Ciddileştikçe Uzaklaşmak

Ciddileştikçe Uzaklaşmak
0 Beğen
0 Yorum

Çoğumuzun kendi "hayat amacını" bulduğu, hayatını ona göre şekillendirdiği bir hobi veya bir ilgi alanı vardır. Onunla ilgilendikçe akışta kaldığı; akışta kaldıkça saniyelerin, dakikaların, saatlerin su gibi akıp geçtiği dönemleri ve o dönemlerin verdiği mutluluğun "OĞLUM, BEN BUNDAN EKMEK YERİM LAN!" dedirttiği dönemleri olmuştur.

Benimkisi de müzik oldu. Flütle başlayan serüvenime, ilkokulda önümde La Minör akor basıp 4/4lük ritim atan o Ardahan adlı arkadaş sayesinde gitarla uzunca bir süre devam ettim. Sonra bir baktım bilgisayar klavyesinden piyano çalabiliyorum, oyun oynarken kucağımdaki gitarla tema müziklerini falan taklit ediyorum, aşırı yoğun düşüncelere daldığım zamanlarda kendimce birtakım melodiler oluşturuyorum, elimi masaya vurarak ritim oluşturmaya çalışıyorum, daha neler neler...

Sonra benim için yeni görev açıldı: "Hayatının marşını yaz!" Tabii ki bu marş dediğimiz şey, epik duygular barındıran bir şeyden ibaret değil. Ömrümün son demine kadar oluşturduğum repertuarımın tamamıydı.

Oradan bakılınca nasıl biri olduğumu düşünüyorsunuz, bilmiyorum fakat ben bu işte en iyisi değildim. Sadece tüylerimi diken diken yapan armoniler, ritimler arasında süzülüp gidiyordum.

Hayat bazen bok gibi gitse de benim sığındığım bir limandı müzik. Benim için öyleydi.

İş ne zaman benim için ciddiyete ve estetik kaygıya bindi, işte ben o zaman kaybettim. Müzik prodüksiyonuna atıldığımdan beri her stüdyo programını açtığımda kendimi yetersiz bulmaya başladım. Bu yetersizlik beni müzikten uzaklaştırmaya başladı. Yüzlerce yarım kalmış proje arasında boğulmuş hissediyorum. Eskiden kulaklıksız dışarı çıkmayan bir insandım, şimdi ise dinlediğim müzikler bile kendimle kıyas yapmama neden oluyor. Oysaki tanıdığım insanlar, beni üzmemek için yalan söylemiyorlarsa eğer, yaptığım müziklerin "iyi" olduğunu söylüyorlardı. Belki doğruydu, belki yanlıştı fakat bir raddeden sonra hiçbir şey inandırıcı gelmemeye başladı. Çünkü kafamdaki o "ideal" olanı hâlâ gerçekleştirememiştim.

Yazı veya deneme yazarken bu kaygılara ve ciddiyete sahip olmuyorum, belki de bundan ekmek yemek gibi bir ümide sahip olmadığımdandır ama eğer bir sevdiğiniz hobi varsa lütfen ama lütfen bu işi sadece "hobi" olarak yapın, fazla ciddiye almayın. Ciddiye aldıkça kontrol mekanizmanız çoğu şeyi berbat etmeye zemin hazırlayabilir, dikkat edin.

Bu sorunu çözecek reçeteye henüz rastlamadım fakat rastladığım zaman sizinle paylaşacağımdan emin olabilirsiniz.

Bu metini yazma amacım benim için bir iç dökmekten ibaretti.

Sağlıklı ve yaratıcı günler diliyorum.

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın