sorusuna direkt "mahzun" cevabını verebildiğim için yarışmacının 6 harflik kelimenin 5 harfini alması canımı sıktı. Bilmediği bir şey herhalde. Çünkü insan bilir ne yaşadığını.
Biriktirdiklerim fazla geldiğinden artık gizleyemeyecek olduğum için uykuma kısa bir ara verip ertelenmiş hüznüme merhaba partisindeyim. Yeniden.
-Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına? Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine, sevgisinin kepaze edilmesine.-
Sevgi sandığımız kadar güçlü değil. "Bugün var, yarın yok. Yarın, gerçekten yok." Bu yüzden sizinle birkaç saat sonrasını bile kestiremeyelerle bir sonraki ayı planlamayın.
-Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!-
Teşekkürler Shakespeare,
Ve iyi uykular herkese.


Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın