Bir şeyler yazmayalı Uzun zaman oldu bir o yüzden basit bir yazıyla başlamak benim için en iyisi diye düşündüm. Ve işte geçtiğimiz aylarda oyun medyasını ikiye bölen mağlum oyun "MIXTAPE".
Elimizde güçlü şarkılara sahip basit bir oyun var. Tarz olarak bağımsız havası veren ucuz yeni amerikan çizgi romanı çizgisinde bir tarza sahip. Bu tarzı açıklamak için doğru kelimeyi tam bulamıyorum uydurmam gerekirse Vintage-comic diyebiliriz. Baskın özellikleri doygunluğu düşük aşırı renkli şeyler ve geometrik çizgi roman izleri. Bunun üzrerinde bu kadar durmamın sebebi günümüzde bağımsız-düşük bütçeli algısını yaratan bir tarz olması. Eseri size sanki bir dönem TUTKUSU gibi sunuyor olması. Oyun da bu işi gayet güzel becermiş durumda. Estetik konusunda 90'lar Amerikan havasını bu tarz ile güzel sağlıyor.
Peki ya bu tarzın eksikliği ne? Güzel tarz seçimi olmasına rağmen oyun yapımcılarının sanat araştırması kısmı biraz yavan kalıyor. Dönemin teknolojik aletlerini tarzını sadece Pinterest görsellerinden araştırıp bulmuşlar gibi bir yavanlıkla bize sunuyorlar. Bir kasedin nasıl geriye sarılacağının bilinmemesinden kablosuz kulaklıklara kadar hatalar mevcut. Gerçekci olacağız kaygısında değiller ama kısa oyun deneyiminde bize sundukları detayların özensizlikleri keyif kaçırıyor.
Peki ya oyunun hikayesi? Bize sunulan hikaye çok yavan. Oyunun hikayesi klasik bir lise bitiyor arkadaş ekibi başka şehirlere dağılıyor hikayesi. Kağıt üzerinde güzel noktalara değinen geçmiş hatırlatlamaları ile bize karakterin motivasyonlarını gösteren güzel sahneleri var. Problem ise bu hikayenin bizi etkileyecek hiçbir vurucu noktası yok. Oyun ne bir karakter için ağlamanıza zaman tanıyor ne de bir karakter ile sevinmenize. Tüm bunları saniyeler içerisinde biten dertler haline getiriyor. Karakterlerden biri babası ile kavga mı etti? Sorun değil 20 dk sonra toparlarlar. 4-6 saatlik bir oyun için kabul edilebilir bir durum olabilir.
Hikayede sizi kopartacak problemlerden birisi de empati kurabileceğiniz karakterlere empatilik bir şey vermemeleri. Ne bir aşk ne bir dostluk hiçbiri doğal değil. Sanki karakterin bir geçmişi yokmuş da D&D masasına oturup direkt rol yapmaya çalışan bir ekipmiş gibi. Karakterler bu hızlı seçimden dolayı kişi olma yetisini kaybediyor ve karaktere dönüşüyorlar. Tek düzeler ve ne yapacakları kolay tahmin edilebilir oluyor.
Ana karakterin tavırları oyuncuyu cidden bırktıracak düzeyde. Devrik gözleri üstten uslubu ile oyuncuya ben şu an bu karakteri kontrol etmek istemiyorum dedirttiriyor. Herhangi bir ben özel bir taşralıyım kimse beni anlamıyor diyen ucuz karakter.
Oynanış tarafından şöyle kısa bahsetmek istiyorum. oynanışa oyundan çok oyuncak diyesim var. Yapılacak şeyler özellikler belli ve o araçla o an ne yapmamız emredililiyorsa onu yapıyoruz SIKILANA KADAR. Güzel mekanikler tanıtılıyor ama Wii Sports havasından öteye gitmiyor. Taş sektirme, Beyzbol sopası kullanmak gibi aktiviteler derken aslında yaptığımız tek şey 'deneyim'. Party oyunları ile aynı mantıkta yapılmış bir oynanış yapısı var. Her bölüm farklı bir oynanış ama temelde aynı sistem tek tuşla animasyon başlatma. Oyunu oyuncak çıkartıp oyuncak yapan şeylerden birisi de oyunda kaybetmek diye bir şey yok. Hata ihtimaliniz yok. Örneğin zorlamayla arabaya çarptınız ya da oyun kolunu bıraktınız oyun devam ediyor. Cezalandırma dediğimiz süreç işlemiyor ama sanki bu süreç varmış hissiyatı vermek için de sizi uyarıyor.
Son olarak da müziklerinden bahsedelim ve oyunun içeriğini tamamen tüketelim. Güzel bir playlist hazırlanmış baya büyük şirketlere telifler ödenmiş bol bol. Joy division'ı bile duyabiliyoruz. Zaten hikayede anlatılan şey büyük şehre gidip filmlerde hangi sahnede hangi müziğin/şarkının kullanacağını belirleyecek olan bir yapımcı olmak isteyen kişiyi konu aldığından bu gayet kabul edilebilir bir odak. Oyunun amacı "Çok iyi şarkılar seçtik ve bu şarkılar zamanında şurada kullanıldı" lafını kullanmak gibi. Şahsen benim en sevdiğim şarkılardan biri olan The Touch - Stan Bush'ın bulunması bana playlist olarak yeterli hissettirdi. Eee şarkıların bol telifli olduğunu ve iyi para akıtıldığını bahsedince o soru geliyor kulağa bu oyun bağımsız mı yoksa büyük bütçeli mi?
Bu bağımsız görünüşlü büyük bütçeli bir oyun. Sosyal medyadaki olaylardan bahsetmeden bunu oyunu tamamen anlatmak cidden zor. Çünkü oyunun tüm pazarlama kampanyası sosyal medyanın kaosu gibiydi. Oyuncular ve eleştirmenlerin iki farklı cepheye dağıldığı bir ortam oluştu oyunun çıkışıyla beraber. Oyuncu tarafında pek de herkese hitap etmeyen bir oyun bulunduğu için eleştiriler dalgalıydı. Eleştirmen tarafı ise 'zirve' olarak nitelendirebileceğimiz bir noktadaydı. Bu da bir eleştiri yazısı diye diğer eleştirmenlere pek laf etmek istemiyorum ama ilk saniyeden oyunun çıkışıyla beraber yabancı basın tek bir ağızdan 10/10 dedi. Yapımcı ekibin ailesinin bağlantılarından bağlı oldukları şirkete milyarderlere kadar uzanan büyük bir drama oldu. bu kadar kısa ve küçük bir oyun için kaos devasaydı.
Uzun lafın kısası bence bu oyun fiyat performans olarak kabul görebilecek bir sinema deneyiminden başka bir şey değil. Zaten şu ana kadar anlattıklarımdan oyundan çok bir film eleştirisinin spoilersız yazısı gibi bir şey yazdığımı bile düşünmüşsünüzdür. Puan vermek pek benim tarzım değil o yüzden sadece ortalama bir iş olduğunu belirtmek isterim. Ucuz bir oyun ama şans verecekseniz Gamepass gibi bir servise üyeyseniz oradan deneyimleyip bitirebileceğiniz bir oyun. Ya da Youtube'dan da izleyebilirsiniz. Size kalmış.
Mixtape (bir oyun motoru filmi)

Yazarın Tavsiyeleri

2 dk okuma
The Game Awards 2022 Kazananları Açıklandı!

1 dk okuma
Dying Light 2 Bloody Ties'ın ücretsiz Steam profil öğeleri nasıl alınır?

2 dk okuma
Netflix'te izleyebileceğiniz 5 anime önerisi!

1 dk okuma
Silent Hill 2 remake duyuruldu!

1 dk okuma


Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın