Üç Kere Büyük Hermes: Bir Tanrıdan Bir Peygambere
Sakkara’dan Yükselen Bir Ses
MÖ 2. yüzyıla tarihlenen bir seramik parçası Sakkara’nın tozlu toprağından çıkıyor. Üzerinde kırık dökük bir Yunanca yazı var ve bu yazının bir köşesinde, sanki bilerek vurgulanmış gibi, şu sözler tekrar ediyor: “en büyüğü ve en büyüğü, büyük kere büyük tanrı büyük Hermes.” T. C. Skeat ve E. G. Turner’ın 1968’de yayımladığı bu kâhin metni, Hermes’e “üç kere büyük” sıfatının nasıl, neden ve hangi dinî ortamda yapıştığını gösteren en eski arkeolojik tanıklıklardan biridir. Fakat asıl dikkat çekici olan, bu unvanın Mısır tapınaklarından çıkıp Yunan felsefesine, oradan da İslam dünyasının peygamberler tarihine uzanacak kadar uzun bir yolculuğa çıkmış olmasıdır.

Bir Tanrının İkiye Bölünmesi
Hermes Trismegistos aslında tek bir kişiden ziyade bir kültürel birleşmenin adıdır. Helenistik Mısır’da Yunanlar, kendi haberci ve rehber tanrıları Hermes’i, Mısırlıların yazı, hikmet ve büyü tanrısı Thoth ile özdeşleştirdiler. Mısır metinlerinde Thoth için kullanılan tekrarlı yüceltme formüllerinin, daha sonra Yunancada Trismegistos (“üç kere en büyük”) unvanına dönüşmüş olabileceği düşünülmektedir.
Böylece ortaya ne bütünüyle tanrı ne de bütünüyle insan sayılan, kutsal bilginin kaynağı kabul edilen efsanevi bir bilge figürü çıktı. MS 2. ve 3. yüzyıllarda derlenen Corpus Hermeticum metinleri, bu bilgeye atfedilen diyaloglardan oluşur. İnsan ruhunun kökeni, evrenin yaratılışı, aklın (nous) ilahî mahiyeti ve insanın kozmik düzen içindeki yeri gibi meseleler bu metinlerin merkezinde yer alır. Hermetik öğretinin özü tek bir düşüncede özetlenebilir: İnsan, içindeki ilahî akıl kıvılcımı sayesinde hem evreni hem de kendi kökenini tanıyabilir. Kurtuluş, bilgidedir; yani gnōsis'tedir.
İdris: Hermes’in İslam’daki Adı
Bu figür İslam dünyasına girdiğinde adını değiştirir, ancak temel niteliklerinin önemli bir kısmını korur. Kur’an’da iki kez kısaca fakat yüksek bir makamla anılan İdris peygamber, Müslüman müellifler tarafından erken dönemlerden itibaren Hermes ile özdeşleştirilmiştir.
İslamî kaynaklarda bu özdeşleştirme çok katmanlı bir isim zinciri üzerinden açıklanır. İbranî gelenekte Hermes ile ilişkilendirilen figür Hanok’tur (Enoch/Uhnuh). İslamî gelenekte ise İdris ismi sıklıkla “ders vermek” anlamındaki kökle ilişkilendirilmiş ve bu nedenle bilgi öğreten peygamber olarak yorumlanmıştır. Böylece ortaya şu silsile çıkar: Mısır’da Thoth, Yunan dünyasında Hermes, Yahudi geleneğinde Hanok ve İslam’da İdris. Farklı kültürlerin ve dillerin içinde ortaya çıkan bu isimler, çoğu zaman aynı hikmet figürünün farklı yüzleri olarak değerlendirilmiştir.
Bu nedenle Müslüman filozoflar onu “Ebü’l-Hükemâ” yani “Bilgelerin Atası” olarak anmışlardır. Felsefe, astroloji ve tabiat ilimleriyle ilgili eserlerde Hermes adı tercih edilirken, dinî ve tarihî literatürde İdris adı öne çıkmıştır.

Üç Hermes mi, Tek Hermes mi?
Burada hikâyenin en dikkat çekici aşamasına geliyoruz. Başlangıçta bir övgü sıfatı olan “üç kere büyük” ifadesi, zamanla bazı İslam tarihçileri tarafından kelimesi kelimesine yorumlanmış ve gerçekten üç ayrı Hermes’in yaşamış olduğu fikrine dönüşmüştür.
Bu teorinin temel kaynağı, 9. yüzyılda yaşamış Horasanlı astrolog Ebû Ma’şer el-Belhî’nin günümüze ulaşmayan Kitâbü’l-Ulûf adlı eseridir. Bu çalışma hakkındaki bilgilerimiz büyük ölçüde 10. yüzyıl bilgini İbn Cülcül’ün aktardıklarına dayanır.
Ebû Ma’şer’e göre:
• Birinci Hermes, Nuh Tufanı’ndan önce yaşamış, göksel hareketleri ilk açıklayan kişi olmuş ve İbranî geleneğindeki Hanok ile İslam’daki İdris’le özdeşleştirilmiştir.
• İkinci Hermes, Tufan sonrasında Babil’de yaşamış, tıp, felsefe ve sayıların gizli özelliklerine ilişkin ilimlerde temayüz etmiştir.
• Üçüncü Hermes ise Mısır’da yaşamış, simya ve tıp bilgisini insanlara öğretmiştir.
Kevin van Bladel’in önemli çalışması The Arabic Hermes’in de gösterdiği üzere bu üçlü tasnif rastgele ortaya çıkmış bir kurgu değildir. Hıristiyan kronik geleneği, Pers tarih anlatıları ve Harran’ın yıldız merkezli dinî kültürünün birleşiminden doğan dikkatli bir sentezdir. Bu sentez sayesinde Hermes, İslam düşünce tarihinde sıradan bir filozof olmaktan çıkarak bilimi ve hikmeti insanlığa taşıyan peygamberî bir figüre dönüşmüştür.
Bâtınî Düşüncede Yankılanan İsim
Hermes’in etkisi yalnızca tarih ve felsefe metinleriyle sınırlı kalmamıştır. İhvânü’s-Safâ risalelerinden Sühreverdî’nin işrâkî felsefesine, simya geleneğinden yıldız ilimlerine kadar uzanan geniş bir düşünce alanında Hermes veya İdris, gizli hikmetin sembolü olarak yaşamaya devam etmiştir.
Tasavvuftaki zâhir-bâtın ayrımı ile Hermetik gelenekteki seçkin bilgi anlayışı arasındaki benzerlikler dikkat çekicidir. Bu sebeple bazı araştırmacılar, Hermetik düşüncenin etkilerinin Anadolu’daki bazı heterodoks yorumlara kadar uzanmış olabileceğini ileri sürmüşlerdir.
Bunun yanında ortaçağ İslam dünyasında Hermes yalnızca İdris ile özdeşleştirilmemiştir. Bazı geleneklerde Hızır ve Lokman gibi hikmet sahibi figürlerle de ilişkilendirilmiştir. Özellikle bâtınî ve işrâkî çevrelerde Hermes, peygamber ile filozof arasındaki sınırları aşan, ezelî hikmetin temsilcisi olarak görülmüştür.
Kırık Bir Çömlek, Kırılmayan Bir Efsane
Sakkara’da bulunan o kırık ostrakon parçasına yeniden dönersek, üzerindeki birkaç satırlık ifade aslında yüzyıllar boyunca sürecek bir dönüşümün başlangıcını temsil eder. MÖ 2. yüzyılda bir Mısır rahibinin elinden çıkan bu unvan, zamanla Yunan filozoflarının diyaloglarına, Bizans tarihçilerinin kroniklerine, Bağdat’ın astroloji ve felsefe kitaplarına taşınmıştır. Sonunda ise İslam literatüründe İdris peygamber figürüyle ilişkilendirilerek yeni bir anlam katmanı kazanmıştır.
Hermes’in hikâyesi, bir bakıma antik dünyanın kendi bilgeliğini nasıl koruduğunun ve nasıl yeniden tercüme ettiğinin hikâyesidir. Aynı figür, her çağda yeni bir dilde, yeni bir kültürde ve yeni bir dinî bağlamda yeniden yorumlanmıştır. Fakat değişmeyen bir vaat hep varlığını sürdürmüştür: İnsanın, akıl ve hikmet aracılığıyla kozmosun sırrına yaklaşabileceği vaadi.
Kaynakça
• T. C. Skeat – E. G. Turner, “An Oracle of Hermes Trismegistos at Saqqâra”, The Journal of Egyptian Archaeology, Vol. 54 (1968).
• Kevin van Bladel, The Arabic Hermes: From Pagan Sage to Prophet of Science, Oxford University Press, 2009.
• Garth Fowden, The Egyptian Hermes: A Historical Approach to the Late Pagan Mind, Princeton University Press, 1986.
• TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hermes” ve “İdrîs” maddeleri.
Arda Keskinkılıç



Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın