Mesafeler birleştirdi bizi bir de sözler, razı olma hiçbir sessizliğe. Biliyorsun, seni seviyorum.
- Cemal Süreya
En güzeli hep uzaktaydı. İnsanlığın getirdiği aşınmanın bulaşmadığı, bir elin uzanamadığı uzaklıkta. Tekrarlanacak ve hırpalanacak bir yaşanmışlık yok, bir söz söyleyecek tatlı arsızlık yok, sadece salt hayranlık ve saygının getirdiği o birleşim. Muhakkak ki böyle bir güzellik uzun sürmeyecek, sürüncemede kalacaktır. Fakat birleşmenin sonsuz ve sadece bedensel olmadığını bildiğimize göre, ruhsal bir birleşim ortalama 70 yıllık insan hayatına denk gelebilmesi zor bir mucizedir. Sonsuzdur üstelik.
Gride kalan her şey insana ızdırap verir. Bilmemek yıpratır, emin olmamak kilometrelerce süründürür. Fakat meşrulaşmamış bir bağ, çoğu zaman insan için farkına varması güç, bulunmaz bir nimet olacaktır. Çok beklenilen heyecanlı bir olayın öncesi her zaman daha tatlıdır. Beklemek, gün saymak, ulaşmak için uzanmak. Tatlı olan aslında olay değil, bu süreçtir. Bu sürecin güzelliğinin farkına varmak çoğu zaman imkansızdır. Mutlaka insan bir an önce beklediğine ulaşmak isteyecek, yerinde çırpınıp dururken bulunduğu mucizeye kör kalacaktır. Fakat zaman ışık hızında ilerlerken, farkına varabilmenin güzelliğini yakalamak gerekir. Yakalamak için koşmak da gerekmez, bu bağ daha çok sakin bir yürüyüşe benzer.
“Yüreğinde hissedersen, mesafe yoktur.” Richard Bach
"En uzak mesafe ne Afrika’dır, ne Çin, ne Hindistan, ne seyyareler, ne de yıldızlar geceleri ışıldayan… En uzak mesafe
iki kafa arasındaki mesafedir birbirini anlamayan"
- Can Yücel



👏👏