Sufilik, insanın iç dünyasına yönelen kadim bir arayış dilidir.Şekillerden çok özle, bilgiden çok yaşantıyla ilgilenen bir iç yolculuktur. Bu yol, herhangi bir dar tanıma sığmaz.Daha çok insanın kendini aşma, derinleşme ve varlığı daha bütüncül bir gözle idrak etme çabası olarak anlaşılır. Merkezinde kalbin arınması, benliğin çözülmesi ve insanın hem kendisiyle hem de varlıkla daha geniş bir bağ kurması vardır.
“Sufi” kelimesi çoğunlukla Arapça suf yani yün kelimesi ile ilişkilendirilir. Sadeliğin, dünyadan hafiflemenin ve gösterişten uzak bir yaşamın sembolü olarak. Bazı yorumlar ise bu kavramı daha eski düşünce katmanlarına hatta Yunanca “sophia” (bilgelik) çağrışımına kadar uzatır. Hangi kökten bakılırsa bakılsın değişmeyen şey şudur: insanın içe yönelme, kendini arındırma ve hakikate yaklaşma arzusu.Bu yolculukta esas olan dışarıdaki form değil içeride gerçekleşen dönüşümdür. Çünkü Sufilikte hakikat çoğu zaman sözcüklerde değil insanın kendi iç sessizliğinde belirir.
Bu içsel tecrübenin en yoğun sembollerinden biri Hallac-ı Mansur’dur. “En el-Hak” sözü bireysel benliğin sınırlarını aşan varlığı tek bir hakikat içinde görmeye yönelen güçlü bir iç taşmanın ifadesi olarak okunur. Bu söz benliğin dar kabuğunu kıran bir idrak anına işaret eder.
Aynı derinlik, farklı bir kültürel dilde Meister Eckhart’ta da karşılık bulur. Eckhart, insanın içindeki “ilahi kıvılcım”dan söz eder. Tanrı’nın insanda doğrudan tecrübe edilebileceği bir iç alanı işaret eder. Ona göre hakikat, dışsal aracılardan çok insanın en derin iç merkezinde tecrübe edilir. Bu nedenle onun dili sessiz bir iç dönüşü ve benliğin çözülüşünü çağırır tıpkı Sufi geleneğinde olduğu gibi “kendinden geçme” hali ilahi olanla temasın bir kapısıdır.
Hallac’ın ateşli ve taşkın dili ile Eckhart’ın daha içe dönük, sessiz ve metafizik derinliği farklı coğrafyalarda aynı soruya yaklaşır: insan, kendi benliğinin ötesinde neyle karşılaşır?
Biri bu soruya yanarak cevap verir diğeri susarak… Ama ikisi de insanın dar ben sınırını aşmadan hakikatin idrak edilemeyeceğini söyler.
Sufilik bu geniş ufukta herhangi bir inanç kalıbına indirgenemeyecek kadar derin bir iç deneyim olarak belirir. İnsanın kendini çözerek varlığa daha bütüncül bir gözle bakmasını sağlayan bir farkındalık yoludur. Ve belki de en yalın haliyle şunu fısıldar: insan, kendinden ne kadar uzaklaşırsa hakikate o kadar yaklaşır.



Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın